7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2023/595 E. , 2023/1657 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davalılar ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili; tarafların 11 parselde kayıtlı taşınmazda paydaş olduklarını, davacıların 13/04/2012 tarihinde 161/492 hissesini satın aldığı taşınmazda 2004 yılından bu yana malikken, bu taşınmazda ... Belediyesince 02/05/2008 tarihinde İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi kapsamında uygulama yapıldığını, parsel numarası ikiyken onbir olarak değiştiğini ve toplam yüzölçümünün 270 metrekareden 492 metrekareye çıkartıldığını, ortaklığın giderilmesi amacı ile... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/209 sayılı dosyası ile dava açıldığını, taşınmazın parsel numarası ikiyken 1/2 hissesinin ... adına kayıtlı olup, 19/08/2004 tarihinde ...'e, 1/2 hissesinin Hülya Yontucu adına kayıtlı olup Nisan 2004 tarihinde...' e satıldığını, Naciye ve Rasim Yiğen' in de hisselerini 13/04/2012 tarihinde ...'a sattıklarını belirterek tapu kaydında mevcut olmayan evlerin davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuş, bir kısım davalılar ise davayı kabul beyanında bulunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: “…dava konusu 10819 ada, 11 parsel sayılı 492 metrekare yüzölçümlü, arsa vasfındaki taşınmaza davacı ve davalıların paylı malik olduğu, kat irtifakına çevrilmediği için bağımsız bölüm numaralarının bulunmadığı, tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde dava konusu muhtesatların davacılar tarafından yaptırıldığı ve kendi tasarruflarında bulunduğu…” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar ve davalı ...
vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ...
vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaz için belirlenen değerin yüksek olduğunu, bu tür davalarda davaya sebep vermeyen tarafa yargılama giderleri ve vekalet ücreti yüklenemeyeceğini savunmuştur.
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris ...’in 21.12.2012’de öldüğünü, davanın 26.06.2012’de açıldığını, mirasçılarının davaya dahil edilmeden ve tebligat yapılmadan davaya devam edildiğini, 2005 yılında taşınmazın satılmasına karşın hatalı olarak hala paydaş göründüğünü davalı ...’in, dava açılmasına da sebebiyet verilmediğini savunmuştur.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2.Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir. (HMK 114/1-h, 115 m.)
3.Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Muhdesatın aidiyetinin tespiti konulu davalarda verilen nihai kararda, aidiyetin tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, mülkiyetin davacıya ait olduğunun tespitine şeklinde karar verilmesi, yine mahkemece tespit edilmiş olduğu üzere taşınmazda kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış olmasına karşın bağımsız bölüm şeklinde karar verilmesi; davalılardan ... harçtan muaf olmasına karşın aleyhine harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu hususlar hükmün bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. SONUÇ
Yukarıda (1) No.lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm sonucunun 2 nci fıkrasının hükümden çıkarılmasına yerine, “2-İzmir ili, Foça ilçesi, ... Mahallesi, 10819 ada 11 parselde kayıtlı taşınmazda 1 No.lu dairenin davacı ...'e ve ...ilçesi, ... Mahallesi, 10819 ada 11 parselde kayıtlı taşınmazda 2 No.lu dairenin davacı ...‘a aidiyetinin tespitine” cümlesinin yazılmasına; hüküm sonucunun 3 üncü fıkrasının sonuna: “davalı ... harçtan muaf olduğundan, tapudaki payı oranında yargılama giderlerinin 311,062 TL’sinden sorumlu olduğu,” cümlesinin yazılmasına; hüküm sonucunun 5 inci fıkrasının hükümden çıkarılmasına, yerine: “ 5-Davalıların paylarına göre hesaplanan ve alınması gereken 8324,80 TL nisbi harçtan peşin alınan 5512,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 2812,30 TL karar ve ilam harcının, ..., ..., ... ve ... haricindeki davalılardan ve yine davalı ... harçtan muaf olduğundan ... dışındaki davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak Hazineye irat kaydına,” cümlesinin yazılmasına, hükmün 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 nci maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA,
HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.