1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2009/8224 E. , 2010/3 K.
"İçtihat Metni" (KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
16/10/2008 günü saat:19.30-20.00 sularında ... ili .... ilçesi .... köyündeki evinin bahçesinde av tüfeği ile yapılan atışlarla öldürülen 1964 doğumlu .. ...’ın katil zanlısının, yine .... ilçesi .... Köyünde oturan şüpheli .... olduğu, ağabeyinin öldürülmesi üzerine evinden tüfeğini alıp kaçan şahsın peşine düşen ölenin kardeşi ...’ın kaçan şahsa ateş edip yaraladığı, kaçmakta olan ...’in de kendisini kovalayan ...’a ateş ettiği ancak isabet ettiremediği iddiasıyla, ...’in ölen’e olan eyleminden dolayı TCK.nun 82/1-a maddesi, ölenin kardeşi ...’a olan eyleminden dolayı T.C.K.81,35.maddeleri, ...’ın da ...’e ateş etmesi ile ilgili olarak TCK.81,35,25/1.maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle; Adıyaman C.Başsavcılığının 07/07/2009 gün (Başsavcı tarafından görüldüsü 09/07/2009’da yapılmıştır) 2009/1383 Esas, 2009/83 sayılı iddianamesiyle Adıyaman 2.Ağır Ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
Adıyaman 2.Ağır Ceza Mahkemesi, 15 günlük süre içinde dosyayı inceledikten sonra; 23/07/2009 gün ve 2009/48 sayılı tensip kararıyla; “müşteki-şüpheli ...’e ait tüm muayene ve müşahade evrakı ile film ve grafilerinin celp edildikten sonra, ...’in en yakın tam teşekküllü Devlet Hastanesine iki adet vesikalık fotoğraf ve sol kolu mühürlü olarak sevkedilip, belirtilen yaralanmalar doğrultusunda film ve grafilerinin çektirilmesi, sonrada, bu grafiler ile müşteki-şüpheli ...’in İstanbul Adli Tıp Kurumu veya en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne sevk edilerek” ...’in olay nedeniyle hayati tehlike geçirip geçirmediği noktasında çelişkilerin giderilmesi,
TCK.nun 86 ve 87.maddelerinde belirtilen duyularından veya organlarından birinin sürekli zayıflamasına veya işlevinin yitirilmesine, konuşmasında sürekli zorluğa veya konuşma yada çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, yüzünde sabit ize veya yüzünün sürekli değişikliğine sebebiyet verip vermediği, mağdurda meydana gelen yaraların müstakilen ve müştereken öldürmeye elverişli olup olmadığı, eğer öldürmeye elverişli ise hangi yaraların öldürmeye elverişli olduğu, iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel bir hayata girmesine sebebiyet verip vermediği, kemik kırığına sebebiyet verip vermediği, vücuda acı veren durum olup olmadığı hususlarında kat’i doktor raporunun aldırılması gerekir..” gerekçesi ile CMK.nun 170 ve 174.maddeleri gereğince İDDİANAMENİN İADESİNE karar verilmiştir. Adıyaman C.Başsavcılığı, işbu karara İTİRAZ etmişse de, itirazı inceleyen Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 29/07/2009 gün 2009/237 değişik iş sayılı kararı ile İTİRAZI red etmiştir.
Bu defa Adıyaman C.Başsavcılığı 31/07/2009 günlü yazı ile, Adalet Bakanlığı’na Kanun yararına bozma (Yazılı emir) ihbarında bulunmuş, Adalet Bakanlığı (Ceza İşleri Genel Müdürlüğü) 25/08/2009 gün ve 2009/9654/46748 sayı ile CMK.309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulmasının istenilmesi talebi ile evrakı Yargıtay C.Başsavcılığına göndermiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23/09/2009 gün ve 2009/205597 sayı ile, özetle; Adıyaman 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, iddianamenin iadesi kararındaki gerekçe’nin,
CMK.nun 174.maddesinde gösterilen nedenlere dayanmadığından bahisle, itirazın reddine ilişkin Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesinin kararında isabet bulunmadığına işaret edilerek,
CMK.nun 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulmasını talep etmiştir.
OLAY:
Olay günü ölen ... ..., aile halkı ile birlikte evinde oturmakta iken, saat:19.30-20.00 sıralarında tuvalet ihtiyacını gidermek için 1991 doğumlu oğlu...’la birlikte bahçedeki tuvalete gitmek için dışarı çıkmıştır. ... tuvalete girmiş, maktul ise bahçeden eve çıkılan basamakta durmaktadır. ... tuvaletten çıktığı sırada silah sesi duymuş, bu sırada yaralanıp merdivenlere düşen babası ona “kaç” diye bağırmış, çocuk’da ev halkına “ ışıkları söndürün” diye seslenmiştir.
Yakındaki evde oturan ölenin kardeşi ..., tek kırma av tüfeğini, 2 adet dolu fişekle birlikte alıp dışarı çıktığında, üzerinde kaban olup, kapşonunu kafasına çekmiş birinin kaçmakta olduğunu görünce peşinden kovalamaya başlamış, aralarındaki uzaklık 50.metreye gelince kaçan kişiye 2 el ateş etmiş, kaçan kişi ise bir süre daha koşup, kendisine ateş eden ...’a da bir el ateş etmişse de isabet kaydettirememiştir. ..., yanında başka fişek olmadığı için kovalamayı bırakıp tekrar fişek almak için evine dönmüşse de, ev halkı onun tekrar takibe gitmesini engellemiştir. ..., 17/10/2008’de olay yerine gelen C.Savcısına saat: 02.00’de (olaydan 6 saat sonra) tanık olarak verdiği yeminli ifade de, olayı yukarıdaki kabul gibi anlattıktan sonra “..ağabeyim maktulün hiç kimseyle alıp veremediği yoktur. Kim yada kimler ateş etti bilmiyorum” ; 18/10/2008’de (ifade tutanağının başında ifadenin alındığı tarih olarak 16/10/2008, sonunda ise 18/10/2008 yazılıdır) jandarmaya ifade sahibi olarak verdiği ifade de, “ …maktulün son günlerde arasının bozuk olduğu kimse yoktu. Zaten bu tür konuları da bana söylemezdi. Başkalarından duyardım. Bildiğim kadarıyla Narince köyü girişinde evi bulunan ... isimli şahıs ile arası iyi değildi. ….olayın olduğu gün Jandarma bize gelip şüphelendiğiniz biri var mı diye sorduğunda ... olabilir, çünkü koşarken ona benzettim…” şeklinde anlatımda bulunmuş, 20/10/2008’de yine C.Savcısına verdiği yeminli ifade de, benzer şeyleri söylemiştir. Olayın başkaca bir tanığı yoktur. Sadece ..., “kaçan kişi benim atışım ile yaralanmış olabilir, arkasından ateş ettim” demektedir. ...’in bu beyanlarından sonra, ... aranmışsa da, evinde olmadığı anlaşılmış, yakınlarına sorulduğunda, “nerede olduğunu bilmiyoruz, eve gelmedi, ancak kayıp başvurusunda bulunmadık” demişlerdir.
Cumhuriyet Savcılığınca, civardaki hastanelerin bulunduğu Adıyaman, ..., ... ve Gaziantep’teki Hastanelere yazı yazılmış, ... adındaki bir hastanın başvurmadığı cevabı alınmıştır. Yine Jandarma, civardaki otobüs firmalarına sormuş, ... adına olay tarihinde yer ayırtılmadığı, bu isimdeki bir yolcu adına da bilet kesilmediği bildirilmiştir. ...’in kullandığı 0-535-822-67…nolu telefon ile yakınlarının telefonları için, iletişim tespiti yapılmış, olay günü bu telefon ile Kahta ilçesinde konuşulduğu saptanmıştır.
Yakalama kararı çıkarılarak tüm illere dağıtılmış, ... 3 ay sonra 19/01/2009 tarihinde İstanbul Bakırköy’de yolda yürürken şüphe üzerine durdurulmuş, üzerinde kimlik çıkmayınca polis merkezine götürülmüş, orada kimliğini açıklayıp GBT araştırmasında kaydı olduğu ve arandığı anlaşılınca, Savcılığa teslim edilmiş, Kahta Savcılığı ile temasa geçilmiş, gelen istek ile İstanbul Adli Tıp Kurumuna, arka bölgesinde saçma yarası olup olmadığının tespiti için gönderilmiştir. ... İstanbul Adli Tıp Kurumunda 09/03/2009 günü muayene edilmiş, daha sonra grafileri çektirildikten sonra, İstanbul Adli Tıp 2.İhtisas Kurulunca verilen 29/05/2009 günlü raporda; a-Sırt bölgesinde saçma taneleri girişi ile uyumlu nedbeler tespit edildi. b-26/03/2009 tarihli grafilerde sağ kol, sağ kalça ve sağ uylukta saçma taneleri tespit edildi. Ancak bu saçma tanelerinin vücuda ne zaman girmiş olduğu hususunda tıbben yorum yapılamayacağı … belirtilmiştir.
Sanık ise, vücudundaki yaraların av tüfeği ile oluşmadığını, sedef hastalığından oluştuğunu söyleyerek suçu işlemediğini söylemektedir.
GEREKÇE
Dosyadaki bilgilere göre olayı açıkladıktan sonra, konu ile ilgili yasa maddelerine gelince;
CMK.nun 170/2 nci maddesinde: “ Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda YETERLİ ŞÜPHE oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler”
CMK.nun 170/3’ncü maddesinde: “Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a)Şüphelinin kimliği,
b)Müdafii,
c)Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d)…
e)…
f)Şikayette bulunan kişinin kimliği
g)…
h)Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i)…
j)…
k)… gösterilir”
CMK.nun 174.maddesinde: “1-a) 170 nci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b)Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen….. İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
2.Suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez” denilmektedir.
Görüldüğü gibi Savcılık, maktul Hacı ...’u öldürenin ... olduğunu, ölenin kardeşi ...’ın meşru savunma koşulları içinde ...’i öldürmeye teşebbüs ettiğini, ...’in de ...’a öldürmek kastıyla ateş ettiğini ancak isabet ettiremediğini, suçun kasten öldürmeye teşebbüs aşamasında kaldığını açıklayarak ve bu açıklamaya uygun sevk maddelerini göstererek iddianame düzenlemiştir.
Unutulmamalıdır ki; Yasa koyucu, dava açmak için makul değil, YETERLİ ŞÜPHE aramaktadır. Ağır Ceza Mahkemesinin iddianamenin iadesi kararına gerekçe olarak gösterdiği, “... hakkında kesin rapor aldırılması”,
CMK.nun 174/1-b maddesinde sözü edilen “suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan “ delillerden değildir. Kaldı ki; Cumhuriyet Savcısı, ...’ın ...’e olan eyleminin meşru savunma koşullarında işlendiğini kabul etmektedir. Bu kabul altında, ...’e yapılan eylemin yaralama olarak kabulü, sonucu değiştirmez. Ancak; mahkeme yapacağı yargılama sonucunda, ...’in eyleminde TCK.nun 25.maddesinin unsurlarının oluşmadığı sonucuna varır ve eylemi yaralama olarak nitelendirirse, her zaman rapor alabilir. Yapılan açıklamalar karşısında; Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin “İDDİANAMENİN İADESİ” kararına yapılan itiraz üzerine Adıyaman 1 nci Ağır Ceza Mahkemesince verilen “itirazın reddine” ilişkin kararın usule aykırı olduğu anlaşılmıştır.
HÜKÜM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görülmekle;
1.Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 29/07/2009 tarihli ve 2009/237 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309/3.maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA,
2.Diğer işlemlerin mahallinde yapılabilmesi için, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.