3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
İşbu davaya konu olan Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında İİK 89/1,2 ve 3. Maddelerine göre Haciz İhbarnameleri gönderildiğini ancak müvekkilinin haberi olmadığı için kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz edemediğini, kendisinin birinci haciz ihbammamesine 07.01.2022 tarihinde itiraz ettiğini, ancak icra memuru görevlileri tarafından göre, “Siz .. lcara dairesi yerine ... lcra dairesi yazdığınız için, itirazınızın bir hükmü kalmamıştır” şeklinde cevap verildiğini, emeklilerin maaşlarına haciz konulamayacağını ancak müvekkilinin bankada biriken emekli maaşından tahminen 14-15 bin TL'nin davalı banka tarafından alındığını, bu hususun kanuna aykırı olduğunu bu nedenle davanın kabulü ile borca ve dava esnasında yakın tehlike olan ve tezahürü halinde telafisi namümkün olan icra takibine konulmaması, teminatsız ve/veya asgari miktar teminat tayini ile İhtiyati Tedbir kararı vazı ile “takibe ve davaya konu edilmesinin” durdurulmasına, karar verilmesini talep etmiştir
DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava 3. şahıs tarafından açılan menfi tespit davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Huzurda açılan dava; İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bir menfi tespit davası olup davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Davaya dayanak yapılan Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyanın incelenmesinden takip borçlusunun gerçek kişi olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında dava dışı borçlunun ya da huzurda görülen davanın davacısının tacir olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi bu yönde bir iddia da bulunmamaktadır. Ayrıca temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veya borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının görevin belirlenmesinde, bir etkisi bulunmamaktadır (Aynı yönde karar için bknz: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/3568 E., 2016/6425 K. sayılı kararı; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/15365 E., 2016/3253 K. Sayılı kararı) Dava konusu uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmakta olup görevli mahkeme HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. (Aynı yönde karar için bknz: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2023/989, Karar No: 2023/780 sayılı kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2023/674 Esas, Karar No: 2023/437 sayılı kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2023/402, Karar No: 2023/367 sayılı kararı) Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmesi ve huzurda görülen davanın ticari dava olarak kabulünün mümkün olmaması nedenleri ile HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2.6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3.HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,
4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,
5.Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi. 11/09/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...