Aramaya Dön

(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi

Esas No
E. 2006/8770
Karar No
K. 2006/10837
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi         2006/8770 E.  ,  2006/10837 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi Davacı yurtdışında geçen çalışmalarının 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandırılması gerektiğinin tesbitiyle, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yurt dışı hizmetlerine karşılık borçlanma işlemlerinin kesin dönüş tarihinden itibaren süreye bağlı olmaksızın Kurumca kabul edildiği ve davacı tarafın idari işlemle davaya konu talebini kuruma sunableceğinden bahisle açılan dava yönünden karar verilmesine yer olmadına karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava 13.9.1992-12.1.1999 tarihleri arasında Suudi Arabistan’da geçen çalışma süresinin 3201 sayılı Yasa uyarınca iki yıllık başvuru süresi aranmaksızın borçlanılabileceğinin tesbiti aksi yöndeki davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece davacının yurtdışından döndükten sonra iki yıllık süre içinde borçlanmak için müracaat etmemesi nediniyle davalı kurumca borçlanma işleminin reddedilmesine ilişkin 19.8.2003 tarih, 8-17 Ek sayılı Genelgenin " Başvuru süresi başlıklı " bölümü ile 31.5.2004 tarih, 8-19 sayılı Genelgesinin yürürlükten kalkması, davalı vekilinin duruşmada davacının başvurması halinde iki yıllık başvuru süresi aranmaksızın işlemin yapılacağını beyan etmesi nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Hüküm davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır. Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık esastan sona erer.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yasa’nın 3.maddesinde yurda kesin dönüş yapanların kesin dönüş tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde borçlanma talebinde bulunmaları şartını aranmakta idi. Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 2000/36-2002/198 sayılı Kararı ile anılan maddenin birinci fıkrasında yer alan “... Yurda kesin dönüş yapanlar kesin dönüş ...” sözcükleri ile aynı maddede uygulama alanı kalmayan “... tarihinden itibaren” sözcükleri iptal edilmiştir. Bu iptal kararı, 25.4.2003 günü 25089 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 29.7.2003 tarihinde ise 4958 sayılı yasanın 56.maddesiyle yapılan değişiklik gereğince 3201 sayılı Yasa’nın 3.maddesinde başvuru için herhangi bir süre aranmamaktadır. Davacının davalı Kuruma borçlanma talebinde bulunduğu 27.1.2006 tarihinde 3201 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde değişiklik yapan 4958 sayılı Yasanın 56. maddesi yürürlükte olup davacının iki yıllık süre şartı aranmaksızın borçlanabileceğinin kabulü gerekir.

Ancak davacının borçlanma işlemini yapabilmesi için ön koşul; borçlanılabilecek yurtdışında geçen fiili çalışmanın varlığıdır. Davacı yurtdışı hizmet borçlanması talebini süre yönünden reddeden kurum işleminin iptaliyle birlikte dava konusu yurtdışında geçen süreleri borçlanabileceğinin tesbitini de istemiştir. İstek hem işlemin iptalini hem de borçlanma yapabileceğinin tesbitini içerdiğine göre dava konusu sürelerde davacının yurt dışında çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması, çalışmış ise bu hususun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması gerekir.

Yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının bu çalışmalarının değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak sosyal güvenlik haklarından yararlandırılmaları amacıyla kendilerine borçlanma hakkı tanınmıştır. 3201 sayılı Yasa, yabancı ülkede ve yabancı sigorta kurumuna tabi olan işverenler nezdinde geçen ve Türk Sigorta Kurumları kapsamı dışında kalan hizmetlerin değerlendirilmesini düzenlemektedir. Daha açık bir anlatımla T.C. Emekli sandığına, Sosyal Sigortalar Kurumuna, ...’a 506 sayılı Yasa'nın geçici 20. maddesine göre kurulan sandıklara, prim keserek ve karşılık ödenmiş sürelerin 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanılması olanaksızdır. Bu nedenle öncelikle borçlanılmak istenilen yurt dışında geçmiş olan hizmetin Türk işveren yanında geçip geçmediği, Türk işveren yanında geçmiş ise Türk Sigorta Kanunları kapsamında olup olmadığı araştırılmalıdır.

Yapılan incelemede davacının yurtdışı çalışması ile ilgili olarak gerek Kurum’a gerekse mahkemeye ibraz ettiği T.C. Cidde Başkonsolosluğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ateşeliğince 13.1.1999 tarihinde tanzim edilen belgede “ davacının müşavirliğe ibraz ettiği belgelerin incelenmesinden adı geçenin Suudi Arabistan’da 13.9.1999-12.1.1999 tarihlerinde Suudlu işveren nezdinde çalıştığının tesbit edildiğinin” yazıldığı ancak davacı tarafından ibraz edilen belgelerin ekte bulunmadığı gibi ne tür belgeler olduğunun da yazı içeriğinde belirtilmediği görülmektedir. HUMK'nun 296. maddesinde dış ülkede usulüne uygun yetkili memurları tarafından düzenlenen ve onaylanan resmi senetlerin o ülkede yürürlükte bulanan yasalara uygun ve o ülkedeki T.C. Başkonsolosluğu veya konsolosluk görevini yürüten T.C. Siyasi Memuru tarafından onaylanması halinde resmi senet hüküm ve kuvvetinde sayılacağı bu şekilde onaylanmamış senetlerin delil teşkil edip etmeyeceğinin mahkemece takdir olunacağı bildirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti 5.10.1961 tarihli Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Hakkındaki Lahey Sözleşmesi’ni 3028 sayılı Kanun ile onaylamış ve bu sözleşme Türkiye’de yürürlüğe girmiştir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti; “Bazı İşlem ve Belgelerin Tasdikten Muaf Tutulması” hakkındaki çok taraflı uluslararası sözleşmeyi de onaylamış ve 16.1.1987 tarihli resmi gazetede yayınlanmıştır. Ancak bahse konu bu son sözleşme şartları oluşmadıkça belge davanın kabulüne yeterli delil olarak kabul edilemez. Söz konusu hizmet belgesini doğrulayan başkaca bir delil ve emare de dosya ekinde bulunmamaktadır. Sosyal Güvenlik Kanunlarının uygulanması ile ilgili uyuşmazlıklar kamu düzeni ile ilgili olduğundan Mahkemenin ibraz edilen belgenin yasal ve gerçeğe uygun olup olmadığının re’sen incelenip gözönünde bulundurması gerekir. Ancak; resmi nitelik kazandırılmış belgelere itibar edilerek sonuca gidilebilir.

Mahkemece yapılacak iş; öncelikle borçlanılmak istenen hizmetin Türk işveren nezdinde Türk Sosyal Güvenlik Kurumları kapsamında geçip geçmediğini tesbit etmek, Türk Sosyal Güvenlik Kurumları kapsamı dışında bir hizmetin varlığının mevcudiyeti halinde ise davacıya ibraz ettiği hizmet belgesini HUMK’nun 296. madde uygulaması gereğince T.C. yetkili Sosyal Güvenlik Kurumlarının karşılığı olan Suudi Arabistan yetkili sosyal güvenlik kurumlarından davacının çalıştığı günleri gösteren işyerine ait hizmet belgesi, işe giriş çıkış tarihleri, Suudi Arabistan iş karnesi, iş güvence karnesi, hizmet cetveli gibi bilgi ve belgeler elde edilip, bu bilgi ve belgelerin o yöredeki Türk Suudi Arabistan Elçiliğince veya Başkonsolosluğunca tercümesi yapılarak doğruluğu tastik ettirilip, resmi senet özelliğine kavuşturulduktan sonra eldeki yargılama dosyası içerisine getirtilmesinin sağlanması gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği şekilde davacının çalışma sürelerinin kuşku duyulmayacak biçimde saptanması halinde bu sürelerle sınırlı olmak üzere 3201 sayılı Kanunun 3. ve devamı maddeleri gereği borçlandırma hakkından yararlandırılması gerektiği düşünülmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 3201 sayılı Kanun K3201 md.20 K198 md.56 K3201 md.3 K4958 md.56
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog