Esas No
E. 2021/1493
Karar No
K. 2022/13820
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2021/1493 E.  ,  2022/13820 K.

"İçtihat Metni"Bölge Adliye

Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

No :

Dava, eksik ödendiği iddiasıyla yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların davalı Kurumdan faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince davalının istinaf isteminin reddine, dair karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM

Davacı dava dilekçesi ile; 09.02.1999 tarihinde tahsis talebinde bulunan müvekkiline emekli aylığı bağlanırken 1998 yılı yıllık kazancı hesaba katılmayarak taban gösterge üzerinden aylık bağlandığını, müvekkilinin tahsis talep tarihinde geçerli olan kurumun 06.01.1999 tarih 12-91 sayılı Genelgesine göre 10 yıllık kazanç toplamı 1.893,473,184 lira olup yıllık kazanç ortalamasının ise 1.89347318 lira olduğunu buna göre müvekkilinin göstergesi 6 derece 7 kademe ile 12470 olması gerekirken müvekkiline 9475 taban gösterge üzerinden eksik olarak aylık bağlandığını beyanla kurumca hatalı olarak yapılan aylık bağlama hesabının düzeltilmesine, 19 yıldır eksik emekli aylığı alan müvekkiline geriye dönük maaş farkı alacaklarının yasal faizleriyle birlikte fazla haklar saklı tutularak şimdilik 100, TL.’sının davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II-CEVAP Davalı Kurum vekili, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davacının aylığının hesabında hata bulunmadığından haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.

III-MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesince; yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamı 01.08.2018 tarihli bilirkişi raporundaki verilere itibarla; davacının bu davaya konu maaş farkı alacağı ve geriye dönük faizleriyle birlikte ödenmesi talebi yerinde olup, davacının aylık miktarının dava tarihi olan 05.05.2017 tarihi itibariyle ile 1576,04 TL. olduğu, 01.03.1999-05.05.2017 tarihleri arasında eksik ödenen yaşlılık aylığı tutarının 16.236,72 TL. olduğu, dava tarihi itibariyle işlemiş faiz alacağının 7.125,02 TL. olduğu anlaşılmakla davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:

Somut olayda; 506 sayılı Kanun'un Ek 34. maddesinde yer alan, aylık bağlamaya esas alınacak yıllık kazanç ortalaması, sigortalının işten ayrıldığı tarihten önceki primi ödenmiş son on takvim yılına ait kazançlardır şeklindeki düzenleme karşısında; Kurumca, davacının 1998 yılı kazancı dikkate alınmadan yaşlılık aylığı bağlamaya esas alınacak yıllık kazanç ortalamasının belirlenmesi suretiyle yaşlılık aylığının hesaplanması yerinde değildir. Bu nedenle; davacının 1998 yılı kazancı da dikkate alınarak, tahsis talep tarihinde yürürlükte bulunan gösterge tablolarına göre derece/kademesinin belirlenmesi ve karşılığı olan 12410 gösterge, 57,30 aylık bağlama oranı esas alınarak yaşlılık aylığının hesaplanmasına ilişkin denetime elverişli ve yeterli bilirkişi raporu hükme esas alınarak verilen kararda isabetsizlik görülmemiştir.

Sonuç olarak; dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı Kurum vekili ise, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davacının aylığının hesabında hata bulunmadığından haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Dava, eksik ödendiği iddiasıyla yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.

Eldeki davada, 506 sayılı Yasa hükümleri gereğince davacıya 01.03.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının aylığının eksik hesaplandığı iddiası ile eldeki davayı açtığı anlaşılmakla, davanın yasal dayanağı, öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesi ve bu maddenin yollaması ile 506 sayılı Yasanın 61.maddeleridir. 506 sayılı Yasanın 61. maddesine göre, yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Yasa ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı arttırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir. Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Yasaya 4447 sayılı Yasanın 17.maddesi ile eklenen geçici 82.maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.

Davacının 01.01.2000 tarihi öncesindeki aylık miktarının hesabında, 506 sayılı Yasanın Ek 34. maddesinin “Malullük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının hesabına esas alınacak üst gösterge, sigortalının işten ayrıldığı veya öldüğü tarihten önceki malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş son on takvim yılının prim hesabına esas tutulan kazanç tutarlarına göre bulunacak ortalama yıllık kazanç esas alınarak tespit edilir.” düzenlemesi ile Ek 35. maddede belirtilen, üst gösterge tablolarının tavan göstergesine göre hesaplanacak aylıkların aylık bağlama oranının % 50 olduğu, anılan maddenin 2. fıkrası ile üst gösterge tablosunun tavan göstergesi ile gösterge tablosunun tavan göstergesi arasında bağlanacak aylıklarda aylık bağlama oranını belirleme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmiş olup Bakanlar Kurulunun 1987/11994 sayılı Kararı ile üst göstergelerin taban aylık bağlama oranının % 50 olarak belirlendiği, bilahare 1992/2607 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile üst gösterge tablosunda her bir göstergenin taban aylık bağlama oranının ayrı ayrı olmak üzere % 50 ila % 59,9 arasında belirlendiği gözetilerek, gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Diğer taraftan, 01.03.1999 tarihi itibari ile aylık bağlandığı anlaşılan davacı hakkında, 5510 sayılı Yasanın geçici 39. maddesi hükümlerinin de uygulanması gereklidir.

Madde hükümlerine göre; (1) Son tahsis talep tarihi veya ölüm tarihi 2000 yılı Ocak ayı başından önce olup, 506 sayılı Kanunun mülga hükümleri uyarınca gösterge sistemine göre bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları ile bu tarihten önce malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken bu tarihten sonra ölen sigortalıların ölüm aylıkları, bu madde hükümlerine göre yeniden hesaplanır. (2) Aylıkların hesaplanmasında, 506 sayılı Kanunun mülga maddeleri uyarınca hazırlanan ve 1999 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan gösterge veya üst gösterge tablosundan sigortalı için tespit edilmiş olan mevcut gösterge rakamı ile aynı dönemde yürürlükte bulunan memur aylık katsayısı esas alınır. (3) Sigortalının aylık bağlama oranı aşağıdaki şekilde belirlenir:

b)Yaşlılık aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için % 60, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanmış olan için ise 1999 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre % 59,9 ila % 50 arasında belirlenmiş olan taban aylık bağlama oranı esas alınır. Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oranı, sigortalının tahsis talep tarihi itibarıyla kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5000 günden fazla ödediği her 240 günlük 3malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi için (l)’er artırılır, 5000 günden noksan ödediği her 240 gün için (1)’er eksiltilir. Maden işyerlerinin yer altı işlerinde çalışması, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce malûl olması, engelliliği nedeniyle vergi indiriminden yararlanması veya erken yaşlanması nedeniyle tarafına yaşlılık aylığı bağlananlara günden dolayı eksiltme yapılmaz.

ç)Malûllük, yaşlılık ve ölüm aylığının aylık bağlama oranı % 85’ten fazla olamaz. (4) Sigortalının 1999 yılı Aralık ayı ödeme dönemi itibarıyla aylığı, yukarıdaki hükümlere göre tespit edilen gösterge rakamı, memur aylık katsayısı ve aylık bağlama oranının çarpımı suretiyle belirlenir. (5) Bu madde hükümlerine göre 1999 yılı Aralık ayı ödeme dönemi itibarıyla hesaplanan aylık tutarı, % 5,9 oranında artırılarak 2000 yılı Ocak ayına, 2000 yılı Ocak ayı için bu şekilde hesaplanan aylık tutarı ise, (7,13326594120697) çarpanı kullanılarak 2008 yılı Ocak ayına taşınır. Bu şekilde hesaplanan aylık tutarı da, 2008 yılı Ocak ayı ödeme döneminden başlayarak 2013 yılı Ocak ayı ödeme dönemine kadar (bu dönem dâhil) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılara ödenmekte olan aylıklara uygulanmış olan aylık artışları ile artırılır. (6) Bu maddeye göre hesaplanan aylık tutarının, sigortalı veya hak sahiplerine 2013 yılı Ocak ayı ödeme döneminde ödenmekte olan aylık tutarının altında kalması halinde, mevcut aylıkların ödenmesine devam edilir. (7) Bu maddeye göre hesaplanan aylıklar için geriye yönelik herhangi bir ödeme yapılmaz. (8) Sözleşme aylıklarını 2000 yılı Ocak ayı başından sonra borçlanma yapmak suretiyle tam aylığa yükseltenler ile geçici 20’nci maddeye göre devir alınacak sandıklardan aylık alanlara devir tarihinden sonra bu madde hükümleri uygulanmaz.”

Eldeki davada ise, Mahkemece, dava hakkında uyuşmazlığın çözümü bakımından 5 kez rapor aldırıldığı, bu raporlar arasında davacı iddiasının mümkün olmadığını belirten 04.12.2018 tarihli ve 06.05.2019 tarihli ek rapor ile aksi yönde davacının aylığında hata olduğunu ve davacının iddiasında haklı olduğunu belirten 26.10.2017, 01.04.2018 tarihli ek ve 01.08.2018 tarihli 2. ek raporun varlığı karşısında öncelikle bu raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Buna göre, davacı hakkında aylık tahsis talep tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 61. maddesi hükümlerine göre, öncelikle davalı Kurumun aylık hesaplama yöntemi ve esas aldığı gösterge veya üst gösterge tespit tablolarının belirlenmesi, davacı hakkında hangi gösterge tablosunun esas alınması gerektiği hususunda Kurum işleminin yerindeliğinin denetlenmesi ve davalı Kurumca geçici 39. Madde hükümlerinin uygulanarak intibak işlemlerinin yapılıp yapılmadığı hususu ile gerek ilk aylık miktarı, gerekse geçici 39. madde uygulaması sonrasında davacının intibak aylığında hata olup olmadığının, anılan yasal düzenlemeler kapsamında, tahsise esas alınan tüm verilerin getirtilmesi ile kurumca bağlanan aylığın miktarı ile beraber, dosyada alınan birbirinden farklı hesap verilerini içerir şekildeki raporların da irdelenmesi ve oluşan açık çelişkinin giderilmesi için aylık miktarının hesaplamasını bilen bilirkişi heyetinden denetime uygun bir bilirkişi raporu aldırıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi' ne, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog