Esas No
E. 2022/841
Karar No
K. 2022/841
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2022/841 - 2023/138

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 13/03/2019

NUMARASI : 2016/183 E. - 2019/86 K.

DAVALI

GEREKÇE

1.Asıl ve birleşen dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davacı tarafça aynı iddialara dayalı olarak asıl ve birleşen dava açılmış olup, asıl dava yalnızca davalı ... Ltd.Şti'ne yöneltilmiş iken birleşen davalar ise davalı gerçek kişilere yöneltilmiştir. "HMK'nın 166. vd. maddeleri uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Birleştirme kararı sonrasında her dava bağımsız karakterini koruduğu ve davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi söz konusu olmadığından, yalnızca birleşen davaların tahkikat safhaları müşterek cereyan ettirilerek her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekalet ücreti de her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu itibarla, mahkemece davaların birbirinden bağımsız olması anlamına gelen '' davaların istiklali prensibi '' uyarınca asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hüküm kurulması gereklidir (Yargıtay 11. HD'nin 27.12.2022 tarih, 2021/8135 E., 2022/9493 K. sayılı ilamı). Somut olayda ise ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmadığı gibi kurulan hükümde de, hüküm altına alınan tazminatların davalıdan tahsiline denilmek suretiyle infazda tereddüte yol açılması da doğru olmamıştır.

Öte yandan, 5846 sayılı FSEK’in 10. maddesi “Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir. Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez. Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır.” hükmünü haizdir.

Somut olayda dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, ...'teki cami projesinin, proje sahibinin dava dışı bir kişi olduğu, ... Osmangazi Üniversitesi Camii ve Elazığ Fırat Üniversitesi Camii inşaatına ait mimari projelerin, proje müellifinin ... Ltd. Şti., projeleri yapanların ise ... ve ... olduğu açıklanmıştır. Eserden doğan hakların ihlali sebebi ile açılan tazminat davalarında, eser birliğine adi şirket hükümleri uygulanacaktır. Eser sahipleri arasında adi ortaklık ilişkisi olduğunda, eser sahiplerinden her birisinin tek başına esere vaki tecavüzün önlenmesini talep etme hakkı olmakla birlikte, tek başına tazminat talep etme hakkı bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, söz konusu eserlerin sahibinin kim olduğunun belirlenmesi, davacı ile birlikte dava dışı eser sahibi mevcut ise birlikte eser sahipliğinin söz konusu olup olmadığının tespiti ile buna göre davacının tek başına esere vaki tecavüzün önlenmesini talep etme hakkı olmakla birlikte, tek başına tazminat talep etme hakkının bulunmadığı, bu hakkın ancak diğer eser sahipleri tarafından davacıya verilecek bir muvafakatname ile ya da eser sahipleri arasındaki adi ortaklık ilişkisini temsil etmek üzere bir temsilci atanması sağlanmak suretiyle, bu temsilci tarafından kullanılabileceği nazara alınarak, davacı tarafça ileri sürülen talep türleri itibariyle dava şartlarından olan aktif dava ehliyeti konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.

Kabule göre de, dosya kapsamında alınan 31.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, tasarım-çizim tekniği ve şekil açısından, ... Organize Sanayi Bölgesi Camii Mimari Uygulama Projesinin, davacı yana ait ... Osmangazi Üniversitesi Cami ve Elazığ Fırat Üniversitesi Cami inşaatı projelerine vaziyet planı, kat planı bazında ve kesit bazında benzemediği, ancak cephe görüntüsü-cephe tasarımı bakımından kubbe altı ışıklık ve silikon cephe giydirme bazında benzediği, bu bağlamda bir değerlendirme yapıldığında da ikinci projenin, öncekilerin değiştirilmiş biçimini oluşturduğu açıklanmış, 30.01.2018 tarihli ek raporda ise davaya konu proje ile davacı yana ait olduğu ileri sürülen Bosna-Hersek Maglaj cami projesindeki tek benzerliğin, kısmen de olsa kubbe altı ışıklık ve silikon cephe giydirme şeklinde olduğu, vaziyet planı, kat planları, A-A ve B-B kesitleri, sistem detayları bazında herhangi bir benzerliğin bulunmadığı belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere söz konusu raporlar denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi kendi içinde de çelişkiler içermektedir. Bu itibarla mahkemece, ...'teki proje ile davacıya ait olduğu ileri sürülen ... Osmangazi Üniversitesi Cami ve Elazığ Fırat Üniversitesi Cami projelerinin aynı olup olmadığı, bu projelerin sahibinin ve mali haklarını kullanma yetkisinin kime ait bulunduğu, davalıya ait projenin, bu projelere tecavüz teşkil edip etmediği hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 10/02/2022 gün ve 2021/146 Esas - 2022/44 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,

3.Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4.Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 706,00 TL, davalı ... Mimarlık Ltd şirketi tarafından yatırılan 701,93 TL, davalı... tarafından yatırılan 706,00 TL nispi istinaf karar ve karar harçlarının istek halinde taraflara iadesine,

5.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,

7.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2023 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/03/2023

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog