1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2022/7444 E. , 2023/310 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2021 tarihli ve 2021/108 Esas, 2021/168 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2021/2399 Esas, 2022/537 Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin, katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi,
1.Sübuta,
2.Meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılmasına,
3.Haksız tahrikin oranına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
02.09.2012 tarihinde sanığın abisi ... ...'ın amcası olan maktul ... tarafından ortak arazinin kullanımı nedeniyle öldürüldüğü, maktul ...'ın 15 yıl hapis cezası aldığı, cezasının infazı sonrası köyüne geri döndüğü, olay tarihinde sanık ...'ın yanında kuzeni ... ile ormana av amaçlı yürüyüşe çıktıkları, sanığın yanında av tüfeği bulunduğu, ormanlık alanda maktul ... ile karşılaştıkları, sanık ve tanığın iddiasına göre maktulün elindeki nacak ile sanığın üzerine yürüyüp ölen abisinden de bahsederek sinkaflı küfürler ettiği, sanığın uyarmasına rağmen maktulün tutumunu sürdürdüğü, bunun üzerine sanığın av tüfeği ile 3 el ateş ederek maktülü öldürdüğü, maktulün olay anındaki söz ve hareketlerinin sanık lehine haksız tahrik teşkil ettiği kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, olayın gelişim süreci aynı kabul edilmiş ise de;
Maktulün olay günündeki söz ve hareketlerinin yanı sıra, 2012 yılında maktulün sanığın abisini öldürmesi nedeniyle taraflar arasında husumet bulunması, sanığın bu olayın da etkisi altında suçu işlediği kanaatiyle sanık lehine daha fazla oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Meşru Savunmaya Yönelik
1.Sanık müdafiinin meşru savunmaya yönelen temyiz sebepleri yönünden öncelikle, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer verilen meşru savunma müessesesinin sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.
2.Meşru savunma, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” Şeklinde bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir.
3.Bahse konu hüküm gereği meşru savunma kurumunun uygulanabilirliği için saldırının, korunmaya değer nitelikteki herhangi bir hakka yönelmiş olması yeterlidir. (5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin gerekçesi: “Bir kere her türlü hakka yönelik haksız bir saldırıya karşı meşru savunmanın söz konusu olduğu belirtilmiş ve böylece kurumun, bazen anlamsız ve sosyal gereklere aykırı düşecek derecede dar tutulmasının önüne geçilmesi istenilmiştir. ... Ayrıca, şu husus da belirtilmelidir ki, kişileri suç işlemekten caydıracak en etkin araçlardan birisi, suç işlediklerinde karşılık görebilecekleri endişesi olduğundan, meşru savunma hakkının böylece genişletilmesi, kriminolojik yönden caydırıcı etki de yapabilecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.)
4.Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda vurgulandığı üzere 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
a)Saldırıya ilişkin şartlar:
i)Bir saldırı bulunmalıdır. ii) Bu saldırı haksız olmalıdır. iii) Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur. iv) Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır.
b)Savunmaya ilişkin şartlar:
i)Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır. ii) Savunma saldırana karşı olmalıdır. iii) Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır.
5.Olayın meşru savunma içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için saldırıya ilişkin şartların yanında savunmaya ilişkin de şartların oluşması gerekmektedir. Savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldırı ile orantılı olması gerekir. Bu orantılılık belirlenirken saldırının yer ve zamanı, saldıran kişinin o anki durumu savunmada bulunan buna uygun bir tepki verip vermediği değerlendirilmelidir.
6.Bu açıklamalar kapsamında somut olay irdelendiğinde; üzerinde darp cebir izi bulunmayan sanık her ne kadar maktulün elindeki balta ile kendisine yöneldiğini bu korku altında suçu işlediğini savunmuş ise de, tanık anlatımları ile bu hususun doğrulanmadığı, taraflar arasında mesafe bulunduğu, sanığın yaklaşık 20-25 metreden ateş ettiği, sanık ile maktul arasında fiziksel temas geçmediği, açıklanan nedenlerle meşru savunma yada meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı anlaşılmakla; kurulan hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Haksız Tahrikin Oranına 2012 yılında maktulün sanığın abisini öldürmüş olması, olay gününde de ormanlık arazide karşılaştıklarında maktulün elindeki balta ile sanığın üzerine yürüyüp küfür ettiği iddiası ile sanık hakkında haksız tahrik hükümleri gereği yapılan indirimde tüm deliller ve dosya kapsamı gözetilerek hükümde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sübuta Yönelik
Sanığın suçlamaları kabul ettiği, haksız tahrik nedeni sayılabilecek hususlar dışında sanık lehine uygulanabilecek hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı, tanık beyanları, deliller, ikrar ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçun sabit olduğu, sanık müdafinin sübuta yönelen temyiz istemleri yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2021/2399 Esas, 2022/537 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06/02/2023 tarihinde karar verildi.