1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2012/5240 E. , 2012/9469 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
1.Sanık ... müdafiinin yasal süresinden sonra bulunduğu temyiz isteminin CMUK'nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, temyiz edenlerin sıfatları ve dilekçelerinin içeriklerine göre temyiz incelemesi, sanıklar ... ve ...'ın "kasten yaralama" suçundan verilen hükümler yönünden yapılmıştır.
2.Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar ... ve ...'ın "kasten yaralama" suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına göre suç niteliği tayin edilmiştir. Ancak,
Sanıkların eylemlerine uyan, 765 sayılı TCK'nun 456/2. maddesinde düzenlenen "kasten yaralama" suçu ile ilgili zamanaşımı süresinin, 5237 sayılı TCK'nun 66. maddesine göre lehe düzenlemeler içeren 765 sayılı TCK'nun 102 ve 104. maddesi gereğince 7 yıl 6 ay olduğu, suç tarihi olan 15.04.2005 tarihinden inceleme tarihine kadar da zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükümlerin, tebliğnamedeki düşünceden farklı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davasının, CMUK'nun 322. maddesi uyarınca, zamanaşımı nedeniyle 765 Sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8 maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, Daire Üyeleri ... ve ...'ın suç vasfının "öldürmeye teşebbüs" olduğu, bu nedenle bozma kararı verilmesi gerektiği yönündeki karşı oyuyla, 13/12/2012 gününde oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY
15.04.2004 tarihinde gece saat 23.00 sıralarında mağdurun Kozan ilçe merkezinde bulunan ... Köprüsü civarında yürüdüğü sırada, yanına yaklaşan otomobilde bulunan ..., ve ...'un, "gel seni evine bırakalım" şeklinde mağduru otomobile davet ettikleri, sanık ... ile daha önce yaşadığı ve mahkemeye intikal etmiş olan husumetin barışmayla sona erdiğini düşünen mağdurun otomobile binmekte herhangi bir sakınca görmediği, bu nedenle ...'un kullandığı ve ...'un yanındaki koltukta ...'ın bulunduğu aracın arka koltuğuna, ...'ın yanına oturduğu, hareket eden aracın bir süre sonra mağdurun evinin aksi istikametine gitmeye başladığı, durumdan şüphelenen ...'in "ne oluyor" demesi üzerine, ...'ın bıçağını çekerek mağdura vurmaya başladığı, mağdurun, bıçak darbelerinden kurtulmak için ...'la boğuşmaya başlamasının ardından bu kez ...'ın ve ara sıra da otomobili kullanmakta olan ...'un arkaya dönerek mağdura bıçakla vurdukları, bu şekilde sanıkların, otomobilin arka koltuğunda sıkıştırdıkları mağduru; biri göğüs sağda cilt altı amfizemine neden olması itibarıyla hayati tehlike olacak biçimde, sol orbitalden, sağ sterno cleido mastoid bölgeden, göğüs sağdan, deltoid bölgeden, sağ aksiller bölgeden, sağ supraskapuler bölgeden, sağ skapuler bölgeden, sağ infra skapuler bölgeden ve sağ lomber bölgeden olmak üzere toplam 17 yerinden bıçakladıkları, üç kişinin bıçaklı saldırısına maruz kalan ve otomobil içinde sıkışan mağdurun ise bir ara fırsatını bulup kendisini otomobilden dışarı atabildikten sonra, koşarak yakında bulunan ve önceden tanıdığı ...'nın evine sığınmak suretiyle sanıklardan kurtulabildiği, ...'nın ise vakit kaybetmeden eve polis çağırdığı olayda;
Öldürme kararını ne zaman verdikleri tam olarak belirlenememekle birlikte, ...'la arasındaki husumet nedeniyle önceden mağduru öldürmeye karar veren ve bu amaçla kandırarak otomobile alan sanıkların, fikir ve eylem birliği içerisinde mağdura çok sayıda bıçak darbesi vurmaları, bu darbelerden bir tanesinin hayati tehlikeye neden olması, bıçaklama sırasında hedef alınan bölgeler ve sanıklarda eyleme devam etme isteğinin bulunmasına rağmen mağdurun direnmesi ve sonunda da kaçarak kurtulması sebebiyle neticeye ulaşılamamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, her üç sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastlarının "öldürmeye" yönelik olduğu düşünülmeden, sanıklar hakkında kasten öldürmeye teşebbüs yerine, kasten yaralama suçlarından hüküm kurulması, yasaya aykırı görüldüğünden, haklarındaki hükümler temyiz incelemesine getirilmiş olan sanıklar ... ve ... ile ilgili hükümlerin bozulmasına, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından ceza tayin edilirken CMUK'nun 326. maddesinin gözetilmesine, karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle, sayın çoğunluğun zamanaşımı nedeniyle düşme kararına katılmıyoruz.