Esas No
E. 2022/10919
Karar No
K. 2022/13928
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2022/10919 E.  ,  2022/13928 K.

"İçtihat Metni"Bölge Adliye

Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

No :

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın davalı ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne dair verilen karara davacı Kurum vekili ve davalılardan PLT Life Tekstil İnşaat Petrolcülük Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile ... vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I- İSTEM

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kurumları sigortalılarından 14396154698 T.C. Kimlik numaralı ...'ün 12/09/2015 tarihinde geçirdiği iş kazası ile ilgili 27.745,67 TL tedavi gideri yapıldığını, 6.801,82 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, 111.248,05 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, kurum zararının şimdilik toplam 145.795,54 TL olduğunu, kurumları İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'na intikali ile yapılan inceleme sonucu düzenlenen 26/04/2017 tarih ve 109986/13/İD/11 sayılı inceleme raporunda, işverenin %90, kazazede işçi ...'ün %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, kurum zararının işleyecek yasal faizi ile birlikte 5510 sayılı Kanunun 21, 39. ve 76. maddelerine ve B.K.'nun 61. ve 62. maddeleri uyarınca yargılama sırasında çıkabilecek 3. kişilerin olabilme ihtimaline binaen teselsül hükümlerinin uygulanmasını talep ettiklerini, iş kazasının meydana gelmesinde kusur durumu tam olarak belirlenmemiş olduğundan davalarını belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla meydana gelen kurum zararının 14.579,55 TL'sini davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu miktarın tedavi giderlerini oluşturan 2.774,56 TL'sine sarf ve ödeme tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, peşin sermaye değerli geliri oluşturan 11.124,80 TL'sine ise gelir bağlamanın onay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, geçici iş göremezlik ödeneğini oluşturan 680,18 TL'sine ödeme tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, 3. kişilerin olabilme ihtimaline binaen teselsül hükümlerinin uygulanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II- CEVAP

Davalılar ... ile .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kayıtlarında davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti., işveren olarak görünmekte ise de eldeki iş kazasından davalılar ... ile .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin değil, diğer davalı ...'ün sorumlu olduğunu, zira iş kazasına uğradığı iddia olunan ...'ün davalılardan ...'ün işçisi olduğunu, bu itibarla müvekkileri aleyhinde açılan davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, meydana gelen kazanın bir iş kazası olmadığını, bir an için iş kazası sayılsa dahi müvekkileri bakımından rücu şartlarının oluşmadığını, müvekkillerinden ... hakkında ... Cumhuriyet Savcılığı'nın 2015/18650 iddianame numaralı 29/12/2015 tarihli iddianamesi ile taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği iddiası ile davanın açıldığını, davanın ...

24.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/2 Esas sayılı dosyası ile halen derdest olduğunu, müvekkilinin işçileri defalarca uyarmasına rağmen işçilerin kazanın olduğu gün müvekkilinin sözlerine aldırış etmeyerek inşaat alanına geldiğini, bu sebeple müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmesinin adalet ve hakkaniyet duygularıyla bağdaşmayacağını, olayda kusurun ...'de olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkillerinin kusurlu olmadığı gibi kendisinden beklenen özeni gereği gibi yerine getirmiş olan bir işvereni, işyeri ya da işletmeyle uzaktan yakından ilgili bulunmayan mücbir nedenlerden sorumlu tutmanın adalet ve hakkaniyet duygularını inciteceğini, zira kazanın mesai saatleri içerisinde meydana gelmediği gibi müvekkillerine ait işin yapılması sırasında da meydana gelmediğini, kaldı ki kazaya uğrayan işçinin henüz mesai başlamadan önce 07:00'da kazaya uğradığını, kazanın işin görülmesi sırasında değil, henüz çalışmaya başlanmadan önce sigara içtiği esnada meydana geldiğinin görüleceğini, iş kazasından söz edebilmek için kaza ile zarar arasında illiyet bağının bulunmasının zorunlu olduğunu, işçinin maruz kaldığı kazaya tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğunu, işçi ...'ün epilepsi hastası olduğunu, işe girerken bu durumu müvekkillerinden sakladığını, kazaya epilepsi nöbetinin sebebiyet vermiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, davacı kurum tarafından alınmış olan kusur ve maluliyet raporlarını kabul etmediklerini, arz edilen nedenlerle, öncelikle husumet itirazlarının tetkikine, müvekkilleri yönünden dosyanın tefrik edilerek husumet yokluğundan davanın reddine, deliller toplandıktan sonra ilgililerin kusur durumları ile işçi ...'ün maluliyet oranı hakkında yeni raporlar alınmasına, bu raporlar doğrultusunda tazminat miktarının hesap bilirkişisi marifeti ile yeniden tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

III- MAHKEME KARARI A-İLK DERECE MAHKEME KARARI

1.Davanın davalı ... yönünden reddine,

2.Davanın davalılar ... ile .... San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden kabulü ile, Tazmini gereken toplam kurum zararı olan 116.455,25 TL'nin,

88.998,44 TL tutarındaki peşin sermaye değerli gelire gelirin onay tarihi olan 30/05/2017 tarihinden itibaren,

5.260,27 TL tutarındaki geçici iş göremezlik ödeneğine, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren,

22.196,54 TL tutarındaki tedavi giderine, her bir giderin fatura edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı kuruma verilmesine,

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Davacı ve davalılar ... ile .... San. ve Tic. Ltd. Şti. vekillerinin ... 5. İş Mahkemesinin 08.05.2019 tarih ve 2017/128 Esas, 2019/227 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

IV- TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı kurum vekili, zararının tamamından tüm davalıların sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi olup, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. 5510 sayılı Kanun'un “İş Kazası ve Meslek Hastalığı İle Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işveren davalının, Kurumun rücu alacağından sorumluluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.

Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.

Kusur raporlarının, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi, iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Anılan kanunlarda; İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar, denilmekte, böylece, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır; 6331 sayılı Kanunun "Risklerden korunma ilkeleri" başlıklı 5. maddesinde, İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde; "a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c)Risklerle kaynağında mücadele etmek. ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f)Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilirken, Anılan Kanunun "Çalışanların yükümlülükleri" başlıklı 19. maddesinde, "Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlü oldukları ve çalışanların işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda; a)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b)Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c)İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek. ç)Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak. d)Kendi görev alanında, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile iş birliği yapmak" yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir.

Dosya kapsamında, meydana gelen kaza olayı sonrasında hak sahibi sigortalı tarafından davalılar ... ve davalı .... Ltd. Şti. Aleyhine ...

4.İş Mahkemesinin 2016/95 E sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında alınan kusur raporunda, davalı işverenin %90 sigortalının %10 kusurlu olduğu ve kararın Dairemizin onamasından geçerek kesinleştiği, olay sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında, ceza davasının görüldüğü ...

24.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/2 E sayılı dosyasından alınan kusur raporunda, sanık ...’ın Asli derecede kusurlu olduğu, Katılan ...’ün tali derecede kusurlu olduğunun rapor edildiği ve bu rapor doğrultusunda da sanık hakkında taksirle yaralamaya sebebiyet vermekten ceza verildiği, ceza dosyasının istinaf sonrasında kesinleştiği anlaşılmıştır.

Eldeki davada; 12/09/2015 günlü iş kazası sonucu %49 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelir ve yapılan giderler nedeniyle meydana gelen kurum zararının tahsilinin istenildiği; Mahkemece, davalı işveren şirketin %75, davalı işveren vekili ...’ın %5 ve sigortalının %20 oranında kusurlu olduğu kabul ile davalı ... hakkında açılan davanın reddine diğer davalılar yönünden ise davanın kabulüne dair hüküm kurulmuş ise de; mahkemece alınan kusur raporu oluşa uygun değildir.

Mahkemece yapılacak iş; Kesinleşen tazminat ve ceza dosyasından alınan kusur raporları ile dosyadan alınan kusur raporunun 6331 sayılı Kanunun kapsamında ayrıntılı bir şekilde tartışılıp değerlendirilmesi sonucu, raporlar arasındaki çelişkinin giderileceği, öte yandan yukarıda işaret edilen hususlar göz önüne alınarak; dava konusu iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden yeniden oluşa uygun bir kusur raporu alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog