2. Hukuk Dairesi
2. Hukuk Dairesi 2012/6229 E. , 2012/25439 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ankara 4. Aile Mahkemesi
TARİHİ :30.11.2011
NUMARASI :Esas no:2009/1474 Karar no:2011/1622
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kusur belirlemesi, tazminatlar ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2.Davalı-davacı kadın, dava dilekçesinde 3000 TL. maddi tazminat talebinde bulunmuş, 06.10.2010 tarihli celsede; maddi tazminatın dayanağı konusunda istenilen açıklama üzerine,16.12.2010 tarihli dilekçe ile maddi tazminat isteğinin 1000 TL'lik kısmının Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi kapsamında olduğunu belirtmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 26. maddesi uyarınca hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Davalı- davacı kadının istemi 1000 TL. olduğu halde, talep aşılarak 3000TL maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusur bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davalı-davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı orantısız ve çoktur. Daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
4.Velayet kamu düzenine ilişkindir. Velayet düzenlemesinde aslolan çocuğun sağlık, eğitim ve ahlaki bakımdan yararıdır. Dava sırasında müşterek çocuklar fiilen baba yanındadır. Ebeveynlerin kişilik özellikleri, tutumlar, çocuk yetiştirme yetenekleri, çocuklarla iletişimleri, velayet konusunda istek düzeyleri, gerekçeleri, çocukların tutumları, beklentileri, çocukların eğitsel, sosyal, duygusal ve psikolojik faydaları gözönünde tutularak, pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanları tarafından hazırlanan 13.05.2011 tarihli inceleme raporu ve 18.08.2011 tarihli psikososyal değerlendirme raporunda ayrıntıları ile açıklandığı üzere müşterek çocukların yararı ve mevcut koşullar gözönüne alınarak müşterek çocukların velayetinin babaya verilmesi gerekirken, çelişkili gerekçe ile velayetin anneye verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.