(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/6228 E. , 2009/6717 K. "İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, yanlar arasındaki 28.03.2006 tarihli sözleşmenin temerrüt nedeniyle feshine, 50.000,00 YTL (TL) maddi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, sözleşmenin feshine ve 10.167,46 YTL (TL) maddi tazminatın davalıdan tahsiline; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.28.03.2006 tarihli ve “sözleşme” başlıklı adi yazılı şekilde yapılan sözleşme davacı tarafından işsahibi, davalı yanca da yüklenici sıfatları ile imzalanmıştır. Yanlar arasındaki adi yazılı sözleşmenin 6 ve 7. maddelerinde gösterildiği üzere; soğuk hava deposuyla ilgili işlerin yapımını 112.000,00 YTL (TL) götürü bedelle davalı şirket yüklenmiştir. Mahkemece, isabetli olarak davalı yüklenicinin borçlu temerrüdüne düşürülmüş olduğu kabul edilerek 28.03.2006 tarihli sözleşmenin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshine karar verilmesi doğru olmuştur.
Ancak, sözleşme konusu işlerin zamanında yapılmaması sebebiyle davacının ileri sürülen kazanç kaybı olduğunun kabulü ile de 10.167,46 YTL (TL) maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
BK’nın 108. maddesi gereğince, sözleşmeyi bozan alacaklı, kendine düşen borcu ödemekten kaçınabileceği gibi, yapmış olduğu ödemenin geri verilmesini de isteyebilir. Bundan başka, eğer borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlayamazsa, alacaklı sözleşmenin geçersiz kalmasından doğan zararın tazminini de isteyebilir. Anılan yasa hükmünde sözü edilen zarar, “menfi” zarar niteliğindedir. Oysa, dava konusu yapılan kâr kaybı, “olumsuz” zarar niteliğinde olmayıp, “olumlu” zarardır. Sözleşmede aksine bir düzenleme kararlaştırılmamış ise, sözleşmeyi fesheden taraf “olumlu” zararının tazminini talep edemez. Bu yasal nedenle maddi tazminat davasının tümden reddi gerekirken mahkemece, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan 29.05.1957 tarih ve 4/16 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; karşı tarafa yükletilmesi gereken ve yargılama giderinden olan vekâlet ücretine diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükmedileceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davalı vekili duruşmalarda hazır bulunmamış ise de; vekâletnamesini de eklemek suretiyle 09.11.2006 günlü cevap dilekçesini mahkemeye sunmuştur. O halde, davalının, davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğunun kabulü gerekir ve az yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve HUMK’nın 417. maddesi gereğince reddedilen dava değeri üzerinden davalı yararına nispi vekâlet ücreti hesaplanıp takdiri gerekirken, 130,00 YTL (TL) dilekçe parasının verilmesine karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.