Esas No
E. 2010/2107
Karar No
K. 2010/4979
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BERAATİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

1. Ceza Dairesi         2010/2107 E.  ,  2010/4979 K.

"İçtihat Metni"TEBLİĞNAME :1-B/2010/36165

MAHKEMESİ :(VAN) İkinci Ağır Ceza Mahkemesi

TARİHİ VE NO :29.05.2009 -105/161

SUÇ: Adam öldürmek

Adam öldürmek suçundan sanık olarak (Hakkari) Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılanması sonunda, beraatine karar verilen Ç. Y.'in tutuklu kaldığı günler için 466 sayılı Yasa uyarınca vaki tazminat isteği üzerine (VAN) İkinci Ağır Ceza Mahkemesince yapılan incelemede; dosyada miktarı yazılı maddi-manevi tazminatın davalı hazineden alınarak adı geçen davacıya ödenmesine dair ittihaz olunan 29.05.2009 gün ve 105/161 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Davacının haksız tutuklu kaldığı günler için tazminat istemi üzerine verilen hükmün incelenmesinde;

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 21.04.1975 gün ve 1975/3-5 sayılı kararında belirtildiği gibi; “466 sayılı Yasanın uygulanması yönünden, yerel mahkemelerce a) Sanıkların yokluğunda hükmolunan beraat kararları ile, b) Yargıtay’ca onanan, c) Yada CMUK.nun 322. maddesi uyarınca verilen beraat kararlarının ilgili sanıklara tebliği gerekeceği, sözü edilen 466 sayılı Yasanın ikinci maddesinde gösterilen üç aylık sürenin mahkemelerce yapılacak tebliği tarihinden başlaması gerekir."

Görüldüğü gibi sanığın yüzüne karşı verildikten sonra, taraflarca temyiz edilmeden kesinleşen beraat kararlarının sanığa tebliğinin gerektiği, İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun kararında yazılı değildir. Yine beraat kararı sanığın yüzüne karşı verilmiş olduğundan, onun karardan haberdar olmadığından söz edilemez. Somut olayda;

1.Davacının yargılandığı ve beraat ettiği davada, 29/3/2002 tarihinde davacının yüzüne karşı verilen ve 01.08.2002 tarihinde kesinleşen beraat kararından 7 yıl sonra açılan davanın, süresinde açılmadığından reddi yerine kabulüne karar verilmesi,

2.Kabule göre de; talep tarihine göre duruşmalı inceleme yapılması gerekirken naip hakim atanarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu hüküm kurulmak suretiyle 5353 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 142/7. maddesine aykırı davranılması,

Usule ve yasaya aykırı olup, davalı hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu nedenle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), davanın süresinde açıldığı düşüncesi ile (1) nolu bozma yönünden ......... ’nın karşı oyları ve oyçokluğu, diğer yönlerden oybirliği ile 29.06.2010 günü karar verildi. KARŞI GÖRÜŞ: Dosyanın incelenmesinde; Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29.03.2002 tarih ve 1999/239 E, 2002/102 K. sayılı kararı ile Faili Gayri Muayyen Şekilde Taammüden ve Kan Gütme Saikiyle Adam Öldürme suçundan hakkında kamu davası açılan sanık(davacı) Ç.Y.’in delil yetersizliğinden beraatine karar verildiği; Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2009 tarihli yazısı ile; sanık Ç.Y. yönünden hükmün 01.08.2002 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşen beraat kararının davacıya tebliğ edilmediğinin belirtildiği;

Davacı vekili 11.02.2009 tarihli dilekçesi ile; davacının 16.01.2001 tarihinde tutuklanıp 30.11.2001 tarihinde tahliye edildiği belirtilerek, 5000 TL. maddi ve 10.000 TL. manevi olmak üzere toplam 15.000 TL. tazminata gözaltı tarihinden itibaren işletilecek yasal faizle ve vekalet ücreti ile birlikte karar verilmesini yönelik talebinin; mahkemece kısmen kabulü ile, 1156,36 TL. maddi ve 5.250 TL. manevi tazminat miktarının, 16.01.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve ayrıca vekalet ücretine hükmolunmasına ilişkin kararın yasal süresi içerisinde davalı (Hazine) vekili tarafından temyiz edildiği; Anlaşılmıştır. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6/2.maddesine göre, davacının tutuklu kaldığı tarihlerde 466 sayılı Yasa yürürlükte olup; 21.04.1975 gün ve 3-5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ve Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 07.03.2000 gün ve 2000/8-44 ve 2000/48 sayılı kararı da gözetilerek, Dairemizin süreklilik gösteren uygulamalarında ve 02.04.2009 tarih ve 763/1799, 04.06.2009 tarih ve 8683/3230, 26.10.2007 tarih ve 6591/7840, 23.12.2008 tarih ve 9665/8123, 15.12.2009 tarih ve 4793/7687, 22.12.2009 tarih ve 5687/7966 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere; 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki dava açma süresi, beraat kararı kesinleştikten sonra kesinleşme şerhli beraat kararının bizzat sanığa tebliğinden itibaren başlayacak olup, kesinleşmiş beraat kararının sanığa (davacıya) tebliğ edildiğine ilişkin dosyada bilgi veya belge bulunmadığından, mahkemece davanın yasal sürede açıldığının kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle, davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun bir nolu bozma görüşüne katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.