13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı taraflardan olan alacağının tahsili amacıyla ----. İcra Müdürlüğünün ------.sayılı dosyası ile icra takibini başlattığını, davalı tarafların icra dosyasına itirazları üzerine takibin durduğunu, davalı ---- nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunan ----- plakalı aracın davalı sürücü---- sevk ve idaresinde iken 12.11.2015 tarihinde müvekkili şirket nezdinde kasko sigortası bulunan----- plakalı aracın sol ön kısmına çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini,----- plakalı aracın davalı ------ 9650 kusurlu olduğu eylemi ile hasara uğradığını; söz konusu hasarın tazmini için müvekkili şirket tarafından sigortalısına - 19.982,00TL'lik hasar tazminatı ödemesi bulunulduğunu, akabinde 29.12.2018 tarihinde müvekkili şirketin davalı sigorta şirketine sigortalısına yapmış olduğu ödemeye ilişkin rücu talebinde bulunduğunu, talebe karşı davalı tarafın dönüşte bulunmadığını, -----sayılı dosyası ile icra takibini başlatıldığını, davalı tarafların icara dosyasına itirazları üzerine takibin durduğunu, davanın kabulü ile davalı tarafların itirazlarının iptalini, -----. İcra Müdürlüğünün------sayılı 9.991,00TL üzerinden takibin kısmen devamını talep ettiklerini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerine neden olan 12.11.2015 tarihli kazaya karışan ve % 50 kusurlu olduğu iddia edilen ----- plaka sayılı otomobilin davalı sigorta şirketi tarafından 27.06.2015-21016 vadeli ------ sayılı Poliçe ile ZMSS/Trafik Sigortası taminatı altına alınmış olduğu, davalı sigortacının sorumluluğunun teminat limitleri ile sınırlı olduğu; davacının taleplerine neden olan kaza ile ilgili kusur durumunun---- tarafından tespit edilmesinin gerektiğini, sigortacının sorumluluğunun gerçek zararla sınırlı olmasından dolayı gerçek zararının tespit edilmesinin gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı kasko sigortacısının rücuen taleplerini öncelikle diğer davalı olan trafik sigortacısı -----yöneltmesi gerektiğini, davacının taleplerini araç malikine yöneltmeyip davalı sürücüye yöneltmesinin yerinde olmadığını, kazanın oluşumunda davalı sürücü ------ % 50 kusurlu olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığını, kazaya davacının kasko sigortalısının sebebiyet vermiş olduğunu, davacı kasko sigortacısının taleplerini davalının trafik sigortacısına yöneltmesi gerekirken davalı sürücüye husumet yöneltemeyeceği belirtilerek; davanın reddine ve davalı aleyhine % 20 den az olmamak tazminata hükmedilmesini belan ve talep etmiştir.
DELİLLER
------Esas Sayılı Dosyası Uyap İçeriği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Trafik Tescil Kayıtları, Poliçeler ve Hasar Dosyası, Fotoğraflar, Eksper Raporu, Banka Dekontları ,----- ön raporu,, Bilirkişi Raporları, Dosyadaki Diğer Bilgi Ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLAR:
Dava 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin dava dışı kasko sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle sigortalısına ödediği hasar onarım tazminatının; sigortalısının kusuru nedeniyle davalı ZMMS Sigorta Poliçesi Kapsamında Davalı Sigorta Şirketi ile kazaya karışan araç sürücüsü gerçek kişiden rücuen tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazlar nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşvik yapılmasına karşın duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yolunu tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri ve delillerin incelenmesi tamamlanmış, karar duruşmasına katılan davacı ve davalı gerçek kişi vekillerinin son sözleri de dinlenip zapta yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
Davacının aktif dava ehliyeti yönünden 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır. Bu durumda somut olayda davacının aktif dava ehliyetinin ve davada hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir.
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir.
Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.
Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda;12.11.2015 tarihinde davacı sigorta şirketine kaza tarihini kapsar şekilde kasko sigortalı ----- plakalı araç ile davalı sigorta şirketine 27.06.2015/27.06.2016 başlanğıç ve bitiş tarihli araç başına 29.000,00 TL limitli ZMMS poliçeli diğer davalı gerçek kişinin sevk ve idaresindeki -----plaka sayılı araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Meydana gelen trafik kazası sonucunda sürücüler tarafından görüşlerinin yazılı olduğu maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı dosyaya mübrezdir. Davacı şirket kasko sigortalısının aracında meydana gelen hasar onarım bedelini ekspertiz raporu doğrultusunda sigortalısına ödemiş ve davalılardan rücuen tahsili için geçerli bir icra takibi başlatmıştır. Yapılan icra takibine davalı-borçlular tarafından süresi içinde itiraz edilmesi üzerine bir yıllık hak düşürücü süre içinde kazada kusurun karşı taraf sürücü de olduğu öne sürülerek zararın tazmini konusunda sorumluluğun külliyen davalılarda olduğu iddiası ile icra takibi başlatmış ve vaki itirazlar üzerine işbu davayı açmıştır. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur, hasar ve onarım bedeli üzerinde yoğunlaştığı ve kusur oranının tespiti ile hasarın havi zararın ortaya çıkarılması halinde uyuşmazlığın aydınlanacağı aşikardır.
Bu kapsamda taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve maddi hasarlı trafik kazası tutanağındaki sürücü görüşleri ve olayın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamına nazaran kusur ve hasar onarım bedeli konusunda rapor düzenlenmesi için dosya önce----- İhtisas Dairesine gönderilmiş ancak daire tarafından kaza tespit tutanağının okunamadığı gerekçesiyle rapor tanzim edilmemiştir.
Mahkememizce kusura ilişkin verilen ara karara bağlı olarak dosyanın bir makine mühendisine verilerek hasar onarım bedeline ilişkin de rapor istenmiştir. Makine mühendisi ----- tarafından düzenlenen 14.03.2021 tarihli raporda kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durumu ve oranı da değerlendirilerek sürücülerin kazada eşit şekilde kusurlu oldukları, kaza nedeniyle davacıya sigortalı araçta meydana gelen hasar onarım bedelinin ekspertiz raporunda belinlenen verilere göre piyasa şartlarına göre kadri maruf olduğu, araçta KDV dahil 21.423,08 TL hasar onarım bedeli oluştuğu, ancak davalı sigorta şirketinin yapmış olduğu 3.750,00 TL ödeme ve kusur oranı gözetildiğinde davacının alacağının kalmadığı yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce taraf sigorta şirketlerinden ödemeye ilişkin bilgi ve belgeler celbedilerek dosya ek rapor düzenlenmesi için aynı bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 27.06.2022 tarihli ek raporda özetle ve mealen; kök raporda bir değişiklik olmadığı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarında davaya konu kazayla ilgili olarak açılan hasar dosyasında onarım bedelinin 7.499,99 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından 13.04.2016 tarihinde 3.750,00 TL ödendiği ve böylece kusur oranına göre alacağın bulunmadığının anlaşıldığı, ancak davacı sigorta şirketinin 12.06.2018 tarihinde----- alacaklı olduğu------.İcra Dairesinin -------Sayılı Dosyasına 19.981,67 TL ödeme yaptığı yönünde rapor verilmiştir. Bilirkişi kök ve ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar kuşkusuz değerlendirilmiş ve tahkikat ona göre sürdürülmüştür.
Bu kapsamda özellikle kusur durum ve oranına karşı yapılan yoğun itirazlar ve-----tarafından kusur raporu verilememiş olması de gözetilerek dosya kusur yönünden rapor düzenlenmesi için konusunda uzman bir bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi -------tarafından hazırlanan 15.01.2023 tarihli raporda kazanın meydana geldiği mahal renkli olarak gösterilmiş, caddenin yukarıdan uzay görüntüsü verilmiş , kaza renkli olarak canlandırılmış ve kazanın meydana geldiği yer ve zaman esas alınarak sürücülerin ihlal ettikleri kurallar tek tek gösterilip açıklanmış ve sonuçta sünücülerin % 50 -%50 oranında kusurlu oldukları yönünde kanaat bildirilmiştir. Anılan bilirkişi raporu da taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir.
Mahkememizce öncelikle kusur durumuna ilişkin yapılan incelemede ------- tarafından düzenlenen raporun oldukça ayrıntılı ve doyurucu nitelikte olduğu, makine mühendisi tarafından düzenlenen kusur raporunu da doğruladığı, raporun taraflarca düzenlenen ve beyanlara dayanan kaza tespit tutanağına ve dosya kapsamına uygun ve yerinde olduğu, sürücülerin her ikisinin de kazalarda asli kusur olarak kabul edilen manevraları düzenleyen genel şartlara uymama ve geçme yasağı olan yerde geçme kuralların ihlal ettiklerinden işbu rapor benimsenerek taraf sürücülerin eşit şekilde kusurlu oldukları tespit ve tayin edilmiştir. ( TBK'nin 74, HMK'nin ------ Hasar onarım bedeline gelince, davacı sigorta şirketinin kaza nedeniyle sigortalısına icra marifetiyle 19.982.00 TL ödediği, davalı sigorta şirketinin de işbu kaza için öncesinde 3.750.00,TL ödeme yaptığı banka makbuzları ile sabittir. Bu durumda davacının gerçek zararının karşılanması gerektiği ilkesinden hareketle ödenen miktarın ekspertiz 17.10.2017 tarihli ekspertiz raporuyla da uyumla olduğundan ve bilirkişi tarafından da teyit edildiğinden toplam zarar miktarı olarak kabul edilmesi gerekmiştir. Zira bilindiği üzere Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belge olduğu açıktır. Bu durumda birbirini doğrulayan ekspertiz raporu ve gerekçeli ve denetime açık olduğu için benimsenen hasar onarım bedeline ilişkin bilirkişi raporuna göre hasar onarım bedeline yönelik yapılan itirazların yersiz olduğu anlaşılmıştır. Öyleyse davalılar yukarıda açıklanan maddi hukuka tabi kurallardan hareketle meydana gelen hasar miktarından yapılan ödeme tenzil edilmek suretiyle kusur oranında müteselsilen sorumlu tutulmaları mümkündür. Dosyaya mübrez belge, bilgi, kaza yeri ve kazalı araç fotoğrafları, davacının aracının marka ve modeli ,delil niteliğindeki ekspertiz raporu ve benimsenen bilirkişi kusur ve hasar/zarar raporlarına göre de; kazaya bağlı olarak ortaya çıkan hasar onarım bedeline ilişkin zarar miktarı günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre piyasa rayiçlerine uygun ve kadri maruf bulunmuştur. Filhakika, gerçekleşen işbu durumlara ve davalı sigorta şirketine sigortalı aracın davalı sürücünün tespit ve tayin olunun kusur oranı nazarında sorumlu tutulması ilkesi gereğince gerçek zararı davalıların müteselsilen tamamen ödemeleri gerektiği değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacının davasını TBK,49, 50/1,74, KTK, 85/1-son, 86/1 , 88/1 , 90, 91/1,maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde ;TMK, 6, HMK, 190, 266. maddeleri esaslarına göre kısmen ispat ettiği ve davasında kısmen haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesine göre eldeki olayda davalı sigorta şirketi yönünden oluşan temerrüt tarihi, işlemiş ve işleyecek faiz tür ve oranı, teminat limiti hususları da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile; davalı-borçluların ------- Esas sayılı takip dosyasının 9.945,50-3.750,00= 6.195,50 TL kısmına yapmış olduğu itirazların iptali ile icra takibinin asıl alacağa (6.195,50 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun; 29.000,00 TL sigorta poliçe limitiyle sınırlı olması kaydıyla) devamına, fazlaya ilişkin (3.796,50 TL) davanın/talebin ise reddine karar verilmiştir. 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu olayın trafik kazası şeklinde vuku bulan haksız fiilden kaynaklanması, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve sonuca yapılan yargılama, kusura ve hasara ilişkin alınan bilirkişi raporları, hasar ve onarım bedeline ilişkin düzenlenen ekspertiz raporu ile hasar dosyası gibi bir kısım bilgi ve belgenin incelenmesi sonucunda ulaşılması nedeniyle alacağın davalılar yönünden likit/muayyen olmadığı kanaatiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Öte yandan davalılar vekillerinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talepleri de; davanın dayanağının haksız fiil niteliğindeki trafik kazazı olması, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve hüküm sonucuna yapılan yargılama ve ispat kurallana göre bilirkişi raporlarıyla ulaşılması yanında davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalıların soyut beyanı ve taleperi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından reddedilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiş; davalılar ise kendi oranların bakımından müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.
Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1.)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2.)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasının 9.945,50-3.750,00= 6.195,50 TL kısmına yapmış oldukları itirazlarının İPTALİ ile icra takibinin asıl alacağa (6.195,50 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle (davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun; 29.000,00 TL sigorta poliçe limitiyle sınırlı olması kaydıyla) DEVAMINA,fazlaya ilişkin (3.796,50 TL) davanın/talebin REDDİNE,
3.)Davacının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
4.Davalıların, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin ayrı ayrı REDDİNE,
5.)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 423,21 TL karar ve ilam harcına, peşin alınan 65,51 TL harcın ve icra dosyasına yatırılan 39,61 TL kısmi peşin harcın mahsubuyla bakiye 318,09 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
6.Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -----bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%0,62) üzerinden hesaplanan 818,46 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
7.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca------bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%0,38) üzerinden hesaplanan 501,54 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8.)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 65,51 TL peşin harç ve 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 127,71 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9.)Davacı tarafından yapılan 249,85 TL posta ücreti ve 1.500,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.749,85 TL yargılama giderinden davanın kabul (%0,62) ve ret (%0,38) oranına göre 1.084,99 TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, davalılar tarafından vekille temsil dışında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10.)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 6.195,50 TL nispi vekalet ücretinın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11.)Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalılar vekilleri için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, maddesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 3.796,50 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak AAÜT. 3/2 maddesi gereğince ret sebebi ortak olduğundan davalılara 1/2 oranında müştereken verilmesine,
12.)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, davacı ve davalı gerçek kişi vekillerinin yüzlerine karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı (Kabul: 6.195,50 TL / Ret: 3.796,50 TL < 17.830,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.