6. Ceza Dairesi
6. Ceza Dairesi 2022/116 E. , 2023/9353 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.1997 tarihli ve 1997/18438 Esas nolu iddianamesi ile hükümlü hakkında nitelikli yağma suçundan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 497 nci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesi, 33 üncü maddesi, 74 üncü maddesi, 40 ıncı maddesi, 36 ncı maddesi, 6136 sayılı Ateşli Silahla ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un (6136 sayılı Kanun) 15 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2....
7.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.1998 tarihli ve 1997/228 Esas, 1998/53 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında nitelikli yağma suçundan, 765 sayılı Kanun'un 497 nci maddesinin birinci fıkrası, 522 nci maddesi, 59 uncu maddesi uyarınca 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1.466,666 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, nitelikli yağma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarına ilişkin bu mahkumiyet kararları, hükümlü müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 13.08.1998 tarihli ve 1998/6918 Esas, 1998/7474 Karar sayılı kararıyla onanma suretiyle kesinleşmiştir.
3.... 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2019 tarihli ve 2018/462 Esas, 2019/170 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında infaz aşamasında yapılan uyarlama yargılaması sonucunda nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bendleri, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına , kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendleri, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ise 19.03.1998 tarihli hükmün aynen korunmasına ve hükmün bu şekilde infazına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Hükümlü Müdafinin Temyiz Sebepleri
1.Yargılamanın dava dosyası olmaksızın gerçekleştirilmiş olduğuna, 26.12.2018 tarihli duruşmasında verilen iki numaralı ara karardan da anlaşılacağı üzere, esas dava dosyası olan 1997/228 Esas sayılı dosyanın arşiv araması neticesinde bulunamadığına,
2.Nitelikli yağma suçunda alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğuna,
3.Yetersiz gerekçe ile karar verildiğine,
4.Hükümlünün yalnızca yağma suçundan cezalandırılmasına karşılık bu defa, hem yağma suçundan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulmuş olmasına,
5.Hükümlünün Af Kanunundan faydalandığı göz önüne alındığında huzurdaki davanın açılmasının dahi hukuka aykırı olduğuna, uyarlama yargılaması gerçekleştirilmesinde hükümlünün hiçbir menfaati bulunmadığına ,
6.Vesaire İlişkindir . III. GEREKÇE
A. Gerekçesiz ve Dava Dosyası Olmadan Hükümler Kurulmasına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 ve 230 uncu maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ne olduğunun gerekçeli kararda gösterilmesi gerektiği temyiz istemine konu hükümlerin de Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olduğu, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, hükümlünün eylemlerinin ne olduğunun gerekçeli kararda gösterilmiş olduğu ve ayrıca dava dosyasının da denetime olanaklı dosya içerisinde mevcut olduğunun anlaşılması karşısında hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Birden Fazla Suçtan Hüküm Kurulmasına ve Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Hükümlü ...'ın olay tarihinde mağdur ...'a ait iş yerine geldiği, yanında arkadaşı İbrahim Özdemir'in de bulunduğu, mağdur ... Demiröz'ü depoya çağırdıkları ve 6136 sayılı Kanun'un kapsamında yasak niteliği haiz bıçaklardan olduğu tespit edilen bıçak ile mağduru tehdit ederek ağzını bantlayıp iş yerine ait 3050 dolar ve mağdur ...'e ait 25 milyon TL'yi alarak işyerinden ayrılması şeklinde gerçekleşen olayda hükümlünün eyleminin 765 sayılı Kanun'un 499 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 522 nci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un hükümlü hakkında lehe Kanun olarak uygulanıp uygulanmayacağının da 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 5252 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı dikkate alınması suretiyle yapılan karşılaştırmada; 5237 sayılı Kanun'un 148 ve 149 uncu maddelerinde tanımlanan suç ile 765 sayılı Kanun'un 499 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 522 maddelerinde yer alan suç öğelerinin farklı olduğu; hükümlünün eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a),(c) ve (d) bendlerine uyan nitelikli yağma suçunun yanı sıra, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bendlerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu, her ne kadar hükümlü hakkında kesinleşen mahkumiyetin 765 sayılı Kanun'un 497 nci maddesinin birinci fıkrası, 522 nci maddesi, 59 uncu maddesi uyarınca kurulduğu görülmüş ise de uyarlama yargılaması sonucu temyize konu kararda hükümlünün eylemine uyan suç vasfının 5237 sayılı Kanun uyarınca doğru olarak belirlenmiş olması ile hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı Kanun'un 499 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 522 nci maddesi uyarınca belirlenecek ceza miktarının, cezaların alt ve üst sınırları gözetildiğinde bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un yazılı şekilde yapılan uygulaması sonucunda belirlenen 10 yıl hapis cezası miktarına göre her durumda hükümlü aleyhine olması dikkate alındığında belirtilen hususun yeniden yargılamayı gerektirir bir bozma sebebi olarak görülmediği ve ayrıca 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçu bakımından hükümlü lehine bir düzenleme de bulunmaması hep birlikte değerlendirildiğinde hükümlü hakkında nitelikli yağma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulup Yargıtay 6.Ceza Dairesince onanmak suretiyle kesinleşen hükümlerden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5252 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde kurulan hükümlerde bu yönüyle bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
C. Alt Sınırdan Ayrılmak Suretiyle Hüküm Kurulmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 61.maddesi uyarınca suçun birden fazla nitelikli hali ile işlendiği gözetilerek alt sınırdan ayrılmak suretiyle ceza tayinine ilişkin hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Af Kanununa İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Mahkûmiyet kararlarının infazına ilişkin Kanunların, derdest veya uyarlama yargılaması sonucu verilen kararlara yönelik uygulama maddesi içermediğinden hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.03.2019 tarihli ve 2018/462 Esas, 2019/170 Karar sayılı kararında hükümlü müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükümlü müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.