Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/603
Karar No
K. 2023/620
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/603 Esas
KARAR NO: 2023/620 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/06/2023
KARAR TARİHİ: 19/06/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 23/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan dosya incelemesi neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... Site Yönetiminin yetkilisi olduğunu, müvekkili ile davalının sahibi olduğu ... şirketi arasında 27/11/2021 tarihinde yapı sözleşmesi ve teknik şartname sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme ile binada bulunan her türlü bakım, onarım, izolasyon ve paket sistemi ile mantolama, boya uygulaması yapılmasının kararlaştırıldığını, binada yapılacak olan işin toplam süresinin 40 gün olduğunu, cumartesi günlerinin iş günü olarak kabul edileceği ve bu süre sonunda bitirilmeyen iş için her gün 750,00-TL gecikme tazminatı uygulanacağının kararlaştırıldığını, söz konusu işe 17/11/2021 tarihinde başlanacağının da açık bir şekilde kararlaştırıldığını, yapılacak işleri belirten süre içerisinde tamamen bitmiş olarak blok temsilcisine sözleşmede yazılan şartların tamamına uyulmuş şekliyle teslim edileceğinin belirtildiğini, ancak davalı tarafın sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, söz konusu iş için tarafların 234.000,00-TL olarak anlaşma sağladıklarını, yüklenici firmanın iskele kurup mantolama işlemine başladıktan sonra %30 peşinat ödeneceğinin kararlaştırıldığını ve geri kalan ödemelerin de temsilciye ödeneceğinin ve işin bitiminden sonra firmaya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, yüklenicinin söz konusu mantolama ve diğer işlemlere başladıktan sonra sözleşmede yazılı olan kalitede ürünleri kullanmamaya başladığını ve yapılması gereken işleri savsakladığını, 40 günde bitmesi gereken işin günümüze kadar bitirilmediğini ve söz konusu site yönetiminin mağdur edildiğini, yükleniciye süreli olarak işi bitirilmesi yönünde uyarıların yapılmış olmasına rağmen üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, yüklenici firmanın en son 2022 yılının Ekim ayında taşınmazın mantolama işleri için geldiğini ve yine eksik işlerin tamamını bitirmeden ayrıldığını, sözleşmeye göre ödemelerin iş bitimine kadar yükleniciye ödenmemesinin kararlaştırılmış olmasına rağmen, yüklenici firmanın sözleşmeye göre yapması gereken işleri yapmamasına sebebiyet verebilir düşüncesi ile yükleniciye gerekil ödemelerin yapıldığını, ancak ödemelerin yapılmış olmasına rağmen işin tamamının bitirilmediğini, işin sözleşmeye göre 2022 yılının Ocak ayının ilk haftasında bitirilmesi gerekirken günümüze kadar bitirilmediğini, davalı tarafın işlemlere devam etmek için müvekkilinden 3.000,00-TL'lik senet talep ettiğini, söz konusu işten kaynaklı olarak ödenmesi gereken eksik bir tutar olmamasına rağmen eksikliklerin tamamlanması için müvekkilinin davalı tarafa 3.000,00-TL'lik senet vermeyi kabul ettiğini, bu dayaya konu olan senedin davalı tarafça düzenlendiğini, müvekkilinin sadece imza attığını, müvekkilinin daha önce herhangi bir senet düzenlemediği gibi bu konuda pek bir bilgisinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin senet üzerinde rakam olarak 3.000,00-TL'yi görüp imzalayıp geri verdiğini, müvekkilinin senedi imzaladıktan sonra senedin fotoğrafını çektiğini, söz konusu fotoğraftan görüleceği üzere senedin 3.000,00-TL olarak düzenlendiğini, senet üzerinde yapılacak inceleme sonucunda 3.000,00-TL'nin 30.000,00-TL olarak değiştirildiğinin açık bir şekilde görüleceğini, ayrıca bu senedin icraya konulduğunu, davaya konu senet üzerinde davalı tarafça tahrifat yapılması sebebi ile Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının .... soruşturma numaralı dosya ile soruşturmanın devam ettiğini bildirerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulüne, öncelikle takdiren teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında, dava neticesinde müvekkilinin mağdur olmaması amacıyla icra dosyasına yatacak paraların alacaklı davalı tarafından çekilmemesi, dosyanın üçüncü şahıslara temlik edilmemesi ve de dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, iş bu davaya konu olan 10/10/2022 tediye tarihli senedin zorunlu unsurları taşımadığından geçersizliğine/hükümsüzlüğüne, söz konusu senedin geçerli olduğu kanaatine varılırsa eğer senedin 3.000,00-TL olarak düzenlendiğinin ve davalının söz konusu senet ile 3.000,00-TL alacağı olduğunun tespitine ve takibin 3.000,00-TL üzerinden devamına, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde müvekkili aleyhine takip yapıldığından %20'den aşağı olmamak üzere müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; eser (istisna) sözleşmesinden kaynaklanan kambiyo senedinden dolayı borcun bulunmadığının tespiti (menfi tespit) talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.

Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Bu durumda, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.

Taraflar arasında davacının yetkilisi olduğu siteye ait binaların her türlü bakım, onarım, izolasyon ve paket sistemi ile mantolama ve boyama işi için yapılan bir istisna sözleşmesi mevcut olup, davacı taraf eksik ve ayıplı işler bulunduğundan sözleşme gereği verilen kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istemektedir.

Somut olayda; dava konusu senedin verilmesine dayanak olarak gösterilen sözleşme site yönetimi adına temsilci ile düzenlenmiş olup, site yönetiminin 6502 Sayılı Yasa kapsamında tüketici olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temel ilişki olan yapı sözleşmesine göre çözüme kavuşturulması gerektiği ve davaya konu senedin verilmesine dayanak olarak gösterilen sözleşme bir tüketici işlemi olduğundan, 6102 sayılı TTK'nun 4-5 maddelerinde mutlak ve nispi ticari dava sayılmayan eldeki davada; uyuşmazlığın, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2.6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,

3.HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,

4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,

5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi.19/06/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog