2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2011/27617 E. , 2013/13739 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 4 - 2009/137307
MAHKEMESİ : Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/02/2009
NUMARASI : 2008/465 (E) ve 2009/49 (K)
5237 sayılı TCK.nun 51. maddesi uyarınca ancak hükmolunan hapis cezasının ertelenmesinin mümkün olduğunun anlaşılması karşısında, seçenek yaptırımlardan adli para cezasına dönüştürülen cezanın ertelenmemesine dair gösterilen gerekçede bir isabetsizlik bulunmayıp tebliğnamedeki bu hususa ilişkin (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak olunmamış, bozma sonrası yapılan duruşmaya, toplanan delilere ve dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
I-Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/181 Esas sayılı dosyasında davacı vekili olarak duruşmalara iştirak eden sanığın 23.05.2006 günlü duruşma tutanağına geçen, iddianameye konu sözlerinin mağduruna yönelik hakaret içermediği ve sanığın hakaret kastı bulunmayıp sözlerinin yargılama faaliyeti içerisinde kaldığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, II-Kabul ve uygulamaya göre de;
1.Ceza yasasında, hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü durumlarda mahkemece, öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiğine ilişkin yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeli, daha sonra ise alt ve üst sınırları arasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmelidir.
Somut olayda sanığa yüklenen suç kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu olup, hakaret suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK .nun 125/1 maddesinde hapis ve adli para cezası olarak öngörülen seçenekli yaptırım, aynı maddenin 3-a fıkrasında yer alan görevliye hakaret suçunu da kapsadığından, kamu görevlisine karşı hakaret suçundan, seçenekli yaptırımlardan neden hapis ya da adli para cezasına hükmedildiğinin yasal ve yeterli gerekçesi gösterilip, daha sonra hükmedilen hapis ya da adli para cezasının alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezasının alt ve üst sınırları arasında temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçe gösterilmesi,
2.Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere; koşullu bir düşme nedeni olan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kurumunun (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde, mahkemece diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilmesi gerektiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade etmesi ve koşulların gerçekleşmesi halinde kamu davasının düşürülmesi olanağı sağlaması nedeniyle doğurduğu sonuçlar itibariyle TCK.nun 50/1-a maddesindeki seçenek yaptırımlardan “adli para cezasına” göre daha sanık lehine olduğu gözetilmeden, adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan sanık hakkında “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat” ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken "dosya kapsamına, sanığa hükmedilen hapis cezasının paraya çevrilmesinin takdir edilmesine göre sanık hakkında CMK.nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3.Suç için, yasada, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı ceza(hapis cezası) ve para cezası seçenekli olarak öngörülmüş olup da, mahkemece özgürlüğü bağlayıcı cezaya (hapis cezasına) hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez (Yeni TCK.m.50/2). Bu durumda, yasada yalnızca adli para cezasına çevrilemeyeceği belirtildiği için, önlemlere çevrilebilir.
TCK.nun 125/3-a maddesindeki suç tanımında, hapis cezası ile adli para cezası seçenekli olarak öngörülmüştür. Mahkemece hapis cezasına hükmedilmesine karşın, bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi suretiyle aynı Yasanın 50/2.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi gözetilmek suretiyle istem gibi BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.