2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2009/57806 E. , 2011/36397 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No : 2 - 2008/91306
MAHKEMESİ : Erzincan 1. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/12/2007
NUMARASI : 2007/921
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- Kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik O Yer C. Savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; 5237 Sayılı TCK. nun 58.maddesinin 3.fıkrasında "tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezasıyla adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağı" ve aynı Kanunun 50. maddesinin 2.fıkrasında ise, "suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği" düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında mükerrir olması nedeniyle uygulanan maddede seçenek olarak öngörülen yaptırımlardan hakimin tercih hakkı bulunmadığından zorunlu olarak hapis cezasına hükmedilmiş olması karşısında, bu cezanın, koşulların bulunması durumunda aynı Kanun'un 50/1. maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak; 5237 Sayılı TCK.nun 50/2. maddesine göre, uygulanan maddede hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörülmesi ve zorunluluk olmaksızın hapis cezasının mahkemece tercih edilmesi halinde bu durumda artık hapis cezası adli para cezasına çevrilemeyecektir.
Açıklanan nedenlerle, somut olayda seçenekli cezalardan kısa süreli hapis cezasına tekerrür nedeniyle zorunlu olarak hükmedildiğinden, bu cezanın yasada aranan diğer koşullar bulunduğunda adli para cezası ya da önlemlerden birine çevrilmesine yasal bir engel bulunmadığından ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılarak uygulanmamasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesine karşın tedbire çevrilmesi suretiyle TCK nun 50/2. maddesine aykırı davranıldığı ve haksız tahrik hükümlerinin karar yerinde tartışılmadığına ilişkin bozma nedenlerine katılınmamıştır. Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II-Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik O Yer C. Savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Müştekinin tutarlı olarak, oğlu olan sanığın alkollü olarak eve gelip kendisine küfrederek duvara vurmak suretiyle yaraladığı iddiası, doktor raporu, tanık C.A..’ın; “Ben bu olayı net olarak hatırlamıyorum, aynı nedenlerle birkaç kez şikayetimiz olmuştu. Ancak ağabeyim eve sürekli alkollü olarak gelip evdeki eşyalara zarar verir, evde bulunan kişilere küfür eder, annemi darp eder” biçimindeki anlatımı ve 28.09.2007 tarihli olay yeri tespit tutanağında; “İhbar üzerine olay yerine gidildi. Sanık ekip otosuna davet edilmiş ancak şahsın alkollü ve ailesine karşı saldırgan bir tutumla küfürlerine devam etmiş, sakinleştirilerek ekip otosuna bindirilmiştir” yazılı olmasına göre, tutanak tanığı olan polis memurları A.S., H.D.. ve İ.Ü.. dinlenildikten sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer C.Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 12.10.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY:
Yerel Mahkemece, sanık T.A..’ın annesine karşı işlediği kasten yaralama eyleminden dolayı 5237 sayıIı TCK’nun 86/2-3-a maddesi gereğince hükmedilen 6 ay hapis cezası, aynı Yasa’nın 50/1-d maddesine göre “cezanın takdiren yarısı bir müddetle katılanın (annesinin) ikametgahına gitmekten yasaklanması” tedbirine çevrilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre sanık annesi ile aynı evde yaşamakta ve ayrı bir ikametgaha sahip bulunmamaktadır.
Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Koşulları Yönetmeliğinin 38/son maddesine göre “belirli yerler ve etkinlikler; sanık veya hükümlünün suç işlemesinde, suça yönelmesinde ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeler kullanmasında; çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunan, sanık veya hükümlünün yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler ve etkinliklerdir” biçiminde tanımlanmıştır. Dolayısı ile belirli yere gitme veya etkinliğin yapılmasına ilişkin yasaklamanın, failin suç işlemesi veya zararlı alışkanlıklar edinmesinde olumsuz etkileri bulunan konulara ilişkin bulunması gerekir. Bu hükmün uygulanmasında, çevrilen seçenek tedbirinin işlenen suçla bağlantılı olması gerekir. Bu açıklamalar ışığında; somut olayımızda, kendi ikametgahına belirli bir süre gitmeme sonucunu doğuracak tedbire hükmetmenin olayda uygulama yeri bulunmadığından, hükmün bu nedenle bozulması düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne karşıyım.12.10.2011