(Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/19749 E. , 2012/18815 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davalı sendikanın yapmış olduğu yetki tespiti istemi sonucunda olumlu yetki tespitinde bulunulmuş ise de, işyerinde çalışan işçi sayısının ve üye sayısının tespitinin yanlış yapıldığını, başvuru tarihi itibari ile çalışan işçi sayısının belirlenen 77 kişinin çok üzerinde bulunduğunu, ayrıca ilgili sendika üyesi olarak gösterilen bir kısım kişilerin başvuru tarihi itibari ile geçerli başka sendika üyeliklerinin söz konusu olduğunu, bunun dışında üye kayıt fişlerinin kanuna aykırı olarak üç iş günü içinde işverene gönderilmediğini belirterek bakanlıkça yapılan olumlu yetki tespitinin iptaline ve davalı sendikanın yetkisi bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Bakanlık vekili; diğer davalı ... İş Sendikası tarafından işyerinde yetki tespitinde bulunulması üzerine işyerinde 06.09.2011 başvuru tarihi itibariyle 77 işçinin çalıştığı, bunlardan 42 işçinin Birleşik Metal İş Sendikası’na üye olduğunun tespit edildiğini, yetki tespitinde bir hata olmadığını, sendika tarafından üye kayıt fişlerinin üç iş günü içinde işverene verilmemiş olmasının yetki tespitinin iptalini gerektirmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı sendika vekili; davacı tarafın sendikanın yetki almasını engellemek için işçi sayısını muvazaalı olarak artırdığını, Eylül ayı için 32 kişinin işe alındığını ve bu kişilerden 24 kişinin yetki başvurusunun yapıldığı tarih ve iki gün öncesi işe alındığını, davacı işyerinde başvuru tarihi itibari ile sendikanın 46 üyesi bulunduğunu, üye kayıt fişlerinin işverene bildirilmemesinin çoğunluk tespitinin iptalini gerektirmeyeceğini ve tüm bu nedenlerle davalı sendikanın işyerinde yeterli çoğunluğa sahip olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı sendikanın davacı işverenin işyerlerinde çoğunluğu sağlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı sendikanın davacıya ait işyerlerinde çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığı ve bu itibarla olumlu yetki tespitinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2822 Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 12. maddesinin 1. fıkrasında, “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde onunun (tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolu hariç) üyesi bulunduğu işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinin her birinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının kendi üyesi bulunması halinde bu işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir. İşletme sözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarak nazara alınır ve yarıdan fazla çoğunluk buna göre hesaplanır…” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 13. maddesinde, “Bir toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazıyla başvurarak kurulu bulunduğu işkolunda üye sayısı itibariyle yüzde on (tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolu hariç) oranını sağladığının belirlenmesini ve sözleşmenin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinde başvuru tarihinde çalışan işçiler ile üyelerinin sayısının tespitini ister. İşçi sendikası kendisinde bulunan üyelik fişlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yetki için başvurduğu tarihten itibaren üç işgünü içinde işverene vermek zorundadır.
Çalışma Bakanlığı, kayıtlarına göre sendikanın çoğunluğu haiz olması halinde, toplu iş sözleşmesi yapma başvurusunu işyerindeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikalarıyla taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene başvurunun alındığı tarihten itibaren altı işgünü içinde başvuru tarihindeki kayıtlara göre bildirir. Çoğunluğu haiz olmadığının tespiti halinde bu bilgiler sadece başvuran sendikaya aynı süre içinde bildirilir.” denilmiştir.
Söz konusu Kanun'un 15. maddesinde ise, “Kendilerine 13 ve 14 üncü maddeler uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren, taraflardan birinin veya her ikisinin gerekli yetkiyi haiz olmadıkları veya kendisinin çoğunluğu bulunduğu yolundaki itirazını sebeplerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren altı iş günü içinde işyerinin bağlı olduğu bölge müdürlüğünün bulunduğu yerdeki iş davalarına bakmakla görevli mahkemeye yapabilir. Toplu iş sözleşmesi birden fazla bölge müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsadığı hallerde itiraz Ankara' daki iş mahkemesine yapılır. İşletme toplu iş sözleşmesi için itiraz, işletme merkezinin bulunduğu yerdeki iş mahkemesine yapılır. İtiraz dilekçesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına veya ilgili Bölge Müdürlüğüne kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde onunu temsil edemeyen sendika yetki itirazında bulunamaz.
İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata iddiasıyla süreye ilişkin itirazları mahkeme altı işgünü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme duruşma yaparak karar verir. Duruşma sonunda verilecek karar temyiz edildiği takdirde Yargıtayca onbeş gün içinde kesin karara bağlanır. Mahkemeye itirazın yapılması, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Başvuru tarihi öncesinde çoğunluğu etkilemeye yönelik muvazaalı olarak işçi alındığı iddiaları konusunda öncelikle iddiaya konu işçilerin başvuru tarihinde fiilen işyerinde çalışıp çalışmadıkları, başvuruyu izleyen dönemde çalışmaya devam edip etmedikleri, başvuru sonrası işten çıkarılıp çıkarılmadıkları önem arz etmektedir. Muvazaalı olarak işe alındıkları iddia edilen işçilerin başvuru sonrasında da makul sürelerde çalıştırılmaya devam edilmesi durumunda muvazaalı bir işlemden söz etmek mümkün olmayacaktır.
Dosya içeriğine göre; davalı sendikanın 06/09/2011 tarihinde yetki tespiti için diğer davalı bakanlığa başvurduğu, sendika üyesi olmayan 24 işçinin 03/09/2011 ve 05/09/2011 tarihlerinde işe alındıkları, bunlardan 7 tanesinin yetki başvurusundan hemen sonra aynı ay içinde işten çıkartıldıkları, diğer taraftan 19 tane sendika üyesi işçinin başvuru tarihinden sonra eylül ayı içinde işten çıkartıldıkları, 20 tane davalı sendika üyesi işçinin ise başvuru tarihinden sonra 08/09/2011-01/11/2011 tarihleri arasında sendika üyeliğinden istifa ettikleri, bunlardan 18 tanesinin eylül ayında çıkarılan işçilerden olmadıkları, bir tanesinin eylül ayında çıkarılan işçilerden olduğu, bir tanesinin ise 08/09/2011 tarihinde işten çıkartılıp aynı tarihte sendika üyeliğinden istifa ettiği ve 16/09/2011 tarihinde yeniden işe alındığı, çıkarılan işçilerden ...’in tekrar ...İş Sendikası’na üye oldukları, son olarak davalı sendikanın davacı şirket yetkileri hakkında sendikal özgürlüğe müdahale ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğu ve bu konuda .... Asliye Ceza Mahkemesinde derdest bir dava olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki anlatımlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Davalı sendikanın yetki almasını önlemek amacıyla davacının muvazaalı işlemlere giriştiğine dair ciddi şüphe uyandıracak verilerin dosya içinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple özellikle başvuru tarihinden altı ay öncesi ve altı ay sonrasına ait dönem bordrolarının dosya kapsamına dahil edilerek 03/09/2011 ve 05/09/2011 tarihlerinde alınan işçilerin işten çıkartılıp çıkartılmadıkları, çıkartılmışlar ise işe iade davası açıp açmadıkları, işçi alımına devam edilip edilmediği, alıma devam ediliyorsa bunlar arasında davalı sendika üyesi işçi bulunup bulunmadığı, işyerinde normal olarak işin kaç işçiyle görüldüğü, davacının Eylül ayındaki işçi alımının işin artmasına dayanıp dayanmadığı, başvuru tarihinden sonra işyerindeki sendikalı işçi sayısında bir değişiklik olup olmadığı, yine başvuru tarihinden sonra sendika üyesi işçilerin sendikalara dağılımında bir değişiklik olup olmadığı gibi hususların ve davalının muvazaa iddiasının bu kapsamda geniş bir biçimde araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.