17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/1657 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 19/04/2017
NUMARASI: 2014/1331 Esas, 2017/343 Karar
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkil şirkete sigortalı dava dışı ... Tic. A.Ş unvanlı iş yerinde 29/12/2013 tarihinde yaşanan hırsızlık olayında sigortalının çelik para kasasının çalındığını, ayrıca işyerinin kapı ve kepenk kısmında maddi hasar meydana geldiğini, ekspertiz incelemesi sonucu 25.892,00 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, hırsızlık olayında davalı güvenlik şirketinin tamamen kusurlu olduğunu, bu nedenle sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı icra dosyası üzerinden takip başlattıklarını, ancak davalının takibe haksız itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı taraf süresinde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacının sigortalısının hırsızlık nedeniyle 25.892,00 TL zararı bulunduğu, davalı özel güvenlik şirketinin hırsızlık olayının meydana gelmesinde % 50 oranında kusurlu olduğu, bu nedenle davacının takip tarihi itibariyle 12.946,00 TL asıl alacak ve 363,90 TL işlemiş faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 12.946,00 TL asıl alacak ve 363,90 TL işlemiş faiz yönünden devamına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; kararın gerekçesiz olduğunu, kararda bilirkişi raporuna atıfla yetinildiğini, davalının hizmeti gereği gibi ifa etmediğini, hizmet alanının büyüklüğüne rağmen personel yetersizliği ile ilgili risk analizi raporu sunmadığını, hırsızların sigortalı markete ön kapıdan girdiklerini, ön kapıya çok yakın mesafede güvenlik kulübesi olmasına rağmen olayın gerçekleştiğini, markette gece tadilat yapıldığını, davalı personelinin market içerisinde gördüklerine kimlik sormadığını, bu nedenlerle davalı güvenlik şirketinin olayda tamamen kusurlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; kararın somut gerekçe içermediğini, müvekkili şirketin ilk raporda hafif kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen hükme esas alınan raporda sigortalı ile eşit kusurlu görüldüğünü, kararda raporlar arasındaki çelişkiye değinilmediğini, zararın miktarı hususunda araştırma yapılmadığını ve eksper raporuna göre hüküm kurulduğunu, sigortalı markette bir ay boyunca gece tadilat yapıldığını ve olay günü alarm ve kamera sisteminin çalışmadığını, bu nedenlerle sigortalının olayda tamamen kusurlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, sigortalıya ödenen sigorta tazminatının hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı şirketten rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketinin hırsızlık nedeniyle sigortalıya ödediği 25.892,00 TL sigorta tazminatı ile 536,28 TL işlemi faiz olmak üzere toplam 26.428,28 TL'nin tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı icra dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itirazı üzerine itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, hırsızlık olayında sigortalı ve davalı güvenlik şirketinin 1/2 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle takibin 12.946,00 TL asıl alacak ve 363,90 TL işlemiş faiz yönünden devamına karar verilmiş, taraf vekilleri hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu uyuşmazlık, hırsızlık olayında tarafların kusur durumu ile zararın miktarı hususlarında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan 04/04/2016 tarihli raporda; hırsızlık olayında işyerinin bulunduğu bina yöneticiliğinin ikinci derecede, davacının sigortalısının birinci derecede kusurlu olduğu, davalı özel güvenlik şirketin ise hafif kusurlu olduğu rapor edilmiştir. Hükme esas alınan 17/01/2017 tarihli raporda; sigortalının site yönetimine ve güvenlik şirketine, hırsızlık olayın gerçekleştiği tarihte ve öncesinde, 1 ay süre ile gece tadilat yapılacağının ve çalışacak personellerin isimlerinin bildirilmediği, mağaza içerisinde bulunan alarmın kurulmadığı, çalışma süresince bilerek kapatıldığı, hırsızlık olayını görüntüleyen kamera görüntülerinin olmadığı, mağaza içerisinde gece çalışması ile ilgili çalışma güvenliğinin alınmadığı, bu nedenle sigortalının % 50 oranında kusurlu olduğu; dava dışı site yönetiminin ise 5 kişilik özel güvenlik personeli izni almasına rağmen, güvenlik hizmetinin 3 personel ile sağlanması yönünde sözleşme yaptığı, koruma planına göre siteye giriş çıkış yapılabilen tek kapının olmadığı, 3000 m2 açık 24000 m2 kapalı olmak üzere 27000 m2 alanın bir gece bir gündüz güvenlik görevlisi ile 24 saat güvenliğinin sağlanmasının mümkün olmadığı, bu yönde güvenlik görevlisi sayısını artırmadığından site yönetiminin % 25 oranında kusurlu olduğu; davalı özel güvenlik şirketinin ise; site alanına birden fazla giriş çıkış yapılabilen geniş alanların olduğu, sitenin yalnızca hırsızlık olayının gerçekleştiği iş yerinden ibaret olmadığı, 30 m mesafede bulunan güvenlik kulubesinde sürekli bulunan görevlinin olmadığı, olduğu takdirde sitenin diğer alanlarının kontrol edilemeyeceği, toplam 27000 m2 lik alanın gündüz 1, gece 1 güvenlik görevlisi ile 24 saat güvenliğinin sağlanmasının mümkün olamayacağı, alanın geniş oluşu nedeniyle yalnızca bir iş yerinin korunmasının mümkün olunamayacağı, bu nedenle davalı özel güvenlik şirketinin dava dışı bina yöneticiliğine personel sayısının artırılma yetkisinin kendisinde olmadığı halde hizmet alanı ile ilgili olarak personel yetersizliğini risk analizi raporu düzenleyerek sunmadığı gerekçesiyle % 25 oranında kusurlu olduğu ve güvenlik sağlama işini de bu hali ile kabul etmiş olması nedeniyle zarardan % 50 oranında kısmından sorumlu olması gerekeceği; zararın tespitinde dava dışı sigortalının defter ve kasa kayıtları esasa alınmış olup, olayın meydana geldiği tarihten öncesi ve sonrası günlük kasa ciroları ve kasalara dağıtılmak üzere ertesi gün için mevcut bozuk para tutarı da esasa alınarak yapılan hasar tespitine göre dava dışı sigortalının toplam zararının 25.892,00 TL olduğu, davalının davacıya kusur oranında 12.946,00 TL hırsızlık sonucu rücuen tazminat ödenmesi gerekeceği, davacının rücuen tazminatın ödenmesi ile ilgili olarak davalıya gönderdiği ihtar yazısında 10 gün mehil verildiği, tebellüğ tarihi dikkate alındığında temerrüdün 21/05/2014 tarihinde başlayabileceği rapor edilmiştir. Buna göre sigortalının işyerinde gece yapılan tadilatı bildirmediği, tadilat nedeniyle olay günü alarm sisteminin çalışmadığı gibi kameralarında çalışmadığı, çalışma süresince bilerek alarm sisteminin kapatıldığı; ancak davalı güvenlik şirketinin de 27.000 m² lik alanın gündüz 1, gece 1 güvenlik görevlisi ile 24 saat güvenliğinin sağlanmasının mümkün olamayacağı, davalı güvenlik şirketinin personel yetersizliğini risk analizi raporu düzenleyerek bildirmediği ve güvenlik sağlama işini de bu hali ile kabul ettiği anlaşıldığından, olayda sigortalının ve davalı güvenlik şirketinin 1/2 oranında kusurlu bulunmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bunun yanında davalı güvenlik şirketi, bina yöneticiliği ile arasındaki güvenlik hizmetine dair anlaşma gereği güvenlik hizmeti vermektedir. Davalı güvenlik şirketi ile bina yöneticiliğinin olaydaki kusur durumları, kendi aralarındaki iç ilişkide dikkate alınabilecek olup, zarar gören sigortalıya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Diğer taraftan ekspertiz raporunda olay günü nakit satış tutarının 23.392,00 TL, marketlere dağıtılan 1.500,00 TL olmak üzere kasada 24.892,00 TL olduğu tespit edilmiş, ayrıca kapı ve kepenk onarımı ile kasa bedeli olarak 1.000,00 TL zarar olmak üzere sigortalının hasar miktarı 25.892,00 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece alınan raporda da sigortalının zararı aynı miktarda belirlendiğine göre, sigortalının olay nedeniyle zararının 25.892,00 TL olarak kabul edilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Şu halde sigortalının hırsızlık nedeniyle zararının 25.892,00 TL olduğu, davalı güvenlik şirketinin olayda % 50 oranında kusurlu olduğu gözetildiğinde mahkemece davalının kusuru oranında takibin 12.946,00 TL asıl alacak yönünden devamına karar verilmesi yerindedir. Ancak davacı 25.892,00 TL asıl alacak ve 536,28 TL işlemiş faiz üzerinden icra takibi başlatmış, davalı takipte borcun tamamına itiraz etmiş, dava dilekçesinde ise, dava değeri 25.892,00 TL olarak gösterilerek davalının takibe itirazının iptali talep edilmiştir. HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonucu ile bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Mahkemece, işlemiş faizin de takibine imkan verecek şekilde itirazın iptaline karar verilerek talep aşımına gidilmek suretiyle karar tesisi HMK'nın 26/1 maddesine aykırıdır. Ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, takibin 12.946,00 TL asıl alacak yönünden devamına dair yeniden karar verilmesi gerekmiştir. Bunun yanında alacak likit olmadığından davacının icra tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen nedenle kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.