(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/4966
- Karar No
- 2012/23567
- Karar Tarihi
- 17.12.2012
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2011/4966 E. , 2012/23567 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :... Mahkemesi
Davacı, almakta olduğu yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Davacı, ... tescil ve sigortalılığı ile yaşlılık aylığının Kurum tarafından iptal edildiğini belirterek dava konusu işlemin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının sigortalılığının ve kendisine bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur'luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinde zorunlu ... sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa'nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu ... sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu ... sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu ... sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 09/11/1999 günü intikal eden giriş bildirgesi ile ... ... Odası'nın 06/10/1967 tarihinde başlayan üye kaydına dayanarak 22/03/1985 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescilinin yapıldığı, 29/11/2002 tarihine kadar sigortalı sayıldığı, davacının 25/12/1993-31/12/1993 tarihleri arasında kavak alım satım faaliyeti nedeniyle vergi kaydının bulunduğu, esnaf sicil kaydının 08/11/1999 tarihinde başladığı, ... İl Müdürlüğünde yapılan müfettiş incelemesi sonucunda 04/11/1991 tarihli defterin 44. sayfası ve 44. sıra numarasında davacının kaydının 1967 olarak yazıldığı, daha sonra farklı renk kalemle 06/10 ibaresinin eklendiği, aynı defterin 42. sayfasında 1975 ve 45. sayfasında 1981 tarihli kayıtların yer aldığı, üye kayıt defterinin düzensiz tutulduğu, 22/08/1999 tarihli defterin 3. sayfası 12-44 sıra numarasında 06/10/1967 tarihi itibariyle ikinci bir kaydın bulunduğu, ilk defter olarak ibraz edilen 23/09/1981 tarihli defterin 44. sayfasında 44. sırasında davacının 1967 tarihi itibariyle kayıtlı olduğu, bu defterin de düzensiz tutulduğu, yönetim kurulu karar defterinde üyelik kararının olmadığı anlaşıldığından üç üye kayıt defterine davacının usulsüz olarak kaydedildiği ve 22/03/1985-29/11/2002 tarihleri arasındaki sigortalılığının ve yaşlılık aylığının iptal edildiği, davacı hakkında dolandırıcılık ve sahte resmi evrak tanzim etmek suçlamasıyla ...
3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/217 Esas sayılı dosyası ile kamu davasının açıldığı, 12/02/2008 tarih ve 2007/217 Esas 2008/35 karar sayılı kararı ile davacının sanık olduğu dosyada; suç tarihinden iddianamenin tanzim tarihine kadar geçen süre içerisinde 765 sayılı TCK'nun 102/4 maddesinde öngörülen 5 yıllık Zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşıldığından sanıklar hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı TCK'nun 102/4 maddesi gereğince ayrı ayrı ortadan kaldırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 11. Ceza Dairesinin 18/12/2008 tarihli kararı ile zaman aşımı dolmadığı belirtilerek bozulduğu ve 22/06/2010 tarih 2009/37 Esas ve 2010/311 Karar sayılı karar ile sanıkların delil yetersizliğinden beraatlerine karar verildiği ve dosyanını Yargıtay incelemesinde olup halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Davacının 22/03/1985- 29/11/2002 tarihleri arasında geçerli bir oda kaydı bulunmadığından bu dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığı açıktır.
Ancak davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması, davacıyı tescil edip sigortalılığı konusunda umut verdikten sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz oda kaydının davacının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Davacının kuruma tescilinin 22/03/1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa'nın getirdiği değişiklik doğrultusunda 22/03/1985 tarihi itibariyle ... ... Odası kaydına dayanılarak yapıldığı ancak davacı hakkında kuruma tescil edilmek amacıyla sahte belge tanzim ederek Oda defterlerinde tahrifat yaptığı iddiası ile dolandırıcılık ve sahte resmi evrak tanzim etmek suçlarından ...
3.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davasının açıldığı ve halen derdest olduğu, ceza davası sonucunda davacının Oda defterinde tahrifat yapılarak sahte belge tanzim edilmesi olayına katılımda bulunduğunun belirlenmesi halinde Oda kaydına hukuken değer verilemeyeceği, bu durumda ceza davasının bekletici mesele yapılması, dosyanın suretinin dosya arasına alınarak incelenmesi ve bu dosya içerisindeki delillerin değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın kimsenin kendi hilesinden istifade edemeyeceği düşünülmeksizin ceza davasının sonucu beklenmeden ve dosya getirtilerek gerekli incelemeler yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.