4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2017/1233
- Karar No
- 2022/1072
- Karar Tarihi
- 16.12.2022
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- BERAATİNE
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; 22/04/2017 tarihinde müvekkillerinin murisi ...’ın yönetimindeki ... plakalı araca yeşil ışık yanıyorken davalılardan ...’in sahibi ve işleteni olduğu, diğer davalı ...’ın yönetimindeki aracın kırmızı ışıkta dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde geçerek sol şeritte bulunan murise ait araca çarpması sonucu meydana gelen kazada ...’ın feci bir şekilde can verdiğini, araçta bulunan müvekkilleri ... ve ...’ın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandıklarını, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde yataklı tedavileri tamamlanarak taburcu edildiklerini, kazayla ilgili yapılan soruşturma sonucunda İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ... Esas sayılı davanın derdest olduğunu, kazanın davalı sürücünün kusurundan kaynaklandığını, ihmalin çok ötesinde olduğunu, ...’ın vefatı sebebiyle müvekkillerinin onun desteğinden yoksun kaldıklarını ve maddi zarara uğradıklarını, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı yönünden gerekli başvurunun yapıldığını, hasar dosyasında yapılan aktüerya hesabı sonucunda sigorta poliçesinde belirtilen 310.000,00 TL’nin müvekkillerine ödendiğini, kazanın 2017 yılında meydana gelmesi sebebiyle bu yıl için belirlenen poliçe limit tutarının 330.000,00 TL olduğunu, bu nedenle eksik ödenen 20.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsilinin istendiğini, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi anlamında belirsiz alacak ve tespit davası olduğunu, maddi zarar tam olarak belirlenince harcı tamamlayacaklarını belirterek ıslah ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla ...’ın vefatı sebebiyle müvekkillerinden ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL ve ... için 75.000,00 TL olmak üzere toplam 225.000,00 TL manevi tazminatın; müvekkillerinden ...’ın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması sebebiyle ... için 25.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL ve ... için 20.000,00 TL olmak üzere 65.000,00 TL manevi tazminatın; müvekkillerinden ...’ın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması sebebiyle ... için 25.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL ve ... için 25.000,00 TL olmak üzere 65.000,00 TL manevi tazminatın, toplamda 355.000,00 TL manevi tazminatın kazanın tarihi olan 22/04/2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi hariç tutulmak üzere diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ıslah ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ...’ın vefatı sebebiyle müvekkillerinden ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve ... için 10.000,00 TL olmak üzere 30.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketinin hasar dosyasındaki eksik ödeme sebebiyle sadece 20.000,00 TL’sinden ve ferilerinden sorumlu tutulmak üzere); müvekkillerinden ...’ın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması sebebiyle ... için 10.000,00 TL çalışma gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminatın ve müvekkillerinden ...’ın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması sebebiyle ... için 10.000,00 TL çalışma gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminatın toplamda 50.000,00 TL maddi tazminat olarak kaza tarihi olan 22/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı sigorta şirketinin ... ve ...’ın yaralanmalarından kaynaklanan çalışma gücü kaybına dayalı maddi tazminatla poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Dava 405.000,00 TL harca esas dava değeri üzerinden açılmıştır.
CEVAP ;
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi gereğince başvuru yapmadığını, dava şartının bulunmadığını, ... plakalı aracın 13/07/2016- 13/07/2017 tarihleri arasında ZMMS poliçesinin müvekkili tarafından düzenlendiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olmak üzere kaza tarihi itibariyle bedeni zararlarda kişi başı azami 310.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını, kusur durumunun ve zarar miktarının belirlenmesi gerektiğini, sürekli iş göremezlik tazminatı ve oranı belirlenirken bilinen ücretin, belirlenebilir bir ücret yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, iş göremezlik oranının özürlülük ölçütüne göre belirlenmesi gerektiğini, yine tazminat hesabının genel şartlar uyarınca TRH 2010 mortalite tablosuna göre yapılmasının gerektiğini, kazazedenin emniyet kemerini kullanmaması ve müterafik kusurun varlığı durumunda tazminattan indirilmesi gerektiğini, yine SGK tarafından yapılmış ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, davadan önce müvekkiline başvuru yapılmadığını, 26/07/2017 tarihinde teminat limitinin tamamı olan 310.000,00 TL’nin davacı tarafa ödendiğini, limit tükendiği için daha fazla ödeme yapılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi ile özetle; davanın niteliği gereği görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, taraf teşkilinin sağlanmadığını, aracının son bakımının yapıldığı ... Oto Servis Ltd. Şti. ile bir önceki servisi gerçekleştiren ...’e ve Bornova Belediyesi Başkanlığı’na davanın ihbarının gerektiğini, ...’ın epilepsi hastası olduğunu, epilepsi hastalarının Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 9. maddesinde yer alan istisnalar dışında sürücü belgesi alamayacaklarını, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında ...’ın eşi ... için “dikkatini daha iyi toparlayabilmek ve daha faydalı olabilmek için ilaç kullanıyordu” şeklinde beyanda bulunduğunu, aynı dosyada 27/11/2017 tarihli duruşmada Cumhuriyet savcısının "...ölenin kanında çıkan Olanzapine maddesinin bir ilacın etken maddesi olup..." şeklindeki beyanı nedeniyle müteveffanın hastalığına ilişkin olarak ilaç kullandığını gösterdiğini, epilepsi hastalığı nedeniyle müteveffanın sürücü belgesi alabilmesinin yönetmelik gereğince mümkün olmadığını, müteveffanın klinik geçmişinin de göz önünde tutularak detaylı bir sağlık kurulu raporunun alınması gerektiğini, bu etken madde etkisi altında iken sağlıklı ve güvenli araç kullanmasının mümkün olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müteveffanın kazanın gerçekleştiği gün gerekli özeni gösterebilecek, kendisinin ve ailesinin uğradığı zararın artmaması için yeterli dikkati göstererek durabilecek durumda olması halinde ...'ın "Ben soldan geçip köprü ayaklarına çarpmayı düşündüm. Tam geçeceğim sırada çarptığım araç önüme çıktı" şeklindeki beyanına göre kazanın hiç gerçekleşmemiş olacağını, kusura ilişkin kuralların zarar görenin kusuruna da kıyasen uygulanabileceğini, müteveffanın eşi ve çocukları olan davacıların müteveffanın dikkatini toparlayabilmek için ilaç kullanma zorunda olduğunu bildiklerini, diğer davalının aracın bakımlarıyla ilgili kendisini kurtarmak adına gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu ve kendisini sorumlu tutmak istediğini, aracın bakımlarını tam olarak yaptırdığını, kamyonun kaza süresi içerisinde vizesinin mevcut olduğunu, ruhsat sahibi olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, sürücünün kalifiye olmadığı iddiasını kabul etmediğini, aracı kullanmaya yeterli ehliyetinin bulunduğunu, sol ve sağ ön tekerlek fren balatalarının bitmiş olduğu iddiasını kabul etmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile davacı isteklerinin karşılandığını, istenen manevi tazminat miktarlarının kusur yönünden ve somut durum karşısında afaki olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER ; Poliçe, hasar dosyası, SGK yazısı, tanık anlatımları, ekonomik ve sosyal durum araştırması, İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı dava dosyası, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan aldırılan raporlar, hesap uzmanı bilirkişinin raporu.
GEREKÇE ;
Dava; trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Eldeki haksız fiil oluşturan trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin dava, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortacısı olan sigorta şirkete karşı birlikte açılmıştır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkeme genel hukuk mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesi ise de; dava, kazayı yapan aracın ZMMS poliçesini düzenlediği sigorta şirketine karşı da açılmıştır. Davalı sigorta şirketi, sigorta poliçesi nedeniyle sorumlu tutulduğundan ve zorunlu sigortalar TTK'nın 1483 ve devam eden maddelerinde düzenlendiğinden, aynı kanunun 4/1-a ve 5. maddesi gereğince mutlak ticari nitelikteki bu davada mahkememizin görevli olduğu kabul edilmiş, bu yöndeki davalı itirazının reddine karar verilmiştir.
Yapılan ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlığın; "a) Destek ... 'ın davacıların desteği olup olmadığı, öyle ise davacıların ... 'ı söz konusu trafik kazasında vefatı nedeni ile oluşan destekten yoksun kalma zararının miktarının ne olduğu, b) Davacılar ... ve ...'ın bu kaza nedeniyle sürekli iş göremezliklerinin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise maluliyet oranlarının ne olduğu, c) Davacılar ... ve ... 'ın sürekli iş göremezliği bulunuyor ise tazminat miktarının ne olması gerektiği, d) Davacıların desteği, karşı araç sürücüsü davalı ...'ın veya üçüncü kişilerin ya da dış faktörlerin meydana gelen kazada kusurlarının bulunup bulunmadığı, varsa kusur oranlarının ne olduğu, e) Davacının hangi tarihten itibaren ve hangi oranda faiz isteğinde bulunabileceği" konularında olduğu belirlenmiştir. ... plakalı kamyon cinsi aracın 13/07/2016 başlangıç ve 13/07/2017 bitiş tarihli ZMMS poliçesi davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenmiştir. Poliçede kişi başı ölüm/sakatlık teminatı 310.000,00 TL olarak kararlaştırılmıştır. Kaza tarihinde ise Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenen teminat limitlerinin kişi başına 330.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
Yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırması sonucunda; davalı ...’ın; “babasına ait tek katlı evde kira vermeden oturduğu, babasının çalışmadığı, annesinin ev hanımı olduğu, 5 kardeş oldukları, 3 tanesinin evli oldukları ve ayrı yaşadıkları, evlerinin geçimini bir fabrikada aylık 1.800,00 TL civarında maaşla işçi olarak çalışan ablasının sağladığı, kendisinin üzerine kayıtlı taşınmazının bulunmadığı”; davalı ...’in; “esnaf (odun kömür satucusu) olduğu, aylık ortalama 4.000,00 TL kazandığı, başka bir işle uğraşmadığı, kirada oturduğu, 600,00 TL kira parası ödediği, bakmakla yükümlü olduğu kimsenin bulunmadığı, eşi ile birlikte yaşadığı, üzerine kayıtlı ... plakalı damperli aracın olduğu, ortaokul mezunu olduğu, evli olduğu, fiziksel engelinin bulunmadığı”; davacı ...’ın; “öğretmen olduğu, aylık 3.300,00 TL gelir elde ettiği, 2 çocuğu ile birlikte yaşadığı, eşinden bağlanan 5.000,00 TL maaşının olduğu, eşinden kalan evden 600,00 TL kira gelirinin olduğu, 1.700,00 TL kira ödediği, bakmakla yükümlü olduğu 2 çocuğunun olduğu, eşinden kalma bir adet evinin olduğu, taşınır malının bulunmadığı, üniversite mezunu ve bekar olduğu, kazada yaralanmadan dolayı denge kaybı yaşadığı”; davacı ...’ın; “öğrenci (10.sınıf) olduğu, 15 yaşında ve bekar olduğu, gelirinin olmadığı, 1.700,00 TL kira giderinin olduğu, kardeşi ve öğretmen olan annesi ile yaşadığı, annesinin 3.300,00 TL maaş aldığı, kendisinin taşınmaz ve taşınır malının bulunmadığı”; davacı ...’ın; “öğrenci (5.sınıf) olduğu, 10 yaşında ve bekar olduğu, gelirinin olmadığı, 1.700,00 TL kira giderinin olduğu, kardeşi ve öğretmen olan annesi ile yaşadığı, annesinin 3.300,00 TL maaş aldığı, kendisinin taşınmaz ve taşınır malının bulunmadığı” belirlenmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 04/10/2018 tarihli raporda; olay tarihinde yürürlükte olan “Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre kalıcı fonksiyon kaybının bulunmadığı, dalak yaralanmasına bağlı tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) hafta olarak kabul edilmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20/08/2019 tarihli 1859 sayılı raporda; davacı ...’ın davaya konu kazaya bağlı oluşan sakatlık oranının olay tarihinde yürürlükte bulunan Engellilik Ölçütü Sınıflandırıması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre % 6 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 ay olarak kabulünün uygun olacağı bildirilmiştir.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 29/01/2021 tarihli 215 sayılı raporda; davacı ...’ın olaya bağlı dalak yaralanması sebebiyle kalıcı fonksiyon kaybının bulunmadığı, Başkent Üniversitesi İzmir Zübeyde Hanım Uygulama ve Araştırma Merkezinin raporunda da olgunun 1 Kasım 2019 tarihinden beri (yaklaşık 1 yıl boyunca) yapılan izleminde işlevselliğini etkileyecek düzeyde bir psikiyatrik hastalık saptanmadığı ve buna bağlı herhangi bir ilaç tedavisi başlanmadığı belirtildiğinden olaya bağlı psikiyatrik bir arızasının da olmadığı kanaatine varıldığını, dolayısıyla ...’ın davaya konu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle oluşan meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalma oranının % 0 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) hafta olarak kabulünün uygun olacağı bildirilmiştir.
İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı incelendiğinde; sanık ...’in yüklenen suç açısından taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, kararın gerekçesinde “aldırılan bilirkişi raporundaki kazanın oluşunda sanığın kusuru bulunmadığı hususunun tespit edildiği, tanık ...’ın kazanın oluşunda asli kusurlu oluşu ve sanığa yönelik suç atfına yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceği” dendiği görülmüştür. Ceza dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden aldırılan 10/01/2018 tarihli raporda; kazanın oluşunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, ölenin kusurlu olmadığı bildirilmiştir. Bu raporun kaza tespit tutanağı, 15/05/2017 tarihli teknik bilirkişi heyetinin raporu ve 05/05/2017 tarihli rapor ile uyumlu olması nedeniyle mahkememizce kusur durumu yönünden ayrıca bir rapor aldırılmasında gereklilik ve yarar görülmemiş, söz konusu rapora itibar edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili 01/12/2020 tarihli dilekçesiyle; davacılar ile sulh olunduğunu, protokol düzenlendiğini, davacı tarafın müvekkili hakkındaki davadan feragat ettiğini, protokol gereğince davacı taraftan maddi ve manevi tazminata ilişkin herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin bulunmadığını bildirmiş; dilekçesi ekinde 25/09/2020 tarihli ibraname, feragatname ve makbuz örneğini sunmuştur.
08/12/2020 tarihli duruşmada davacılar vekili; müvekkili ... için çalışma gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminat isteklerinden tüm davalılar yönünden feragat ettiklerini, davalı sigorta şirketinin ödeme yapması nedeniyle tüm müvekkillleri için destekten yoksun kalma tazminat isteklerinden davalı sigorta şirketi yönünden feragat ettiklerini; diğer davalılar yönünden poliçe limitini aşan destekten yoksun kalma maddi tazminat davalarının devam ettiğini, yine tüm davalılar yönünden manevi tazminat davalarının devam ettiğini; ayrıca davacı ...'ın kazada yaralanması nedeniyle çalışma gücü kaybından kaynaklanan maluliyetine ilişkin olarak açtıkları maddi tazminat davasına tüm davalılar yönünden devam ettiklerini, bu istekleri için davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ayrıca ödemelerin dava açıldıktan sonra yapılmış olması ve davalıların bu davanın açılmasına sebebiyet vermeleri nedeniyle ödeme sebebi ile yapılan feragat beyanlarına ilişkin davalarda davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderleri hükmedilemeyeceğine ilişkin Yargıtay kararlarının dikkate alınmasını ve müvekkiller aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini istediklerini belirtmiştir. Davalı ... vekili de; sulh ve feragat beyanları kapsamındaki davalar yönünden vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerini saklı tuttuklarını, aleyhe hususları kabul etmediklerini belirtmiştir.
