Ceza Genel Kurulu
Ceza Genel Kurulu 2021/345 E. , 2022/642 K.
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 6. Ceza Dairesi
Sanık... hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın beraatine ilişkin ...
1.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.06.2015 tarihli ve 155-266 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.01.2019 tarih ve 1894-305 sayı ile; "...Sanığın bıçakla tehdit etmek ve vurmak suretiyle aralarındaki ilişkiye dair yakınanın anlatımlarını ses kaydına alıp, yakınandan 250 TL para getirmesini istediğinin ve 3 gün sonra da yakınandan 50 TL para aldığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde beraat hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 18.06.2019 tarih ve 107-457 sayı ile sanığın, aynı suçtan TCK’nın 149/1-a-d-h, 168/3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 30.06.2021 tarih ve 99864 sayı ile; "...Ceza muhakemesi sistemimizde hükümlerin temyiz edilebilmelerinin kural, temyiz edilememelerinin ise istisna oluşu, hukuk normlarının yorumlanmasında, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen 'Hak arama hürriyeti' ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde hüküm altına alınan mahkemelere erişim hakkının gözetilmesi gerekliliği, Sözleşmeye ilişkin Ek 7 numaralı Protokolünün 'Cezai Konularda Temyiz Hakkı' başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında; ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğuna ilişkin düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, kamu davasının asli bir süjesi olan sanığın, adil yargılanma ilkesi çerçevesinde etkin bir şekilde temyiz kanun yoluna başvurma hakkı olduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamakla birlikte, 5271 sayılı CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CMUK'nın yürürlükten kaldırılmasına rağmen 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası ile, bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağına ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmesi nedeniyle, somut olayda, 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesine göre bir hafta olduğu, ayrıca, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihinden sonra 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hâllerde, temyizde sebep gösterme zorunluluğunu da dikkate alan kanun koyucu, 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinde değişiklik yaparak 05.08.2017 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından temyiz süresini yedi günden on beş güne çıkarmış ise de 1412 sayılı CMUK'nın temyiz süresine ilişkin hükümlerine de atıf yapma imkânı bulunduğu hâlde bilinçli bir şekilde bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu son karar tarihi 18.06.2019 olmakla birlikte bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle sanık müdafiinin, usulüne uygun şekilde tefhim edilen ve kanun yolu bildirimi de yasaya uygun şekilde yapılan karara yönelik ondördüncü günde gerçekleştirdiği temyiz isteminin süresinden sonra olduğu ve bu nedenle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği," düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 23.09.2021 tarih ve 20595-14220 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI Temyizin ve itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK'nın 310 ve 311. maddeleri uyarınca "bir hafta" mı, yoksa 05.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin 1. fıkrası uyarınca "on beş" gün mü olduğunun; bu bağlamda hükümlünün temyiz isteminin süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; UYAP sisteminde silinmiş evraklar bölümünde “İstinaf Başvuru Dilekçesi” başlığıyla bulunan, dosya içerisindeki fiziki hâlinde havale kaydı bulunmayan ve ... Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğünün 24.08.2022 tarihli yazısından sistemden silen kişinin Mahkeme yazı işleri müdürü olduğu anlaşılan 19.06.2019 tarihli dilekçenin süresinde yapılmış bir kanun yolu başvurusu olarak kabul edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık ... hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan açılan kamu davasında Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sanığın beraatine karar verildiği,
Hükmün,
Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.01.2019 tarih ve 1894-305 sayı ile bozulmasının ardından bozmaya uyan Yerel Mahkemece 18.06.2019 tarih ve 107-457 sayı ile, sanığın aynı suçtan TCK’nın 149/1-a-d-h, 168/3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği, kısa kararın hazır bulunan sanık ve müdafisinin yüzüne karşı verildiği,
Kısa kararın son paragrafında; “Dair, sanık ..., sanık ... müdafii Av. ...'ın yüzlerine karşı, müştekinin yokluğunda, iddia makamının talebine uygun olarak, tefhim/tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize sunulacak bir dilekçe ile veya mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak sureti ile tutulacak tutanağın hakim onayı yaptırılmak sureti ile Yargıtay temyiz yoluna gidilebileceğine ilişkin, Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı” şeklinde açıklamaların bulunduğu, Kısa kararın tefhim edildiği 18.06.2019 tarihinin Salı gününe denk geldiği, tefhimden itibaren bir hafta olan 25.06.2019 tarihinin de Salı gününe tekabül edip temyiz süresi içinde herhangi bir tatil gününün bulunmadığı,
Dosya kapsamında,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay 6. Ceza Dairesince temyiz dilekçesi olarak sanık müdafisinin 02.07.2019 tarihli dilekçesinin kabul edildiği, bu dilekçeye atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 24.11.2020 tarihli ve 99864 sayılı tebliğname ile; süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği talebinde bulunulduğu, Özel Daire tarafından yapılan inceleme ile de; temyiz isteminin CMK’nın 291. maddesinde yer alan 15 günlük sürenin içerisinde olduğu kabul edilerek hükmün onanmasına karar verildiği,
Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca somut olayda 5271 sayılı CMK’nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanma imkânının bulunmadığı, 1412 sayılı CMUK’nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, bu Kanun’a göre de temyiz süresinin bir hafta olacağı, bu sebeple Özel Dairece sanık müdafisinin temyiz isteminin reddedilmesi gerekirken kabul edilerek inceleme yapılmasının usule uygun olmadığından bahisle itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
UYAP sisteminden yapılan incelemede, silinmiş evraklar bölümünde; sanık müdafisi Av. ... tarafından hazırlandığı ve 19.06.2019 tarihinde de sisteme kaydedildiği anlaşılan “İstinaf Başvuru Dilekçesi” başlıklı bir belgenin bulunduğu tespit edilmiş olup belge içeriği açıldığında, başlığının “... Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine Gönderilmek Üzere ...
1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına” biçiminde, içeriğinin ise “Yukarıda dosya numarası ibraz edilmiş dosyanız üzerinden yargılanan müvekkilimiz...'a yağma suçundan ceza verilmiş olup, işbu ceza usul ve yasaya aykırıdır. Yargılama konusu olayda yağma suçu oluşmamıştır. Borç ilişkisi dahilinde alınmış bir para vardır ve bu konuya ilişkin kaşı tarafın şikayeti de yoktur. Usul gereği, istinaf yoluna başvurma süresinin hükmün açıklanmasıyla başlaması nedeniyle, ... bu süre tutum dilekçesini mahkemenize sunmak zorunluluğu doğmuştur. Gerekçeli kararın tarafımıza tebliğini müteakip hazırlayacağımız ayrıntılı istinaf dilekçemizi bilahare sunacağız...” şeklinde olduğunun görüldüğü, Fiziki dosyada yapılan incelemede ise aynı belgenin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2020 tarihli müzekkeresi sonrasında dosya içerisine sanık müdafisi tarafından sunulduğu, ancak bu belge üzerinde evrakın alındığına dair herhangi bir havale kaydının bulunmadığı,
UYAP sisteminde silinmiş evraklar bölümünde “İstinaf Başvuru Dilekçesi” başlığıyla bulunan 19.06.2019 tarihli dilekçenin, kim tarafından, hangi tarihte silinmiş olduğu ... Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğünden sorulmuş, adı geçen Müdürlüğün 24.08.2022 tarihli cevap yazısı ile, anılan dilekçenin 02.07.2019 tarihinde Mahkeme yazı işleri müdürü tarafından silindiği bilgisinin verildiği, Anlaşılmaktadır. 5271 sayılı CMK’nın “Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma” başlıklı 264. maddesi; “(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.” şeklindedir. Belirtilen maddede kabul edilebilir bir yasa yolu başvurusunda yasa yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı mercisince, başvurunun derhâl görevli ve yetkili merciye gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, kural olarak temyiz istemi süresinde verilen dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla hükmü veren mahkemeye yapılacaktır. Ancak, süresinde olması koşuluyla dilekçenin hükmü veren mahkeme dışındaki bir mahkemeye verilmesi veya istemde bulunulması ya da haklı nedenlerin varlığı halinde Cumhuriyet Başsavcılığına ya da bir başka merciye istemde bulunulması temyiz istemini geçersiz kılmayacak, bu durum mercide yanılgı kapsamında değerlendirilebilecek, dilekçenin verildiği veya istemin yapıldığı merci tarafından istem veya dilekçe mahkemesine gönderilecektir. Yine aynı şekilde istemin temyiz yerine istinaf veya itiraz olarak belirtilmiş olması da bu kapsamda değerlendirilerek başvuru sahibinin hakları korunacaktır. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
Teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan sanık ...’ın beraatine ilişkin ...
1.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.06.2015 tarihli ve 155-266 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.01.2019 tarih ve 1894-305 sayı ile bozulması üzerine bozmaya uyan Yerel Mahkemece 18.06.2019 tarihli kısa kararın hazır bulunan sanık ve müdafisine tefhim edildiği,
Kanun yolu bildiriminde; “Dair, sanık ..., sanık ... müdafii Av. ...'ın yüzlerine karşı, müştekinin yokluğunda, iddia makamının talebine uygun olarak, tefhim/tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize sunulacak bir dilekçe ile veya mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak sureti ile tutulacak tutanağın hakim onayı yaptırılmak sureti ile Yargıtay temyiz yoluna gidilebileceğine ilişkin, Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.” şeklinde açıklamalara yer verildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay 6. Ceza Dairesince sanık müdafisinin temyiz dilekçesi olarak 02.07.2019 tarihli dilekçenin kabul edildiği, bu dilekçeye göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yasal süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği görüşüyle tebliğname düzenlendiği, Özel Daire tarafından ise 17.06.2021 tarih ve 9712-11739 sayı ile temyiz süresinin 15 gün olarak kabul edilmesi nedeniyle temyiz istemi süresinde kabul edilerek sanık hakkında kurulan hükmün onanmasına karar verildiği dosya kapsamında;
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 18.06.2019 tarihli oturumda yüze karşı verilen ve kanun yolu bildirimi de yasaya uygun olan hükme karşı sanık müdafisi tarafından, CMUK’nın 310. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra, 02.07.2019 tarihinde temyiz kanun yoluna başvurulduğu belirtilip Özel Dairenin onama kararının kaldırılması ve sanık müdafisinin temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulmuş ise de;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay 6. Ceza Dairesince sanık müdafisinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilen 02.07.2019 tarihli dilekçe içeriğinde; 19.06.2019 tarihinde verdikleri ve temyiz yerine sehven istinaf kanun yolu başvurusu şeklinde hazırladıkları dilekçenin süre tutum dilekçesi olarak kabul edilmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, fiziki dosyada yapılan incelemede belirtilen belgenin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2020 tarihli müzekkeresi sonrasında dosya içerisine sanık müdafisi tarafından sunulduğu, ancak bu belge üzerinde evrakın alındığına dair herhangi bir havale kaydının bulunmadığı, UYAP sisteminden yapılan incelemede ise silinmiş evraklar bölümünde; sanık müdafisi Av. ... tarafından hazırlandığı ve 19.06.2019 tarihinde de sisteme kaydedildiği anlaşılan “İstinaf Başvuru Dilekçesi” başlıklı bir belgenin bulunduğu tespit edilmiş olup belge içeriği açıldığında, başlığının “... Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine Gönderilmek Üzere ...
1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına” biçiminde, içeriğinin ise “Yukarıda dosya numarası ibraz edilmiş dosyanız üzerinden yargılanan müvekkilimiz...'a yağma suçundan ceza verilmiş olup, işbu ceza usul ve yasaya aykırıdır. Yargılama konusu olayda yağma suçu oluşmamıştır. Borç ilişkisi dahilinde alınmış bir para vardır ve bu konuya ilişkin kaşı tarafın şikayeti de yoktur. Usul gereği, istinaf yoluna başvurma süresinin hükmün açıklanmasıyla başlaması nedeniyle, ... bu süre tutum dilekçesini mahkemenize sunmak zorunluluğu doğmuştur. Gerekçeli kararın tarafımıza tebliğini müteakip hazırlayacağımız ayrıntılı istinaf dilekçemizi bilahare sunacağız...” şeklinde olduğu görülen bir dilekçenin bulunduğunun anlaşıldığı, ayrıca UYAP sisteminde silinmiş evraklar bölümünde “İstinaf Başvuru Dilekçesi” başlığıyla bulunan 19.06.2019 tarihli bu dilekçenin, kim tarafından, hangi tarihte silinmiş olduğu ... Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğünden sorulması üzerine, anılan dilekçenin 02.07.2019 tarihinde Mahkeme yazı işleri müdürü tarafından silindiğinin ortaya çıktığı, başka bir anlatımla belirtilen 19.06.2019 tarihli dilekçenin UYAP sistemine kaydedildiği, sisteme kaydedildikten 13 gün sonra Mahkeme yazı işleri müdürünce silindiği ve bu tespitlerin yanı sıra CMK’nın “Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma” başlıklı 264. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alındığında; hükmün tefhim edildiği 18.06.2019 tarihinden bir gün sonra sanık müdafisi tarafından sunulduğu UYAP kayıtlarından anlaşılan 19.06.2019 tarihli dilekçenin, temyiz iradesini ortaya koyan geçerli bir temyiz istemi niteliğinde olduğu sonucuna varılmalı ve geçerli bir temyiz istemi olarak kabul edilen bu dilekçenin, hükmün tefhiminden bir gün sonra verilmiş olması nedeniyle her hâlükârda süresinde verilmiş bir temyiz dilekçesi olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Özel Dairece temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek inceleme yapılmasının sonucu itibarıyla isabetli olduğundan, temyiz isteminin süre yönünden reddini talep eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2.Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.10.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliği ile karar verildi. ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... Yazı İşleri Müdürü E.T.