Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/1105
Karar No
K. 2023/519
Karar Tarihi
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/1105 Esas
KARAR NO: 2023/519
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/12/2022
KARAR TARİHİ: 13/06/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 12/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkili şirket tarafından T.C. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasından asıl alacak miktarı olan 61.150,00 TL için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluya, usulüne uygun ödeme emri gönderilmiş, borçlu tarafça icra takibine, borca ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, davalı borçlu tarafından, T.C. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına sunulan borca itiraz dilekçesinde, hem yetkiye hem borca itiraz edildiği, davalı borçlunun resmi adresi, "... Mah. ... Cad. No... .../İstanbul" olup işbu nedenle söz konusu icra takibi yetkili T.C. Bakırköy İcra Müdürlüğü nezdinde başlatıldığını, borçlu tarafından söz konusu ödeme emrinde yetkiye itiraz edilirken, yetkili icra dairesinin hangisinin olduğunun belirtilmesi zaruri olduğu, somut olayda davalı tarafça ödeme emrine itiraz edilirken yetkili icra dairesi gösterilmediği, müvekkili şirket ile sözde 3. şahıs şirket arasında telefon alım satımı ve takasına dayanan ticari bir ilişki bulunmakta olup, dosya kapsamındaki icra takibi de işbu ticari ilişkiden doğan bir alacak nedeniyle başlatıldığını, somut olay nezdinde, taraflar arasında, Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük ilkesine dayanan bir güven sorumluluğu bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki içerisinde hak ve yükümlülüklerin ihlal edilmemesi prensibini esas alındığı, davalı borçlunun, müvekkilin alacağını ödemekten haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde kaçınması ile müvekkil nezdinde telafisi imkansız zararların doğmasına yol açıldığını belirterek müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla huzurdaki davanın kabulü ile dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle kötü niyetli davalı/ borçlu aleyhine dava ve takip değerinin % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; “Davacı ile davalı arasında mevcut ticari ilişki nedeni ile düzenlenen faturalar ve ödemeleri gösterir cari hesap ekstresi ekte olup davalının herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturalar arasında davacının sunmuş olduğu ekstrede; davalının işlemiş olduğu 04.12.2020 tarih 2.850,00 TL bedelli fatura yer almamakta olup davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresinin ve delil olarak bildirilen ticari defterlerin dahi çelişkili bulunduğu ve delil niteliği taşımadığı görüldüğü, davalı tarafından bildirilen tanıklar arasında yer alan ... isimli personel ve davalının ortağı olduğunu bildiren ... isimli kişi, tarafından ödemeler faturalarla uyumlu şekilde davalı şirket hesabından ve davalı şirket yetkilisi hesabından işbu kişilerin hesabına yapılması talep edilmesi neticesinde ödendiği, yapılan ödemelerin davalı şirket hesabından olup davalı ile ... ve ... isimli kişilerin herhangi bir başkaca borç alacak ilişkisi bulunması ticari vasfı olan davalı bakımından mümkün olmadığı, yine şirket yetkilisi hesabından yapılan ödemeler de faturalara karşılık yapılmış olup cari hesap ve ticari defterlere işlendiği, şirket yetkilisinin işbu kişiler ile herhangi bir başka ticari veya şahsi borç alacak ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafından ödemesi alınan faturalar davalı ile davacı arasındaki husumet nedeni ile tekerrür olacak şekilde tahsil edilmeye çalışıldığı, davacı tarafından tanık olarak bildirilen çalışanı ... ve davacı şirketin ortağı olduğunu beyan ederek ödeme alan ... hesaplarının ve müvekkil şirket ile şirket yetkilisi hesaplarının celp edilerek incelenmesi halinde davacı tarafından düzenlenen fatura tutarları ile uyumlu şekilde işbu kişiler hesaplarına yapılan ödemeler ile borcun ödendiğinin görüleceğini beyanla haksız ve mesnetsiz olan işbu davanın reddi ile takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Dava,

İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra takibine konu faturalar karşılığında davacı şirketin cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına, davalı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 61.150,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır.

Alınan bilirkişi raporuyla taraf ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, davalı tarafından sunulan ödeme dekontlarının kabul edilmesi halinde davacının 11.150,00 TL alacaklı olduğu, kabul edilmemesi halinde davacının davalıdan 61.150,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda taraf defterlerinin usulüne uygun olduğu ve hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir.

Burada çözülmesi gereken sorun davalı tarafça sunulan ödeme dekontlarının hükme esas alınıp alınmayacağına ilişkindir. Ödeme dekontlarının incelenmesinde ödemelerin neye ilişkin olduğuna dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmıştır.

Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;

TBK'nun 555 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi) bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (HGK. 9.6.2004 tarih, 2004/4–362 E. 2004/347 K.)Somut olayda, bu yasal karine karşısında davalı taraf, davacı tarafa yapılan dava konusu havalenin, hangi borca yönelik yapıldığını kanıtlama yükümlülüğü altındadır. Ancak yapılan ödemelerde açıklama bulunmadığı gibi, uyuşmazlık konusu ürünlere yönelik ödeme yapıldığı da belirsizdir.

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 61.150,00TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın KABULÜ ile; davalının Bakırköy ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 61.150,00TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına,

2.Hükmedilen alacağın %20'i olan 12.230‬,00TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 4.177,156TL ilam harcından peşin alınan 738,54TL harcın mahsubu ile bakiye 3.438,61TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

4.Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesine göre alınan 1.560,00TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

5.Davacı tarafından sarf edilen 1.800,00TL bilirkişi ücreti, 71,00TL posta masrafı, 80,70TL başvuru harcı, 738,54TL peşin harç olmak üzere toplam 2.690,24TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.784,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,

7.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.