(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/4121
- Karar No
- 2009/2876
- Karar Tarihi
- 20.05.2009
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- ONANMASINA
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/4121 E. , 2009/2876 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat...ile davalı vekili avukat ... .... Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin davalı tarafın itirazı üzerine durması nedeniyle itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra inkâr tazminatı istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı iş sahibinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatının karar altına alınabilmesi için borçlunun icra takibine itirazında haksız olması gerekir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün yargılama yapılmasını gerektirdiği durumlarda borçlu icra takibine itirazında haksız sayılamaz.
Somut olayda likid bir alacak sözkonusu olmayıp, taraflar arasındaki uyuşmazlık yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre ve işlemiş faiz miktarı kısmen kabul edilmek suretiyle çözümlendiğinden davalı icra takibine itirazında haksız sayılamaz. Bu durumda icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, bu istemin de kabulüne karar verilmesi ve icra inkâr tazminatının asıl alacakla birlikte işlemiş faiz üzerinden de tahsiline ilişkin hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kararın bu yönden bozulması gerekir ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
3.Davacı yüklenici şirketin temyiz itirazına gelince; davacı vekili takip talebinde %25 oranında reeskont faizi isteminde bulunmuştur. Davacı yüklenici şirket tarafından yapılan işin niteliği ve ilişkinin eser sözleşmesine dayandığı dikkate alındığında davacının reeskont faizi isteme hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Bu durumda mahkemece %25 oranını geçmemek kaydıyla asıl alacak yönünden reeskont faizi uygulanmak suretiyle icra takibinin devamına karar verilmesi gerekirken, yasal faiz uygulanmak suretiyle icra takibinin devamına karar verilmesi de hatalı olmuştur. Kararın davacı temyizi yönünden bozulması gerekirse de, bu yanlışlığın giderilmesi de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bu yönden de kararın HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.