Aramaya Dön

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/801
Karar No
K. 2023/462
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/801 Esas
KARAR NO: 2023/462
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/10/2022
KARAR TARİHİ: 15/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/

DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uzun yıllardır faaliyet gösteren bir asansör denetim firması olup, Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği uyarınca asansörlü binalarda asansörlerin periyodik kontrolünü yaptığını, müvekkili şirketin, borçlu/davalıya ait binada asansör denetimini yaptıktan sonra verdiği hizmetin bedelini içerir faturayı ileterek hizmet gereği fatura bedelinin ödenmesini talep ettiğini, müvekkili şirket ilgili belediye ile aralarındaki protokol uyarınca ve Asansör Periyodik Kontrol Yönetmeliği'nin 8.maddesine göre; asansör Yönetmeliği (2014/33/AB) kapsamında piyasaya arz edilen asansörün ilk periyodik kontrolü tescil aşamasından önce, asansör yaptırıcısının müracaatı üzerine en geç 15 gün içerisinde ------ tipi muayene kuruluşu tarafından yapıldığını, ilk periyodik kontrolün yaptırılmasına ve ücretinin ödenmesine dair sorumluluğun, asansör yaptırıcısında olduğunu, müvekkili şirket tarafından ilgili fatura tutarının ödenmesi davalıdan birçok kez talep edilmiş olmasına rağmen ödenmediğini ve icra takibi başlatıldığını, ------ numaralı icra dosyasına borçlu tarafından itiraz edildiğini, müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların da incelenmesi ile müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, buna karşılık davalı tarafından icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edilerek müvekkilinin alacağına kavuşmasının engellendiğinin görüleceğini, davalı/ borçlunun icra takibine yapmış olduğu itiraz sonucunda arabuluculuk başvurusu yapıldığını, fakat görüşme sonucunda anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle, müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, açıklanmış olunan nedenlerle davanın kabulüne,------- E. Sayılı dosyaya davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,

İİK 67/2. Maddesinde sayılan şartların mevcudiyeti nedeniyle alacağın % 20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir.

Davalı vekili tarafından yargılama aşamasında vekaletname ve dilekçe ibraz edilerek, yapılan tebligatların usulsüzlüğüne vurgu yapılmış ve esas ilişkin özetle ; ''Davacı tarafın dava dilekçesinde "Asansör Periyodik Takip Kontrol Raporları" şeklinde dosyaya sunduğu ve tarafımıza tebliğ edilmeyen belgeler, müvekkil şirket ile herhangi bir suretle ilişkili olmayıp müvekkilce düzenlememiş, müvekkilce imzalanmamış olup bu belgelerin içeriğine ve varlığına itiraz ediyoruz. Müvekkil böyle bir hizmet almamış olup davacının müvekkilden bir alacağı yoktur. Davacının iddia ettiği faturayı kabul etmiyoruz. İtiraz ediyoruz. Böyle bir fatura müvekkile hiçbir zaman gönderilmemiştir. Bu sebeple faturaya dayanılarak da herhangi bir alacak talebinde bulunamaz. Faturanın gönderildiğinin ve hizmetin verildiğinin ispat külfeti davacı taraftadır. Bu fatura ve hizmetin verildiğine dair evrakların varlığına, imzasına ve içeriğine itiraz ediyoruz. Bilindiği üzere faturanın varlığı dahi tek başına hizmetin verildiği anlamına gelmez, bu hususta pek çok yerleşik yargı kararı mevcuttur. Müvekkilin davacıya hiçbir borcu yoktur' şeklinde savunma yapılmıştır.

DELİLLER

------- Esas sayılı dosyası UYAP içeriği , Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Dava Şartı Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, Vergi Dairesi Kayıtları ve 2018, 2021-2022 yılına ait BA-BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartları, hak düşürücü süreler incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davalı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas -------- Esas sayılı dosyası ------- üzerinden getirtilerek, incelenmiştir.

Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kaydı çıkartılarak dosyaya konulmuştur. Öte yandan tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden mükellef kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2021/2022 yıllarına ait BA, BS formları, gelir vergisi beyannamelerine ilişkin bilgi ve belgeler celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; evvelin, ------- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında kesilen faturaya bağlı olarak icra takibi başlatıldığı , gönderilen ödeme emri üzerine yasal süresi içinde icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

Davalı taraf usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine havi davetiyeye rağmen davaya yanıt vermediğinden iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken sair deliller toplanmış ve tarafların tacir olması yanında dava dilekçesinde ticari defterlere de dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ------ tarafından davacı şirketir ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda özetle mealen; ticari şirket ve tacir olan davacının incelenen 2021,2022 yılına ait ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu, Yevmiye ve Defter'i Kebir beratlarının süresinde ve usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi defterlerine göre davalı şirketten 7.554,24 TL tutarlı faturadan dolayı alacaklı göründüğü, davacının defterlerinin ve kayıtlarının birbirlerini doğruladığı , itilaf konusu faturanın 2018 yılına ait olması ve dosyada 2021,2022 yıllarına ait formları bulunması nedeniyle BA/BS incelemesinin yapılamadığı, davacının hizmetin davalıya verildiğine ilişkin delil listesinde Asansör Periyodik Takip Kontrol Raporlarının sunulduğunun görüldüğü, takipte talep edilen 7.554, 24 TL konusunda değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu , işlemiş faize ilişkin temerrütün oluştuğuna dair bir belge bulunmadığı yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir.

Bilirkişi raporu celse arasında taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar da kuşkusuz değerlendirilmiştir. Öncelikle aşamalarda davalı vekili tarafından vekaletname ibraz edilmiş ve dava dilekçesi tebliğinin usulsüz olduğu savunulmuştur. Ancak mahkememizce bu yöndeki savunma yerinde görülmemiş ve yargılamaya devam edilmiştir. Davalı şirkete ön inceleme duruşmasındaki ara karar gereği ticari defter ve belgelerini incelemeye sunması için usulüne uygun olarak TK.35 madde gereğince davetiye tebliğ edilmesine rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu sırada takip konusu faturanın 2018 yılına ait olduğunun anlaşılması üzerine tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2018 yılına ait BA/BS formları da celbedilmiştir.

Mahkememizce işbu formalar üzerinde yapılan incelemede takip konusu faturanın alış olarak vergi dairesine beyan edildiği tespit edilmiştir. Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz . Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez . Bu bilgiler ışığında somut olayda ise, davalı tarafından fatura vergi dairesine beyan edildiği üzere sözleşme ilişkinin ve hizmetin (teslimin) sabit olduğu, davalının bu durumda fatura bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından süresi içinde bu yönde bir savunma ve delil ibraz edilmediği gibi ticari defter ve belgelerini de incelemeye sunmadığı ,bu durumda davacının ticari defter ve belgelerinin kendi lehine kesin delil niteliğine sahip olacağı değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında asıl alacağa esas olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilip denetlenmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu anlaşıldığından işlemiş faize yönelik talep dışlanmak suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, davalı-borçlunun----- Esas sayılı takip dosyasının 7.554,24 TL asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 298,03 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, karar verilmiştir.

Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın takip hukuku açısından amacı, asıl alacak yönünden itirazın haksızlığına karar verilmiş olması, davalının takibe konu faturayı ticari defterlerine işlediği ve vergi dairesine beyan ettiğine göre davalı borçlu yönünden asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluştuğundan asıl alacağın % 20'si olan 1.510,84 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Öte yandan davalı vekillerinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebi ise, davacının asıl alacak yönünden haklı çıkması, işlemiş faize yönelik talebin hukuki bir değerlendirmeye dayanması yanında davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle faiz dahil takip yaptığına yönelik davalının soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit , delil ve ispat bulunmadığından reddedilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiştir.

Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,

2.)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ------ Esas sayılı takip dosyasının 7.554,24 TL asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 298,03 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine,

3.)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın %20'si olan 1.510,84 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin REDDİNE,

5.)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 516,03 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 94,85 TL harcın ve icra dosyasına yatırılan 39,26 TL harcın mahsubuyla bakiye 381,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

6.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------ bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%0,96) üzerinden hesaplanan 1500,79 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak ------ gelir kaydına,

7.)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------ bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%0,04) üzerinden hesaplanan 59,21 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

8.)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 94,85 TL peşin harç ve 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 187,05 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9.)Davacı tarafından yapılan 264,50 TL posta ücreti ve 1.200,00 TL Bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.464,50 TL yargılama giderinden davanın kabul (%0,96) ve ret (%0,04) oranına göre 1.408,92 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,

10.)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 7.554,24 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

11.)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 298,03 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

12.)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK.323/1/ğ) yapılmış başkaca yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

13.)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)

Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yüzüne karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı (Kabul: 7.554,24 TL // Ret: 298,03 TL < 17.830,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/06/2023

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz . Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez . Bu bilgiler ışığında somut olayda ise, davalı tarafından fatura vergi dairesine beyan edildiği üzere sözleşme ilişkinin ve hizmetin (teslimin) sabit olduğu, davalının bu durumda fatura bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından süresi içinde bu yönde bir savunma ve delil ibraz edilmediği gibi ticari defter ve belgelerini de incelemeye sunmadığı ,bu durumda davacının ticari defter ve belgelerinin kendi lehine kesin delil niteliğine sahip olacağı değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında asıl alacağa esas olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilip denetlenmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu anlaşıldığından işlemiş faize yönelik talep dışlanmak suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, davalı-borçlunun----- Esas sayılı takip dosyasının 7.554,24 TL asıl alacak kısmına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin ( 298,03 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, karar verilmiştir. Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın takip hukuku açısından amacı, asıl alacak yönünden itirazın haksızlığına karar verilmiş olması, davalının takibe konu faturayı ticari defterlerine işlediği ve vergi dairesine beyan ettiğine göre davalı borçlu yönünden asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebi ise, davacının asıl alacak yönünden haklı çıkması, işlemiş faize yönelik talebin hukuki bir değerlendirmeye dayanması yanında davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle faiz dahil takip yaptığına yönelik davalının soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit , delil ve ispat bulunmadığından reddedilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 2004 sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle dava şartları, hak düşürücü süreler incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davalı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas -------- Esas sayılı dosyası ------- üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kaydı çıkartılarak dosyaya konulmuştur. Öte yandan tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden mükellef kayıtları ve uyuşmazlığa ilişkin 2021/2022 yıllarına ait BA, BS formları, gelir vergisi beyannamelerine ilişkin bilgi ve belgeler celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; evvelin, ------- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında kesilen faturaya bağlı olarak icra takibi başlatıldığı , gönderilen ödeme emri üzerine yasal süresi içinde icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Davalı taraf usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine havi davetiyeye rağmen davaya yanıt vermediğinden iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken sair deliller toplanmış ve tarafların tacir olması yanında dava dilekçesinde ticari defterlere de dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ------ tarafından davacı şirketir ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda özetle mealen; ticari şirket ve tacir olan davacının incelenen 2021,2022 yılına ait ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu, Yevmiye ve Defter'i Kebir beratlarının süresinde ve usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi defterlerine göre davalı şirketten 7.554,24 TL tutarlı faturadan dolayı alacaklı göründüğü, davacının defterlerinin ve kayıtlarının birbirlerini doğruladığı , itilaf konusu faturanın 2018 yılına ait olması ve dosyada 2021,2022 yıllarına ait formları bulunması nedeniyle BA/BS incelemesinin yapılamadığı, davacının hizmetin davalıya verildiğine ilişkin delil listesinde Asansör Periyodik Takip Kontrol Raporlarının sunulduğunun görüldüğü, takipte talep edilen 7.554, 24 TL konusunda değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu , işlemiş faize ilişkin temerrütün oluştuğuna dair bir belge bulunmadığı yönünde tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu celse arasında taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar da kuşkusuz değerlendirilmiştir. Öncelikle aşamalarda davalı vekili tarafından vekaletname ibraz edilmiş ve dava dilekçesi tebliğinin usulsüz olduğu savunulmuştur. Ancak mahkememizce bu yöndeki savunma yerinde görülmemiş ve yargılamaya devam edilmiştir. Davalı şirkete ön inceleme duruşmasındaki ara karar gereği ticari defter ve belgelerini incelemeye sunması için usulüne uygun olarak TK.35 madde gereğince davetiye tebliğ edilmesine rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu sırada takip konusu faturanın 2018 yılına ait olduğunun anlaşılması üzerine tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2018 yılına ait BA/BS formları da celbedilmiştir. Mahkememizce işbu formalar üzerinde yapılan incelemede takip konusu faturanın alış olarak vergi dairesine beyan edildiği tespit edilmiştir. Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu TTK md.4/2 HMK md.26 TTK md.83 K6100 md.332/1 K6098 md.117/1 K2004 md.67/2 K6102 md.4/2 HMK md.341 TBK md.117/1 TTK md.222 İİK md.67/2 K6100 md.322 HMK md.222 HMK md.333 K6100 md.222 HMK md.322/1 K6100 md.333 K6100 md.297/2 TTK md.21/2 K2004 md.67 TTK md.21/1 K6102 md.85 HMK md.316 K6102 md.21/2 İİK md.67 HMK md.190 HMK md.332/1 K6100 md.322/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog