2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2012/983 E. , 2014/2971 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 2 - 2010/96959
MAHKEMESİ : Kula Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/11/2009
NUMARASI : 2009/123 (E) ve 2009/271 (K)
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.) Ceza yasasında, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda, sanığa yüklenen hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK .nun 125/1 maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2.) Eylemin köy yolunda gerçekleşmesi nedeniyle hakaret suçunda TCK'nun 125/4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/ 11-250 esas 2009/13 karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararda, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; yakınanın, sanığa yüklenen hakaret suçundan doğan herhangi bir maddi zararlarının bulunmadığı ve sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, gerekçede“ hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı yönünden yapılan değerlendirmede sanığın eylemi ile karşı tarafta zararın oluştuğu ve bu zararın sanık tarafından karşılanmadığı çünkü uzlaşma hükümlerine bakıldığında sanığın katılanlardan özür dahi dilemediği ,katılanların sanığın eylemi sonucu korku yaşadığı ve manevi yönden zararının oluştuğu ve oluşan manevi zararın sanık tarafından giderilmediği anlaşıldığından yasal şartlar taşınmaması sebebi ile sanık hakkında 5271 sayılı TCK’nun 231/5 maddesi uygulanmamıştır.” biçimindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 05.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.