2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2011/6203 E. , 2012/3422 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Malatya 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ :24.12.2010
NUMARASI :Esas no:2009/549 Karar no:2010/891
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı koca tarafından, kusur, boşanmanın eki niteliğinde olmayan maddi tazminat ve manevi tazminat yönünden, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, kusur, boşanmanın eki niteliğinde olmayan maddi tazminat, manevi tazminat ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Toplanan delillerden davalı-karşı davacı kadına düğünde takılan ve kişisel eşya niteliğinde bulunan ziynet ve takıların davacı-karşı davalı koca tarafından bozdurulup harcandığı ve kadına iade edilmediği kanıtlanmıştır.
Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı olur. Bu durumda ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca almış olduğu ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Somut olayda ise; davalı-karşı davacı kadına ait olduğu anlaşılan dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davacı-karşı davalı koca tarafından bozdurularak evin ihtiyacı için harcandığı davacı-karşı davalı yanca kabul edilmiştir; evin ihtiyacı için bozdurulan ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiğini davacı-karşı davalı koca ispatlamak zorunda olup somut olayda davacı ziynet ve takıların iade şartı olmaksızın verdiğini davacı-karşı davalı koca ispat edemediğinden dava konusu ziynet eşyalarını davalı-karşı davacı kadına iade ile mükelleftir. Davalı-karşı davacı kadının ziynet ve takılara yönelik talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3.Davalı-karşı davacı kadın, davacı-karşı davalının borcu için çektiği kredi ve elden verdiği paraya karşılık 8.800 TL.'nin tahsilini istemiştir. Bu talep, Borçlar Hukukundan kaynaklanmaktadır. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden değildir. Genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasındda res'en gözetilir. Bu bakımdan davalı-karşı davacı kadının bu isteği ile ilgili olarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru bulunmamıştır.
4.Davacı-karşı davalı koca, düğün ve ev eşyaları ile davalı-karşı davacının borcu için kullandığı 22.000 TL. tutarındaki kredinin yarısı olan 11.000 TL.'nin tahsilini istemiştir. Dava, Borçlar Hukukundan kaynaklanmaktadır. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan aile hukukundan kaynaklanan dava ve işlerden değildir. Genel mahkemeler görevlidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında res'en gözetilir. Bu bakımdan bu istekle ilgili olarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün, yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle davalı-karşı davacı kadın yararına, 4. bentte gösterilen sebeple davacı-karşı davalı koca yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diger bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 21.02.2012(Salı)
KARŞI OY YAZISI Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesine göre “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.” Türk Medeni Kanunu prensip olarak kadın erkek eşitliğini kabul etmiş bu nedenle de “eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılacaklarını” hüküm altına almıştır. Öte yandan “Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” (TMK. md. 185/3) Türk Medeni Kanunun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesine göre “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Somut olayda ispat yükünün davacı-davalıda olduğuna ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle ispat yüküne ilişkin genel kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir sebepte bulunmamaktadır. Düğünde takılan ziynet eşyaları ve takılar kadına ait olup kişisel eşya niteliğindedir. Dava konusu edilen ziynet eşyalarının bir kısmının ailenin ortak giderleri için bozdurulup harcandığı davacı-davalı tarafından kabul edilmiştir. Ailenin ortak giderleri için davacı-davalı tarafından bozdurulan ziynet eşyalarının davalı-davacının rızası ile bozdurulduğunun kabul edilmesi gerekir. Ziynet eşyaları nitelik itibariyle rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev'i dendir. Bu sebeple nitelikleri itibariyle kadında bulunduğu karine olarak kabul edilir. Olağanın aksini iddia eden ispatla yükümlüdür. Niteliği itibariyle davalı-davacıda bulunması gereken ziynet eşyalarının aile içerisinde ihtiyaç duyulması halinde bu eşyaları elinde bulunduran eşin rızası ile bozdurulması olağan olandır. Bu durum Türk Medeni Kanunun 185/3 ve 186/3 maddeleri gereğince davalı-davacı eş için aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu sebeple somut olayda ispat yükü davalı-davacıya aittir. Davalı-davacı kadının kendisine ait ziynet eşyalarının rızası dışında ve iade şartıyla elinden alınıp bozdurulduğunu ispat etmesi gerekir. Davalı-davacı da kendisine ait olan ve kural olarak kendisinde bulunması gereken ziynet eşyalarının rızası dışında veya iade şartıyla davacı-davalı tarafından elinden alınıp bozdurulduğunu ispat edememiştir. Davalı-davacı eş ailenin ortak giderleri için malvarlığından rızasıyla yaptığı katkıyı geri isteyemez. Davalı-davacının bu katkıyı kendisine ait ziynet eşyalarını bozdurarak yapmış olması sonucu değiştirmez. Türk Medeni Kanununun 186/3. maddesinin somut olayda uygulanmamasını gerektirecek bir hukuki gerekçede yoktur. Bu sebeple temyize konu hükmün ziynet eşyalarına ilişkin bölümünün onanması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.