3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2023/110
- Karar No
- 2023/400
- Karar Tarihi
- 27.04.2023
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunduğu 03/02/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili şirketin uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösterdiğini, Çin mevzuatına göre kurulmuş Hong Kong menşeli bir sermaye şirketi olan .... (....) Limited şirketinin müvekkili şirketin %77 hissesine sahip olup, karşı yanın ise müvekkili şirketin %23 hissesine sahip ortağı konumunda olduğunu davalı yanın 31/08/2017 - 28/02/2021 tarihleri arasında müvekkili şirkette tek müdür olarak görev aldığını;
21/01/2021 tarihli genel kurul kararı neticesinde ise şirketin temsili konusunda yapılan değişiklikle müdürler kurulu başkanı olan .... ile birlikte müşterek yetkili olarak görevine devam ettiğini, iki müdürle yönetim ve temsile geçildikten sonra müvekkili şirket tarafından davalı yanca gerçekleştirilen şirket yönetimine ilişkin pek çok usulsüzlük tespit edildiğini, davalı yanın, şirket yönetiminde bulunduğu dönemde şirket menfaatleri ve usule aykırı pek çok işlem gerçekleştirmesi nedeniyle 21/05/2021 tarihli olağan genel kurulu kararı ile müdürlük görevine son verildiğini, bununla birlikte söz konusu hukuka aykırı işlemler nedeniyle, müvekkili şirket tarafından davalıya karşı pek çok ceza ve hukuk davası ikame edildiğini, müvekkili şirketin tespit ettiği hukuka aykırılık teşkil eden işlemlerden birinin de davalı yanın müvekkili şirkette tek müdür olarak görev yaptığı tarihten itibaren kendi lehine usulsüz şekilde huzur hakkı ve bağkur ödemesi gerçekleştirdiğini, davalı yanca gerçekleştirilen bahse konu usulsüz ödemeler nedeniyle işbu dilekçemiz ile huzurdaki davayı ikame etme zarureti doğduğunu, davalı yanın müvekkili şirketteki görevini kötüye kullanmak suretiyle kendisi lehine usulsüz şekilde huzur hakkı ödemeleri gerçekleştirdiğini, davalı yanın herhangi bir imza içermeyen karar doğrultusunda kendisi lehine 2017 yılından itibaren usulsüz şekilde huzur hakkı ödemeleri gerçekleştirdiğini, buna ilişkin olarak 12/04/2022 tarihinde karşı yana ihtarname keşide edildiğini ve davalının kendisi lehine şirketten tahsil ettiği 1.221.703,62-TL tutarındaki huzur hakkı ödemelerinin iadesinin talep edildiğini, ancak davalı yanca, söz konusu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini ve anılan ödemelerin iadesinin hiçbir şekilde gerçekleştirilmediğini, söz konusu tarihten sonra da davalı şirket bütçesinden hukuka aykırı şekilde kendisi lehine huzur hakkı ödemeleri gerçekleştirmeye devam ettiğini, davalı yanın, şirket yönetiminde bulunduğu dönemde usule aykırı pek çok işlem gerçekleştirmesi nedeniyle 21/05/2021 tarihli olağan genel kurulu kararı ile müdürlük görevine son verildiğini, ancak buna karşın davalı yanın şirketteki temsil görevi sona ermiş olmasına rağmen müvekkili şirketten huzur hakkı ödemelerine devam ettiğini, davalının ilgili dönemde de müvekkil şirketin müdürler kurulundaki görevi sona ermiş olmasına karşın bu vasıfla haksız ve hukuka aykırı şekilde şirketten tahsil ettiği ve bu tahsilatlar nedeniyle şirketten mali kesintilere sebebiyet verdiği toplam tutarın 156.535,84-TL olduğunu, davalının 31/08/2017 - 28/02/2021 tarihleri arasında müvekkili şirkette tek müdür olarak görev aldığını, limited şirketlerde genel kurul kararı ile müdürlere huzur hakkı ödenebileceğini, ancak bu isim altında ödeme yapılabilmesi için şirkette birden fazla müdürün bulunması ve bunların kurul oluşturarak belli aralıklarla toplantı yapmasının esas olduğunu, dolayısıyla tek müdürün bulunduğu şirketlerde huzur hakkının ödenmesi söz konusu olmadığını, sonuç olarak, davalının Eylül 2017 - Eylül 2021 tarihleri aralığında şirket bütçesinden kendi uhdesine geçirdiği ödemeler ile bu ödemeler neticesinde şirketin vergi kesintisine uğramasına neden olduğu tutarların müvekkili şirkete iadesinin zaruri olduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulü ile davalı yanın hukuka aykırı işlemleri nedeniyle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirket bütçesinden kesilen tutarın şimdilik 50.000-TL'lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkili şirkete iadesine, yargılamadaki İhtiyati tedbir talebimiz kapsamında davalının üzerine kayıtlı mal varlıklarının elden çıkartılmasını engellemek adına davalı adına kayıtlı olan taşınmaz ve araç kayıtlarına sistem üzerinden tedbir konulmasına, bankalara müzekkere yazılarak varsa hesaplarına bloke konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 27/03/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin yirmi seneyi aşkın bir süredir uluslararası taşımacılık sektöründe çalıştığını, müvekkilinin daha önce sektörde yöneticilik yaptığı şirketler aracılığıyla tanıyıp takip eden Hong Kong'da mukim .... (....) Limited isimli şirket (kısaca '....' ya da '.....' olarak anılacaktır), 2017 yılında müvekkiline iş teklifi yaptığını, müvekkilinin teklifi kabul etmesi üzerine, anılan yabancı şirketin Hong Kong'taki genel müdürü olan dava dışı ....'nun görevlendirildiğini ve 2017 yılında ....'nun kardeşi olan ....'nun sahibi olduğu .... Danışmanlık adlı atıl bir şirketin devir alınarak, adının değiştirildiğini ve İstanbul Büyükçekmece'de mukim davalı ".... Ltd.Şti.'nin böylece kurulduğunu, .... şirketinin Uluslararası Hava Taşımacılığı, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı, Ulusal Dağıtım ve Deniz Taşımacılığı alanlarında faaliyet gösterdiğini, .... Danışmanlık isimli şirketin Transavrasya'ya dönüştürülürken ilkin % 18 müvekkilinin, % 82 .... isimli yabancı şirketin hisse sahibi olduğunu, ....'in hisseleri emaneten kendi müdürü olan .... üzerinde gözüktüğünü, Transavrasya şirketinin kuruluş, işleyiş ve faaliyetine ilişkin ilkelerin .... tarafından belirlendiğini ve 2017 yılının Ağustos ayındaki '....' isimli bir mail ile açıklandığını, 2019 yılı Kasım ayına dek, diğer ortak .... şirketinin İTO kayıtlarına göre zaten resmi olarak ortak da gözükmediğini, bunun tek sorumlusunun da müvekkili değil, yine diğer ortak .... olduğunu, davacı .... şirketinin kurulduğu 2017 yılında, Hong Kong'ta mukim .... şirketinin Türkiye'de İstanbul'da, tıpkı .... gibi, .... Tic. A.Ş. (....) adında bir ortağı bulunduğunu, ... şirketinin .... Tic. A.Ş. (...) şirketi ile aynı sektörde ve aynı iş kolunda onunla rekabet eder şekilde kurulduğunu, ilk kurulduğunda .... şirketinin .... adıyla davalı müdür .... 'nun kardeşi ve şirket SGK'lı çalışanı .... üzerine gözüktüğünü, 2019 yılı Ağustos ayına gelindiğinde %82 lik tüm şirket hisselerinin müvekkiline devir edildiğini, müvekkilinin de Hong Kong'a giderek, .... ile görüştüğünü ve hisselerin % 77 sinin ....'ye 1 (bir) Dolar karşılığında devri sağlandığını, müvekkilinin davacının itham ettiği gibi yolsuzlukla şirketin içerisini boşaltacak karakterde bir insan olsa, emaneten üzerinde bulunan % 77 lik hisseyi 1 dolar karşılığında diğer ortak .... şirketine devir etmeyeceğini, şirketten kesintisi yapılan vergi tutarlarının şirkete iadesi gibi bir talebin hukuki dayanağının olmadığını, davacı şirketin huzur hakkı ve bağkur ödemelerini gider olarak gösterdiği için gelirinin o oranda azaldığını ve dolayısıyla da daha az vergi ödemiş olabileceğini ancak burada 'davacı şirkete iadesi lazım gelen şirketten kesintisi yapılan bir vergi tutarı' bulunmadığı gibi, bu yöndeki bir talebin de hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, izahtan vareste olması gerektiğini, bu nedenle huzurda dava usulden red edilmesi gerektiğini, davacı şirketin halihazırdaki tek müdürünün şirketin %77 büyük ortağı olan .... (....) şirketinin de müdürü olan .... olduğunu, davacı şirketi, müvekkili ile birlikte 2017 yılı Ağustos ayında kuranın da yine bu kişi olduğunu, davacı tarafın davacı şirketin 4 yıl boyunca tek müdür olarak müvekkili tarafından sevk ve idare edildiğini, müvekkiline ödenen aylık net 3 bin USD ve Bağkur prim ödemeleri, davacı şirketin aleyhine de olmamıştır. Davacı şirket bu bedelleri, brüt ücret üzerinden ödenecek olan vergiden de düştüğünü, müvekkili tarafından usulsüzlük yapıldığı iddiasının da tamamen gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle hukuki ve fiili mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, davacı şirkette eski yönetici olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 644/1-(a) bendi yollamasıyla TTK'nın 553.maddesinde düzenlenen şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket yöneticileri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Dava, yöneticinin sorumluluğuna ilişkindir. 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 644/1-(a) bendi yollamasıyla 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın bulunmadığının tespiti üzerine davacı vekiline sorumluluk davasının açılmasına ilişkin genel kurul kararını sunması için kesin süre verilmesine rağmen davacı vekili verilen kesin süre içerisinde ilgili genel kurul kararını dosyaya ibraz etmemiştir.Söz konusu genel kurul kararı özel dava şartı olup davacı tarafından kesin süre içerisinde tamamlanmadığından davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere:
1.Davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik ortaklar kurulu kararını dosyaya ibraz etmediği anlaşıldığından davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2.Alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 853,88 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 673,98 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 9.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
4.Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 710,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 27/04/2023 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ..... ☪e-imzalıdır.☪ "İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."