11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2021/21268 E. , 2023/3031 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2015/55 Esas, 2015/738 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1.Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca, 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca, 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3.Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca, 1 yıl 15 gün hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanı müdafinin temyiz istemi herhangi bir sebebe dayanmamaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Katılana ait Rinteks Limited şirketinin muhasebe bölümünde çalışan, katılanın beyanına göre işveren vekili seviyesinde bulunan sanığın, katılanın kendisine verdiği çeki tahsili için götürdüğü bankadan tahsil edip uhdesinde tuttuğu ve katılana vermediği, yine vergi borçları için kendisine verilen paraları bu yerlerde kullanamayıp kullanmış gibi sahte vergi dairesi alındısı düzenlediği, bankalardan tahsil edilmesi gereken çekler için kullanılan çek tahsil bordrosunda katılan yerine imza atarak çekleri tahsil edip katılana vermediği iddialarıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
2.Sanık, katılanın kendisine tahsil etmesi için verdiği 30.000,00 TL'lik çeki tahsil ettiğini, 18.000,00 TL lik bölümünü katılanın babasına ait Utku adlı şirketin vergi borçları için kullandığını, kalanı da katılana elden verdiğini, tahsil edip kaçamadığını, soruşturma aşamasında çeklerin tahsil edilmesini isteyen katılana tahsil bordrolarını imzalatıp bankadan tahsil işlemi yapıldığını beyan etmesine rağmen kovuşturma aşamasında talimat ile çek tahsil bordrolarını imzalayıp tahsil ettiğini, vergi dairesi alındılarını kendisi düzenlemediği için sahteliği konusunda bilgi sahibi olmadığını beyan ederek atılı suçları kabul etmemiştir.
3.Katılan ve vekilinin oluşu benzer şekilde anlattıkları, 30.000,00 TL'lik bedelinin kendilerine getirilmediğini, muhasebe biriminde bulunan sanığın şirkete sunduğu vergi dairesi alındılarının sahte olduğunun sabit olduğu, çek tahsil bordrolarında katılan yerine imza atarak tahsil işlemi gerçekleştirdiğini beyan ettiği, çek tahsil bordrolarındaki imzaların sanığa ait olduğuna dair alınan bilirkişi raporunun, Halkalı Vergi Dairesinin cevabi yazısının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
4.Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporları, suça konu belgeler, Halkalı Vergi Dairesinin cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE
A. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden
24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı nazara alındığında;
Sanığın üzerine atılı "özel belgede sahtecilik ve resmi belgede sahtecilik" suçlarının mağdurunun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere “kamu” olduğu, "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçunun mağdurunun ise katılan şirket ve yetkilisinin olduğu, dolayısıyla sanığa isnat edilen suçların mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Özel Belgede Sahtecilik Ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçları Yönünden
1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulup belge sayısına göre Türk Ceza Kanunu'nun 61 inci maddesine göre alt sınırdan uzaklaşmak gerektiği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak, somut olaya bakıldığında sanığın aynı suç işleme kastı ile farklı tarihlerde özel belge niteliğindeki çek tahsil bordrolarını ve resmi belge niteliğindeki vergi dairesi alındılarını düzenleme ve kullanması biçimindeki eylemlerinin zincirleme biçimde işlenmiş tek bir resmi belge sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden eylem ayrılarak hem resmi belgede sahtecilik hem de özel belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri tesisi,
2.Kabule göre de;
a)5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince belirlenen "2 yıl 6 ay" hapis cezası üzerinden, aynın Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrasına göre (1/6) oranında indirim yapılırken "2 yıl 1 ay" hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak "1 yıl 13 ay" hapis cezasına karar verilmesi suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
b)5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Küçükçekmece 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2015 tarihli ve 2015/55 Esas, 2015/738 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden diğer yönleri incelenmeyen, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.