Davacılar vekili 08/07/2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; müvekkillerinden ... için 1.421.633,63 TL, ... için 401.317,57 TL ve ... için 702.306,77 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığını belirterek, ... için 1.421.633,63 TL, ... için 401.317,57 TL ve ... için 702.306,77 TL olmak üzere toplam 2.525.317,97 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 22/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Hesap uzmanı bilirkişi 25/04/2022 tarihli raporunda özetle; Anayasa Mahkemesinin 2019/40 Esas-2020/40 Karar sayılı 2918 sayılı yasanın zorunlu trafik sigortasından ödenecek tazminatların tespitinde poliçe genel şartlarına atıf yapılan ilgili maddelerinin iptal kararı dikkate alınarak tazminatın Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak belirlendiğini, BK’nın 55.maddesinde “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır” düzenlemesinin bulunduğunu, Yargıtay’ın benimsediği işlemiş devre iskontosuz, işleyecek devre % 10 artırım ve % 10 iskonto esasına dayalı hesaplama yönteminin kullanıldığını, yakın zamana kadar Yargıtay 10.Hukuk Dairesi dışındaki dairelerin (4,17 ve 21) bakiye yaşam süresinin tespitinde PMF-1931 yaşam tablosunu esas aldıklarını, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin 14/01/2021 tarihli, 2020/2596 Esas ve 2021/34 Karar sayılı kararı ile görüşünü değiştirdiğini, ülke gerçeklerine uygun olması ve Yargıtay ile diğer kurumlar arasında uyumun gözetilmesi gerekçeleri ile bakiye yaşam sürelerinin belirlenmesinde TRH-2010 yaşam tablosunun kullanılmasına karar verdiğini, bunun yanı sıra TRH-2010 yaşam tablosu birlikte % 1,8 teknik faizli devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün kullanılmayacağının da belirtildiğini, sonuç olarak; Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin son ilke kararları gözetilerek hesaplamada işlemiş devre iskontosuz, işleyecek devre % 10 artırım ve % 10 iskonto esasına dayalı hesaplama yönteminin kullanıldığını, zarar süresinin (bakiye yaşam süresi) belirlenmesine TRH-2010 yaşam tablosunun esas alındığını; davacı ... yönünden sürekli iş göremezlik isteğinin incelenmesinde; davacı hakkında en son düzenlenen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 14/04/2021 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik oranının % 0 olarak belirlendiğini, bu nedenle davacı için hesaplanacak sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığını, davacı için ayrıca 3 hafta geçici iş göremezlik süresi belirlenmiş ise de; yaşı küçük çocuklar bakımından iyileşme dönemi kazanç kaybı söz konusu olamayacağından ve istek de dikkate alınarak bu yönden de hesaplanacak zarar olmadığının belirlendiğini; ölenin, sağlığında İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde üye hâkim olarak görev yaptığını, yapılan hesaplamada Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklik ile 2022 yılında AGİ unsuru kaldırılmış olduğundan aylık net asgari ücret tutarı olan 4.253,40-TL’nin (yıllık 51.040,80-TL) hesaplamada esas alındığını, ölenin bakiye ömür süresi TRH-2010 yaşam tablosu ile belirlendiğini, yaşı küçük davacı çocuklar için; ailenin sosyal ve ekonomik durumu, ölenin mesleği ve statüsü, çocukların büyük şehirde yaşamaları ve büyük şehirin eğitim olanaklarından faydalanmaları dikkate alınarak üniversite eğitimi göreceklerinin ve bu nedenle emsal içtihatlara göre 25 yaşına kadar destek göreceklerinin belirlendiğini; kazancın paylaştırılmasında kapatılan Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin ve 4.Hukuk Dairesi’nin ilke kararlarının dikkate alındığını, ölenin babası ...’ın oğlunun ölümünden önce 01/01/1996 tarihinde, ölenin annesi ...’ın oğlunun ölümünden önce 13/01/2017 tarihinde öldüklerini, bu nedenle ölenin destek olacağı eşi ve iki çocuğundan başka hak sahibinin bulunmadığını, bu durumda ölenin kazancının; 2 pay kendisine, 2 pay eşine ve 1’er pay çocuklarına olacak şekilde paylaştırıldığını; Yargıtay’ın evlenme olasılığının tespitinde farklı kararları olduğundan birden fazla seçenek ile evlenme olasılığının hesaplandığını; davacı eşin olay tarihinde 48 yaşında olduğunu ve 18 yaşından küçük iki çocuk sahibi olduğunu, bu tarihe göre (% 2-% 10