Esas No
E. 2022/6770
Karar No
K. 2023/170
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

11. Hukuk Dairesi

E. 2022/6770 K. 2023/170 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/6770, K. 2023/170, T. 11.01.2013
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6770
Karar No
2023/170
Karar Tarihi
11.01.2013
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

11. Hukuk Dairesi         2022/6770 E.  ,  2023/170 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

HÜKÜM: Ret

Taraflar arasındaki ortak olunmadığının tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 29.05.2015 tarihli ve 2014/15310 E., 2015/7246 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma üzerine Mahkemece bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2019 tarihli ve 2017/11-149 E., 2019/49 K. sayılı ilamı ile direnme kararında davanın esastan mı yoksa alacağın zamanaşımına uğramasından dolayı mı reddedildiğinin açıkça ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerektiği belirtilerek direnme kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına direnilmiş ve bu kararın da davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2019/11-794 E., 2022/896 K. sayılı ilâmı ile Mahkemece verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olduğu belirtilerek davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek kâr payı verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de “hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi” başlıklı belge karşılığında 03.08.2000 ve 10.08.2000 tarihinde toplam 84.000,00 Alman markı (DM) alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukukî dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin şirket ortağı olmadığını ve davalıların sebepsiz zenginleştiklerini, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, yönetim kurulu başkanı olan davalı ...'ın da sorumlu olduğunu ileri sürerek geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 84.000,00 DM (42.948,52 euro) karşılığı 84.509,80 TL alacağın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun ve geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) kaydında olan, bu Kurul ve diğer ilgili tüm resmî makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirket olduğunu, anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye hâlinde olmadığını, ayrıca zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemenin 25.09.2012 tarih ve 2010/608 E., 2012/359 K.

sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. İlk Bozma Kararı Dairemizin 29.03.2013 tarih ve 2012/19028 E., 2013/6360 K.

sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Verilen İkinci Karar Mahkemenin 30.01.2014 tarih ve 2013/534 E., 2014/78 K.

sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı

Dairemizin 29.05.2015 tarih ve 2014/16310 E., 2015/7246 K. sayılı kararı ile "... davacıya devredilen hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının söz konusu hisseleri devraldığı şirketlerin devir tarihi itibariyle davalı şirketlere ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturularak, bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı anlaşıldığı taktirde, davacının zararından davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, haksız fiil, hile ve aldatma olgusunun tespiti yapılırken de yukarıda bahsi geçen Sermaye Piyasası Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Mali Suçları Araştırma Kurulu raporları, davalı şirketin yöneticileri hakkındaki ceza dosyaları, bu dosyalardaki tanık beyanları da nazara alınarak, her bir davalının hukuki durumu buna göre tayin ve takdir edilerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken belirtilen yönler yeterince tartışılmadan düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

E. Mahkemece Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 24.03.2016 tarih ve 2015/937 E., 2016/355 K.

sayılı kararı ile bozma ilamına direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

F. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2019 tarih ve 2017/11-149 E., 2019/49 K. sayılı kararı ile “... direnme kararının gerekçesinde “davacının davalı şirkette geçerli bir ortaklığının olduğu ve TTK hükümlerine göre şirket ortağının sermaye olarak şirkete verdiğini geri isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın hem esastan reddine, hem de alacağın zamanaşımına uğramasından dolayı reddine karar verildiği” belirtilmiştir.

Diğer bir anlatımla mahkemenin hangi gerekçeyle davayı reddettiği açıkça anlaşılamamaktadır. Zira, davanın alacağın zamanaşımına uğramasından dolayı reddedilmesi hâlinde artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir. Bu durumda yasal düzenlemelere uygun şekilde oluşturulmuş bir direnme kararının varlığından söz edilemez. O hâlde, mahkemece yapılacak iş özellikle Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HMK’nın 297. maddesi de gözetilerek direnme kararında davanın esastan mı yoksa alacağın zamanaşımına uğramasından dolayı mı reddedildiği açıkça ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmelidir...” gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

G. Mahkemece Verilen Direnme Kararı

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükmün Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-149 E., 2019/49 K. sayılı ilamı ile usulüne uygun direnme kararı verilmek üzere bozulduğu, söz konusu Hukuk Genel Kurulu kararında davanın esastan mı yoksa zamanaşımından mı ret olduğunun net bir şekilde belirlenmesinin gerektiği hususuna göre karar verilmesi için dosyanın Mahkemeye gönderildiği, davaya konu vakıa, gerek bilirkişi raporları gerekse Mahkemenin gerekçeli kararının son kısmı incelendiğinde, davanın davacının davalı ortağı olduğundan dolayı reddedildiği, ancak terditli bir hüküm ile bu hususun kabul görememesi hâlinde alacağın zamanaşımına uğradığının tespit edildiği, tüm dosya kapsamından ve alınan bilirkişi raporlarından davacının davalı şirkete ortak olduğunun tespit edildiği, anonim şirketlerdeki pay sahiplerinin şirketten payını talep edemeyeceği, davalı şirkete ortak olan davacının davalı şirkette olan payını isteyemeyeceğinden davanın davacının davalı şirkete ortak olduğundan dolayı reddine karar verildiği gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine, davanın sübut bulmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hem Yargıtay’ın yerleşik içtihatları hem kendi hem de diğer mahkemelerce emsal dosyalarda verilen kararlar ile çeliştiğini, davalı şirket ve yöneticilerinin Sermaye Piyasası Kanunu'nun emredici hükümleri başta olmak üzere kanuna aykırı davrandığını, tutulması mümkün olmayan garantiler vermek suretiyle bir banka gibi para topladıklarını, şirket yöneticileri hakkında açılan ceza davalarında yönetim kurulu başkanı ...’ın hapis cezasına çarptırıldığını, sözleşmenin usulüne uygun kurulmaması ve hukuka aykırı olması nedeniyle taraflar arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığını, sözleşmede hisse devredenin tarafının belli olmadığını, devreden hanesinde yazılı olan “Yimpaş A.Ş.” nin kim olduğunun belirlenemediğini, bu şekilde kayıtlı bir şirketin bulunmadığını, tüzel kişi adına imzayı kimin attığının ve imzaya yetkili olup olmadığının belirlenemediğini, müvekkilinin para verdiği anda ortaklık ilişkisi ve bunun sonuçları hakkında yanıltıldığını, sözleşmenin geçerli olamayacağını, hukuken geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulamayacağını, şirkette bir payı temsil eden geçerli hisse senetlerinin fiziki olarak teslim edilmesinin gerektiğini, oysa müvekkilinden para tahsil edilmesi anında ve sonrasında kendisine bir adet hisse senedi dahi teslim edilmediğini, davalı şirket tarafından kanunun emredici hükümlerine uygun şekilde halka arz edilmiş bir hisse senedi bulunmadığı için şirketin bir hissesinin zaten müvekkiline satılması ve müvekkili ile ortaklık ilişkisinin kurulmasının mümkün olmadığını, bir an için geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulduğu kabul edilse dahi, para tahsili aşamasında yüksek kar ve paranın geri iade edileceğine dair verilen garantiler nedeniyle zararın tazmininin gerektiğini, davalı şirket ve yöneticilerinin dolandırıcılık faaliyeti yürüttüklerini, bir zararın tazmini için de mutlaka ceza davasının açılması ve mahkumiyet kararı verilmesinin gerekmediğini, şirketlerin Türkiye'ye ve Türklere zarar verdiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Dairemizin İnceleme Kararı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.06.2022 tarihli ve 2019/11-794 E., 2022/896 K. sayılı ilâmı ile “... Mahkemece önceki kararda direnildiği belirtilmiş ise de; esasen Özel Dairenin bozma kararında belirtilen şekilde dava konusu ortaklık ilişkisi konusunda araştırma ve değerlendirme yapmak suretiyle bozma kararında belirtilen hususlar yerine getirilmiştir. Bu hâliyle verilen direnme kararının gerçekte bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olduğu açıktır...” gerekçesiyle yeni hükmün temyizen incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.

E. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davacının ödediği parayı iade alıp alamayacağı, hak düşürücü süre ile zamanaşımı sürelerinin geçip geçmediği noktalarında toplanmaktadır.

2.İlgili Hukuk

1.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 41, 55 ve 60 ıncı maddeleri ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 ve 336 ncı maddeleri.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (YİBHGK) 22.04.2022 tarihli ve 2021/7 E., 2022/2 K. sayılı kararı.

3.Değerlendirme

1.Dairemizden geçen emsal dosyalardan anlaşılacağı üzere, davalı şirket hakkında düzenlenen SPK raporlarında, hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiği, sermaye artırım kararı verilmesine ilişkin genel kurul toplantısından önce halka arz işlemine başlandığı, Yimpaş Grubu şirketleri tarafından yasal kayıtlara aktarılması zorunlu hususların yerine getirilmediği, muhasebe kayıtlarında gerçeğe aykırı kayıtlar bulunduğu, kâr ve zarar kalemlerinin gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu, hisse devir sözleşmelerinde bazı kişilerin ortaklık pay defterinde gözükmediği, kanun dışı yollardan para toplandığı belirtilmiş, bu kapsamda içinde davalı şirket yöneticisinin de bulunduğu sanıklar hakkında Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/253 E. sayılı davasında ihraç edilecek hisse senetlerinin SPK'ya kaydettirilmesi aşaması tamamlanmadan halka arz işlemine başlandığı, pay bedellerinin usulsüz tahsil edildiği belirlenerek mahkumiyet kararı verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.06.2007 tarihli ilamı ile onanmış, Yozgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/121 E. sayılı dosyasında, SPK'dan izin alınmadan hisse senetleriyle ilgili aracılık faaliyetinde bulunulduğu iddiasıyla dava açılmış, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararları Yargıtay 7. Ceza Dairesinin ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmış, yine usulüne uygun olarak defterlerin tutulmaması nedeniyle davalı şirket yöneticisi hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. Yine davalı şirket yöneticileri hakkında Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/188 E., 2011/475 K. sayılı dosyasında, davalı şirket yöneticileri hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan İsviçre Federal Soruşturma Hakimliği'nce yapılan ihbar üzerine kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yöneticilerinin İsviçre'de bulunan Yimpaş Group A.G. Şirketi'ne ait paraları davalı şirkete ve Yimpaş Grubu şirketlerine aktardıklarından bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan netice itibariyle 5 yıl hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası verildiği, kararın temyiz edildiği,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2012 tarihli tebliğnamesine göre hükmün onanmasının talep edildiği, ancak Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.03.2012 tarih, 2012/721 E., 2012/33114 K. sayılı bozma ilamı ile zamanaşımı nedeniyle kararın bozulduğu ve tüm sanıklar hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

2.Bu durumda davalıların eylemi haksız fiil niteliğinde olup Dairemizin emsal içtihatlarında da bu husus belirlenmiştir. Ancak süresi içerisinde zamanaşımı def’î ileri sürülmüş olup işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine bir kazanılmış hak bulunmamaktadır. Cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 104 üncü maddesinin ikinci fıkraları uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu ve dosyaya ibraz edilen ... Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmelerinde ödeme tarihi olarak belirtilen 03.08.2000 ve 10.08.2000 tarihleri ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alındığında, Mahkemece öncelikle zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenip davacının, davalı şirketin ortağı olduğu gerekçesiyle reddedilmesi, ardından terditli bir hüküm kurulmak suretiyle esastan reddin kabul görmemesi hâlinde alacağın zamanaşımına uğradığının kabul edilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru bulunan Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin son fıkrası hükmü gereğidir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin Mahkemece yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibariyle doğru olan Mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog