11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2021/3226 E. , 2022/8585 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.12.2016 tarih ve 2012/36 E. - 2016/793 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2020/644 E. - 2021/193 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2022 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacı şirketin 19.02.2007 tarihinde 127.000,00 USD değerinde HYUNDAI marka R290LC-7A paletli ekskavatörün kiralanması konusunda davalı ile anlaştığını, ...
24.Noterliği'nin 19.02.2007 tarih ve 8112 yevmiye numaralı işlemi neticesinde bir finansal kiralama akdinin imzalandığını, akit çerçevesinde 179.206,00 TL ana para ve 67.535,00 TL faiz (KDV dahil) ile birlikte toplam 246.741,00 TL olarak geri ödenmesi konusunda anlaşıldığını, bu akit çerçevesinde davacı şirketin 40.400,00 TL peşinat, geri kalan ödemelerin aylık 3.492,00 TL ve her yıl ödenecek 25.250,00 TL ara ödemelerle 36 ay içinde bitirilmesinin kararlaştırıldığını, bu sözleşmeden kaynaklanan borç için davacı şirket yetkilisi ...'nın şahsi kefilliğinin alındığını, ...'ya ait Sakarya İli, Kaynarca İlçesi, Uğur Köyü’nde kain, F24-c-16-d-l pafta,101 ada, 624 parselde bulunan taşınmaz üzerinde 850.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, yıllık % 250 faiz şartının ipotek senedine eklenmiş olduğunu, davacının finansal kiralama ile satın almış olduğu malın değerinin 179.000,00 TL olduğunu ve bu bedelin 40.400,00 TL'si peşin alındığında geri kalan 138.600,00 TL için, 850.000,00 TL'lik ipoteğin de fahiş olduğunun açık olduğunu, davacının davalı tarafından kandırıldığını, şirketine başkaca iş makineleri verileceğinin söylenerek ipotek miktarının arttırıldığını, davalı şirket tarafından davacı şirket yetkilisine noter haricinde sözleşme imzalatıldığını, imzalatılırken sözleşme aralarına yukarıda belirtilen taksit tutarlarını belirten A4 kağıdına tanzim edilmiş bonoların sıkıştırıldığını, sözleşmenin bir parçasıymış gibi imzalatıldığını, davalı şirketin belirtilen sözleşmeden 2 ay sonra tek taraflı olarak yeni bir ödeme planı (...
24.Noterliği’nin 06.04.2007 tarih ve 152636 yevmiye nolu ödeme planı) göndererek ve hiçbir gerekçe göstermeden aylık ödemeleri 3.942,00 TL'den 4.084,67 TL'ye yükseltmiş olduğunu, toplam ödemenin 246.741,00 TL'den 251.449,11 TL'ye yükseltildiğini, müvekkilinin 40.400,00 TL peşinatı yatırdığını, sözleşmede belirtilen iş makinesini satın aldığını, davacı şirketin iyi niyetli olarak davalı şirketçe ...
24.Noterliği’nin 06.04.2007 tarih ve 15293 yevmiye nosu ile göndermiş olduğu ödeme planını esas aldığını, ödemelerini bu plana göre yaptığını, davacı şirketin 2007 yılı Ağustos ayı da dahil olmak üzere ödemelerini düzenli olarak yaptığını, bu tarihten sonra davacı şirketin ödeme güçlüğü çektiğini, 12.09.2007’te 4.084,67 TL ve 12.10.2007 tarihlerinde ödemesi gereken 4.084,67 TL'lik taksitlerini ödeyemediğini, davalı şirkete bu dönemde 8.116,34 TL borcu olan davacıya, davalı şirket tarafından ...
24.Noterliği'nin 07.11.2007 tarih ve 45271 yevmiye sayılı işlemi ile bir ihtarname gönderildiğini, 14.531,35 TL kira borcu ve 6.991,10 TL temerrüt faizi olmakla beraber toplam 21.522,45 TL ödenmemiş borcu olduğunu, 60 gün içinde borç ödenmediği takdirde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnamede vadesi gelmemiş kiraların da 182.456,48 TL olduğunun da ayrıca hatırlatıldığını, davacı şirketin davalı şirket yetkilileri ile görüştüğünü, kendisine bir hata olduğunun, bu hatanın düzeltileceği teminatının sözlü olarak verildiğini, davacının eline toplu para geçtiğini, ödeme yapmak istediğinde görüştüğü kişinin hatanın düzeltilmesinden sonra ödeme yapmasının gerektiğini, şu an ödeme yapar ise faize sayılacağını, ödeme yapma konusunda davacıyı telkin ettiğini, davacının ödeme yapmak için hatanın düzeltilmesini beklediğini, davalı şirketin 18.02.2008 tarihinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2008/95 esas sayılı dosyası ile yukarıda hatalı olarak gönderilen ...
24.Noterliği'nin 07.11.2007 tarih ve 45271 yevmiye nolu ihtarnamesi esas gösterilerek taraflar arasında yapılan finansal kiralama sözleşmesinin feshedilmesi konusunda dava açtığını, davacı şirketin savunması alınmadan 15.04.2008 tarihinde sözleşmenin feshine karar verildiğini, kararın kesinleşmesinin beklenmeden davacının zilyetliğinde bulunan finansal kiralama konusu iş makinesine el konulduğunu, davacı şirketin iyi niyetli olarak 17.04.2008 tarihinde 4.200,00 TL ödeme yaptığını, 15.05.2008 vadeli Türkiye İş Bankası A.Ş.'nin ...seri nolu 30,000 TL'lik çek verdiğini, bu tarih itibari ile davacı şirketin, davalı şirkete 95.023,35 TL ödeme yaptığını, davacı şirketin davalı şirkete olan toplam borcunun (temerrüt faizleri hariç) 246.741,00 TL olduğu düşünüldüğünde, kalan borcunun 151.718 TL olduğunu, davalı şirketin 20.06.2008 tarihinde davacı şirket yetkilisinden almış olduğu taşınmazın üzerindeki ipoteğin paraya çevrilmesi için İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2009/3219 esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takip başlatılmış olduğunu, müvekkili şirketin 151.718,00 TL toplam borcu olmasına rağmen başlatılan takipte 295.000,00 TL ana para ve yıllık % 250 faiz istediğini, davacının davalı şirkete bu tarihte olan asıl borcunun 151.718,00 TL {ana para ve faiz) ve temerrüt faizinden ibaret olduğunu, davacı şirketten talep edilen yıllık % 250 faiz oranının fahiş olduğunu, temerrüt faizinin düşürülüp avans faizi üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davalıdan finansal kiralama sözleşmesi ile kiralanan 127.000,00 USD değerindeki ekskavatörün davacıdan alınarak davalı tarafından 80.000,00 USD'ye satıldığını, satış bedelinin davalıya olan borçlarından düşülmesinin gerektiğini, davacılardan ...'nın finansal kiralama borcuna vermiş olduğu ipotek haricinde müteselsil kefillik gibi bir iradesinin olmadığını, ...
24.Noter1iği'nin 19.02.2007 tarih ve 8112 yevmiye numaralı finansal kiralama akdinde bulunan imzalarının üzerinde müteselsil kefil ibaresinin geçmediğini, davalı şirketin müvekkilinin bilgisizliğinden yararlanarak sözleşmeyi imzalattırdığını, müvekkilinin notere hiç gitmediğini, ...'nın herhangi bir müteselsil kefilliğinin de bulunmadığını iddia ederek davalarının kabulüne, müvekkilinin davalıya 10.000,00 borçlu olmadığının tespitine, müvekkili ...'nın müteselsil kefil olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar aleyhine davalı şirkete olan borç sebebi ile takip başlatıldığını, işbu borcun ekskavatörün finansal kiralama söyleşmesiyle davalıya kiralanmasından kaynaklandığını, davacıların sözleşmeden kaynaklanan kira borçlarını zamanında ödemediğini, dava dilekçesinde şirket yetkilisine noter haricinde A4 kağıdına tanzim edilmiş bonoların imzalatılmış olduğunun beyan edildiğini, TTK’da düzenlendiği üzere bononun şekil şartları arasında kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, kime ya da kimin emrine ödenecekse onun ad ve soyadı, senedin düzenlendiği gün ve yeri, senedi düzenleyenin imzasının bulunmasının yeterli olduğunu, noterde resmi şekilde tanzim edilme gerekliliğinin bulunmadığını, borçluların senetlerin davalı tarafından aldatılarak alındığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının akli melekeleri yerinde, görme yetisine haiz, ticaretle uğraşan ve ticari hayatın bir gereği bonoyu sözleşmeden ayıracak yetiye sahip bir şahıs olduğunu, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesi konusu makinelerin tesliminden sonra ödeme planının değiştirilmiş olduğunu, yeni ödeme planının borçlu ve kefillere tebliğ edilmiş olduğunu, davacının bu yeni ödeme planını kabul ettiğini, ödemelerini tebliğden sonra yeni ödeme planına göre yaptığını, davacının kira ödemelerini ödemede temerrüde düşünce ödeme ve fesih ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara rağmen ödemenin yapılmadığını, finansal kiralama sözleşmesinin feshedildiğini, davalı şirket nezdinde doğmuş güncel borcunun 775.811,92 TL olduğunu, ipotek takip tarihi itibariyle davacıların davalıya borcunun 335.403,00 TL olduğunu, faiz oranının taraflar arasında kabul edildiğini, itirazı kabil bir husus olmadığını, ticari takip tarihleri itibariyle ana paraya uygulanan temerrüt faizinin %250 olmadığını, %100 olduğunu, davacı tarafın temerrüt faizine ilişkin itirazlarının taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu, davacıdan sözleşmenin feshinden sonra geri alınan iş makinesinin satışından elde edilen meblağın borçlunun borcundan düşüldüğünü, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin noter huzurunda düzenleme şeklinde imzalandığını, davacı ...’nın sözleşme konusu borca müşterek ve müteselsil kefil olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davalı/alacaklının İstanbul 10. İcra Dairesi’nin 2008/3219 esas sayılı dosyasında 295.000,00 TL asıl alacağın, takipten itibaren % 250 temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği, davacı/borçlunun, 15.02.2012 tarihinde açtığı menfi tespit davası ile dava tarihinden sonra 24.12.2012 tarihli dilekçesinde açıkladığı talep sonucuna göre, davalıya 275.188,00 TL borçlu olmadığının tespitini talep ve dava ettiği, alınan kök ve ek rapora göre, davacı şirketin takip tarihi itibarıyla 282.782,10 TL borçlu bulunduğunun, davacı kefil ...'nın ise kefalet limiti olan 246,741,00 TL borçlu olduğunun belirlendiği, bu durumda davacı şirketin iddia edilenin aksine 275.188,40 TL’den daha fazla 282.782,10 TL borçlu olduğu, finansal kiralama konusu malın satım tarihi olan 31.10.2010 tarihi itibariyle ise 615.860,79 TL borçlu olduğu, dolayısıyla davacı şirket yönünden davanın reddi gerektiği, davacı kefil ... yönünden ise İstanbul 10. İcra Dairesi’nin 2008/3219 esas sayılı dosyasında 275.188,40 TL bakımından borçlu olmadığı talep edilmişse de yukarıda açıklandığı üzere asıl borcun kefalet limiti olan 246.741 TL’lik kısmından sorumlu olması sebebiyle bakiye28.447,40 TL bakımından borçlu olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle kefil olan davacı ... bakımından açılan menfi tespit davasının kısmen kabulü, kısmen reddine, davacı şirket bakımından açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, uyuşmazlığın, finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiralama yolu ile satın alınan mallarla ilgili ödeme planlarının sözleşme ve yasaya uygun olup olmadığı, davacı yanın fazladan ödeme yapıp yapmadığı, sözleşmeler kapsamında davalı yararına aşırı yararlanma bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, dava konusu somut olayda uyuşmazlık konusu leasing sözleşmesinin 19.02.2007 tarihinde imzalandığı, davacı ...’nın sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu, sözleşme serbestisi, tarafların tacir olması, revize edilen ödeme planlarının bilirkişi tarafından denetlendiği kadarıyla davacılar açısından tek taraflı olarak aşırı ifa güçlüğüne neden olacak ve davalı açısından da aşırı yararlanma oluşturacak bir revizyon bulunmadığı, davacının tacir olup bononun ne olduğunu bilebilecek yeterlilikte olması karşısında faize ilişkin uygulamanın yerinde olduğu, çekin iptali nedeniyle davalıya bir ödemenin bulunmadığı, makine bedeline ilişkin ayrı bir araştırma yapılmasının gerekmediği, mevcut davada dava dilekçesindeki davacı talepleri dikkate alındığında, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak mı açıldığı yoksa kısmi dava olarak mı açıldığının belli olmadığı, dava dilekçesinden de talep sonucunun tam olarak anlaşılamadığı, Mahkemece bu noktada kurulan ara kararın yerinde olduğu, davacı tarafça bu ara kararın harç tamamlatılarak yerine getirildiği, ara karar yerine getirildikten sonra davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerektiğine ilişkin istemin dinlenemeyeceği, dosyadaki mevcut delil durumu, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece kurulan hükümde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle davacıların, davalı tarafından talep edilen miktar kadar borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Her ne kadar yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporunda, İş Bankası... Şubesi’ne ait ...çek numaralı, 15.09.2008 keşide tarihli, 30.000,00 TL bedelli çekte, davalının cirosunun karalandığı (iptal edildiği), davalı kayıtlarında çekin ödemesi kaydının bulunmadığı hususları değerlendirildiğinde çekin bedelinin davalıca tahsil edildiği hususunda tespit yapılamadığı, bu nedenle borçtan düşülmediği bildirilmiş ise de, iş bu çekin dosya içinde bulunan fotokopisinin incelenmesinde, karalamalar bulunsa da davacı şirket tarafından davalı ... şirketine ciro edildiği, davalı ... şirketinin cirosundan sonra Alternatif Bank A.Ş. ... Şubesi’nin kaşesinin bulunduğu anlaşılmış olup banka tarafından gönderilen 06.02.2014 tarihli yazı cevabında, çek aslının banka şubesine ibraz edildiği, iptal işlemi yapıldığı bildirildiğinden ve iş bu çekte davacı şirketten sonra davalı ... şirketinin cirosu bulunduğundan bu çek bedeli kadar bir ödeme almadığını ispat yükü davalı ... şirketi üzerindedir. Bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan, eldeki dava menfi tespit davası olduğundan tarafların alacaklılık ve borçluluk durumlarının dava tarihi itibariyle tespit edilmesi ve buna göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Ancak İlk Derece Mahkemesi’nce alacak-borç durumu takip tarihi itibariyle değerlendirilmiş olduğundan hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
3.Kabule göre ise, İlk Derece Mahkemesi’nce davacıların müteselsilen sorumlu oldukları alacaktan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettikleri davada, reddedilen miktarlar yönünden her iki davacı aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.