Aramaya Dön

Hukuk Genel Kurulu

Esas No
E. 2012/807
Karar No
K. 2013/390
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

Hukuk Genel Kurulu         2012/807 E.  ,  2013/390 K.HACZİN YAPILDIĞI TARİHTEKİ RAYİÇ BEDEL

TAŞINIR TESLİMİNE DAİR HÜKMÜN İNFAZ EDİLEMEMESİ

TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 2

İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 26

İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 36

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: İstek, icra memuru işlemine ait şikayetin kanun yolu ile iptali istemine ilişkindir.

Şikayetçi-borçlu U.. San. ve Tic. A.Ş. vekili, eldeki şikayeti ile; konulan hacizlerin kaldırılarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK.)'nun 24. maddesine göre işlem yapılması ya da kesinleşen kıymet takdirine göre dosya hesabının yeniden yapılmasına ilişkin icra müdürlüğünün 24.05.2010 tarihli kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Mahkemece, dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi görüşü ile alacağın sabit hale geldiği, alacağın itirazsız kesinleştiği, şikayete uğrayan müdürlük kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. Şikayetçi-borçlu U..San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire'ce hacizlerin kaldırılması ve İİK'nun 24. maddesine göre işlem yapılması gerektiği yönünde icra müdürlüğüne talimat verilmesi gereğine işaretle karar bozulmuştur.

Yerel mahkemece, “aracın değerinin bilirkişi tarafından belirlendiği, bu işleme karşı tarafların açıkça karşı koymadıkları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine göre epeyce önce aracın bedelinin ödenmesi gerekir iken ve şikayetçinin onca gücüne rağmen bu ödevini usulü süreçlerden istifade ile geçiştirmesine adaletin asla izin vermeyeceği” belirtilerek önceki kararda direnilmiş; hükmü şikayetçi-borçlu U.. San. ve Tic. A.Ş. vekili, temyiz etmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık;

İİK'nun 24. maddesi uyarınca otomobilin teslimine ilişkin yapılan takipte otomobilin (taşınırın) bedelinin tesbitine ilişkin şikayetin kabul edilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Öncelikle , konuya ilişkin yasal düzenlemenin irdelenmesinde yarar vardır: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) “İlamların İcrası”na ilişkin ikinci babında “Para ve Teminattan Başka Borçlar Hakkında İlamların İcrası” üst başlığı ve “Taşınır Teslimi” alt başlığı altında düzenlenen 24.maddesinde; “Bir taşınırın teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o şeyin teslimini emreder.

İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa mümessillerinin adları ve soyadları ile şöhret ve yerleşim yerleri hükmü veren mahkemenin ismi ve hükmolunun şeyin neden ibaret olduğu, ilamın tarih ve numarası ve icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yoliyle ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebri icraya devam olunacağı yazılır. Borçlu, bu emri hiç tutmaz veya eksik bırakır ve hükmolunan taşınır veya misli yedinde bulunursa elinden zorla alınıp alacaklıya verilir. Yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır. Vermezse ayrıca icra emri tebliğine hacet kalmaksızın haciz yoliyle tahsil olunur. Taşınır malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur. Hükmolunan taşınırın değeri, borsa veya ticaret odalarından, olmıyan yerlerde icra memuru tarafından seçilecek bilirkişiden sorulup alınacak cevaba göre tayin edilir. İlgililerin bu hususta icra mahkemesine şikayet hakları vardır. 26 ncı maddenin 3 ve 4 üncü fıkraları, gemi siciline kayıtlı olmıyan gemiler hakkında da uygulanır.” Hükmü yer almaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacaklının taşınır teslimi hakkındaki bir ilamı icraya koyabilmesi için, hükmün kesinleşmiş olması gerekmemektedir.

Öyle ise, yukarıda içeriği aynen aktarılan İİK.nun 24. maddede de açıkça ifade edildiği üzere; kesinleşmiş olsun veya olmasın, bir ilama dayalı takip talebini ve ekli ilamı alan icra dairesi, bir icra emri düzenleyerek borçluya gönderecek ve “ilamda yazılı taşınır malın yedi gün içinde icra dairesine teslimini; yedi gün içinde teslim gerçekleşmezse ilam hükmünün zorla infaz olunacağını; teslimine hükmedilen taşınır malın borçlunun yedinde bulunmaması halinde ilamda yazılı değerinin alınacağını; ilamda taşınırın değeri yoksa da belirlenecek değerinin alınacağını, bunun da ödenmemesi halinde ayrıca icra emri tebliğine gerek kalmaksızın haciz yoluyla tahsil olunacağını” ihtar edecektir.

İcra emrini alan borçlu yedi gün içinde taşınır malı teslim etmezse; alacaklının talebi üzerine ilamda yazılı taşınmaz mal icra dairesince borçludan zorla alınarak alacaklıya teslim edilecektir. Eğer ilamda yazılı taşınır mal veya misli borçlunun elinde bulunmuyorsa, bu halde artık borçlu aynen ifaya zorlanamayacağından taşınır mal teslim borcu, kanunun açık hükmü gereği, para borcuna dönüşecek; ilamda yazılı değeri para olarak tahsil olunacaktır. Böyle bir durumda, taraflar taşınır malın değeri üzerinde anlaşırlarsa bu bedel borçlu tarafından ödenmekle borçlu borcundan kurtulacaktır.

Takip dayanağı ilamda (ilamın hüküm bölümünde) teslime konu taşınırın değeri belirtilmemiş ise ve taraflar malın değeri konusunda anlaşamıyorlarsa, teslime konu taşınırın değeri icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre belirlenir. İcra müdürü ilamda aynen teslimine hükmolunan taşınırın değerini, borsa veya ticaret odalarından sorarak belirler. Bu kuruluşların olmadığı yerlerde ise, değer bilirkişi marifetiyle belirlenir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Takibe konu ilamda, mahkemece aynen teslimine karar verilen aracın bir değer tesbiti yapılmamış olup, değiştirilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Borçlu icra memurluğuna verdiği dilekçede aracın sıfır (0) kilometresi bulunmadığından değerinin tesbitini istemiş; icra müdürlüğünce İİK'nun 24.maddesi dikkate alınmadan ilamın temyizi üzerine teminat miktarının belirlenmesi amacıyla bilirkişiden bir rapor alınmıştır. Alacaklı 10.04.2009 tarihinde icra müdürlüğüne itiraz ederek kıymet takdirini kabul etmeyerek, bu konuda icra mahkemesine itiraz etmiştir.

Alacaklının bu itirazı ile ilgili olarak İstanbul 6.İcra Mahkemesi'nin 14.04.2010 tarih ve E:2009/1229-2010/665 sayılı dosyasında; yargılama sırasında mahkemece aldırılan bilirkişi ek raporunda, aracın 03.03.2009 tarihinde kampanya indirimli fiyatının 41.359.00TL olduğu, aracın deri döşemeli olduğunun belirlenmesi halinde, deri farkının 2.000.00 TL olduğu bildirilmiş; yargılama devam ederken, borçlu şirket vekili, ilam konusu aracın yenisinin temin edildiğini belirterek, kıymet takdirine itiraz davasından feragat ettiklerini bildirmiş; bunun üzerine mahkemece, borçlu şirketin feragat beyanı doğrultusunda şikayetin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Görüldüğü üzere, takibin yapıldığı yer İstanbul ilidir.

İİK'nun 24. maddesine göre, icra memuru mahkeme kararında aracın değeri belirtilmediğinden, bunu icra müdürlüğünün bulunduğu İstanbul Borsası'ndan veya Ticaret Odası'ndan sorup belirlemesi gerekir. Zira, bu husus emredici yasa hükmünün bir sonucudur. Öyleyse, ilamda hükmolunan aracın değerine yönelik gerek icra müdürlüğünce belirlenen 30.000 TL ve gerekse borçlu tarafından kıymet takdirine itirazın feragat nedeni ile reddine karar verilen davada, icra mahkemesince 41.359,00 TL olarak değer belirlenmesi İİK'nun 24. maddesine uygun değildir. Şu durumda, Hukuk Genel Kurulu’nca da, benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Şikayetçi-borçlu U.. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; direnme kararının, Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 5311 sayılı Kanunun 29.maddesi ile eklenen "Geçici Madde 7" atfıyla uygulanmakta olan aynı Kanun'un 366/III.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog