Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2020/287
Karar No
K. 2023/681
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/287
KARAR NO: 2023/681
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 22/06/2020
KARAR TARİHİ: 14/09/2023

Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.02.2011 tarihinde sürücü ... yönetimindeki ... Tic. A.Ş. işletmesine ait ... plakalı yolcu otobüsünün ... istikametinden ... istikametine seyir halinde iken ... köyü mevkiinde yoldaki buzlanma nedeniyle şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıktığını ve otobüsün gidiş istikametine göre yolun sağına yan yatarak devrilmesi neticesinde meydana gelen kazada araç içinde yolcu olarak bulunan 18.10.1960 doğum tarihli ...'in vefat ettiğini; kaza sonrası ...

1.Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından otobüs şoförü ... hakkında kamu davası açıldığını; mahkemenin ... tarih ve ... sayılı kesinleşmiş kararı ile sanığın olayda asli kusurlu olması nedeniyle cezalandırılmasına hüküm kılındığını; olayda 8/8 oranında kusurlu olan tarafın otobüs şoförü olduğunu; 1960 doğumlu ...'in ölümü ile birlikte 1970 doğumlu eşi ..., 2002 doğumlu reşit olmayan kızı ... ve 1965 doğumlu kardeşi ...'in maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını; 6100 sayılı yasanın 107.nci maddesi uyarınca her bir davacının tazminat hakları belli olduktan sonra peşin harcı yatırmak suretiyle davacıların maddi (destekten yoksun kalma) zararlarının davalılardan tahsiline, ayrıca yolcu taşımanın ticari bir iş olduğundan işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketleri yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talebinde bulunduklarını (harca esas 30.000,00TL sının, 18.000,00TL si eş, 10.000,00TL sı çocuk ve 2.000,00TL sı kardeş için); manevi tazminat isteğinin eş için 100.000,00TL, çocuk için 75.000,00TL ve kardeş için 25.000,00TL olduğunu; kaza yapan ve sürücüsü 96100 kusurlu olan ... plaka sayılı yolcu otobüsünün kaza tarihi itibariyle ... poliçe nolu Trafik Sigortası ile davalı ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı olduğunu ve ilgili sigorta şirketi tarafından hiçbir maddi tazminat ödenmediğini; ... plaka sayılı yolcu otobüsünün kaza tarihi itibariyle ... poliçe nosu ile Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile ... Sigorta A.Ş.'ne sigortalı olduğunu ve ilgili sigorta şirketi tarafından hiçbir maddi tazminat ödenmediğini; ... plaka sayılı yolcu otobüsünün kaza tarihi itibariyle geçerli ... poliçe nolu Zorunlu Taşımacılık ve Koltuk Sigortası ile dava dışı ... Sigorta A.Ş.'ne sigortalı olduğunu; söz konusu sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ve açılan ... numaralı hasar dosyasından müvekkilleri adına 53.944,41EUR maddi tazminat bedelinin 24.02.2012 tarihinde hesaba gönderildiğini; bu nedenle ... Sigorta A.Ş. hakkında taraflarınca dava açılmadığını; davalı sigorta şirketlerinin olay tarihinde teminat limitleri oranında sorumlu olduklarını; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı yasanın 107.nci maddesine göre belirlenecek destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının taşımacı ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigorta şirketleri yönünden temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı... vekili cevabında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, seyir halindeki ... plakalı otobüsün kaza yapması sonucunda davacının desteğinin vefat ettiğini; büyük hacimli araçların karışmış olduğu trafik kazalarında kazanın meydana gelmesinden sonra araç içerisinde bulunanların zarar görmesinde başlıca faktörün araç içerisinde emniyet kemeri kullanmaması olduğunu; Karayolları Trafik Yönetmeliğinde şehirler arası otobüslerin bütün koltuklarında yolcular için de emniyet kemeri kullanma zorunluluğu bulunduğunu; kazaya karışan ... plakalı otobüste kaza esnasında ve hali hazırda emniyet kemerinin mevcut olduğunu ve davacılar desteği tarafından bu tertibatın kullanılmamasının davacıların desteğinin müterafik kusuru olduğunu gösterdiğini; davacı yanın maddi tazminat kriterleri değerlendirildiğinde söz konusu zararın karşılandığını; meydana gelen kaza neticesinde davacıların desteğine destekten yoksun kalma tazminatı olarak ... Sigorta A.Ş. tarafından 24.02.2012 tarihinde 53.944,41EUR tazminat tarihi itibariyle Türk Lirası karşılığı (1 Euro>2,3606TL) 127.341,174TL olmak üzere davacı tarafa ödeme yapıldığını; davacılar vekilinin somut olayın üzerinden 9,5 yıl geçtikten sonra talep edilen 200.000,00TL lik manevi tazminat talebinin oldukça fahiş olduğunu; kazaya karışan aracın Birleşik Kasko Sigortası kapsamında ... poliçe numarasıyla ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası kapsamında ... poliçe numarasıyla ... Sigorta A.Ş.'ye, Zorunlu Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında ... poliçe numarasıyla ... Sigorta A.Ş.'ye, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında ... numaralı poliçeyle ... Sigorta A.Ş:'ye sigortalanmış olduğunu ve maddi-manevi tazminatı karşılar teminatı bulunduğunu; zarardan sigorta şirketlerinin sorumlu olması nedeniyle müvekkili aleyhinde hüküm kurulmamasını ve davanın ilgili sigorta şirketlerine ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevabında özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu; ... Sigorta A.Ş:'nin Karayolu Yolcu Taşımacılık poliçesi dahilinde sorumluluğunu yerine getirdikten sonra müvekkili şirketin eğer artan kısım tazminat var ise sorumluluğun yine sigortalı aracın kusuru oranında ve sigorta limitleri dahilinde devreye gireceğini; ... Sigorta A.Ş. Nin varislere 03.06.2011 tarihinde 6.151,00TL tazminat ödemesi gerçekleştirdiğinden zararın da Karayolu Yolcu Taşımacılık Poliçesi limitleri dahilinde kaldığından müvekkili şirketin Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesinden sorumluluğu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini; müteveffanın kardeşinin destekten yoksun kalma tazminatını hak etmediğini; müteveffanın takması zorunlu olan emniyet kemerini takıp takmadığının netleşmesi ve ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının tespitinin gerektiğini; eğer bir tazminat hesaplanırsa emniyet kemeri takılmaması dolayısıyla en az % 20 oranında indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İhbar Olunan ... Sigorta A.Ş. vekili beyanında özetle; davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... numaralı Karayolu Yolcu Taşımacı ile sigortalı olduğunu; söz konusu kaza ile ilgili 24.02.2012 tarihinde 53.944,41EUR maddi tazminat ödemesinin yapılmış olduğunu ve müvekkili şirketin dava konusu kaza ile ilgili sorumluluğunun sona erdiğini; mirasçı olmayan destekten yoksun kalanların koltuk sigortasından yararlanamayacaklarını; ihbar olunan olarak haklarında hüküm kurulmamasını talep etmiştir.

Diğer davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.davaya cevap vermemişlerdir. Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi zararların giderilmesi talebine ilişkin tazminat davasıdır.

25.02.2011 tarihinde meydana gelen bu trafik kazasında, davalı ...'e ait ... plakalı otobüsünde yolcu olarak seyahat eden, davacıların murisi 1960 doğum tarihli ...'in hayatını kaybettiği, miraçılara olay nedeniyle ... Sigorta A.Ş. tarafından 24.02.2012 tarihinde 53.944,41 EUR tazminat ödemesi yapıldığı, davalı sigorta şirketlerinin ZMSS poliçesinin taraf oldukları hususunda uyuşmazlık yoktur.

Uyuşmazlık; davacıların tazminat alacaklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Olaya ilişkin hasar dosyası, trafik kazasının oluşumuna ilişkin soruşturma evrakları, tedavi belgeleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin kolluk araştırma sonuçları ve alınan bilirkişi raporları, toplanan sair deliller, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; 25.02.2011 tarihinde saat 05.00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki, diğer davalı (işleten)....A.Ş.ne ait, davalı ... sigorta şirketine ZMSS poliçesi, davalı ... Sigorta şirketine KTMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı otobüsün ... istikametinden gelip ... yönünde seyri sırasında 28.km civarına geldiğinde buzlu zeminde direksiyon hakimiyetini kaybedip seyir yönüne göre sağdan yoldan çıkarak devrilmesi sonucu, otobüste yolcu olarak seyahat eden, davacı ...'nın eşi, davacı ...'in babası ve davacı ...'in kardeşi olan 18.10.1960 doğum tarihli ... vefat etmiştir. "Dava trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, murisin yolcu olarak bulunduğu yolcu otobüsünün tek taraflı olarak yaptığı kaza nedeniyle yaralandığını belirterek, yolcu otobüsünün işleteni, sürücüsü, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortacısı, aleyhine dava açmıştır. Bu hali ile davanın taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır.

Taşıma Sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici tanımlanmış "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" 3/ı maddesinde ise tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanunun 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.

HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup,

HMK'nın 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun yürürlükte olduğu, davacıların murisinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de işbu dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir.

Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme, görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir. Taraflar da, yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. (..)

Bu durumda davanın, tüketici konumunda olan davacıların murisinin vefat etmesinden sonra davacı mirasçıların davalı otobüs sürücüsünün idaresinde bulunan davalı işletenlere ait olan yolcu otobüsünün tek taraflı trafik kazası yapması sonucunda ortaya çıktığı ileri sürülen maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olması, taraflar arasındaki ilişkinin taşıma sözleşmesinden kaynaklanması ve davacıların murisinin tüketici vasfına sahip olması nedeniyle murise tebaen ve taşıma ilişkisine konu olan taşıma sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olması ve uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden, mahkememizce görevsizlik kararı verilmiştir. (Yargıtay 17.HD 2017/573E. 2019/9190K.sayılı, Yargıtay 17.HD 2016/18663E. 2017/640K.sayılı kararları ve bu kararlar ile uyumlu Ankara BAM 26. HD 2021/284E. 2021/367K.sayılı, İstanbul BAM 8.HD 2017/2246E. 2019/3885K.sayılı, Ankara 35.HD 2022/423E. 2023/42K.sayılı, İzmir BAM 20.HD 2021/1696E. 2022/104K.sayılı, Gaziantep BAM 11.HD 2018/1848E. 2020/610K.sayılı ve benzer BAM kararları, Mahkememizin kesinleşen 2018/746E. 2022/563K.sayılı kararı ve benzeri kararlarından hareket edilmiştir.)

Göreve ilişkin son yıllarda belirginleşmeye başlayan bu husus dikkate alınmaksızın verilecek kararın görevsizlik nedeniyle BAM tarafından kaldırılması söz konusu olacağı gibi söz konusu hususun dava şartı olması nedeniyle her zaman ve her aşamada dikkate alınması gerekir. Esasen usuli düzenlemelerin hak arayan lehine düzenlemeler içerdiğinin genel kural olarak kabul edilmesi bu noktada önem arz eder. Nitekim davanın tüketici mahkemesinde görülmesi durumunda, davacıların harçtan muaf olacağı esas olduğu gibi 6502 sayılı Kanun nedeniyle tüketici lehine uygulanması gerekecek diğer hükümlerinde bu çerçevede ele alınması söz konusu olacaktır.

Davanın dayanağı olan kazaya yol açan otobüsün işleteni ile davacıların murisi olan ... arasında taşıması sözleşmesi olduğu, muris ...'in tüketici konumunda bulunduğu, bu nedenle 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereği her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaların kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu suretle tüketici konumunda olan murise "tebaen" bu dava açılmıştır. Bir başka deyişle davacıların hukuki statüsü bu durumda, muris ...'in statüsüne göre belirlenmelidir. Nitekim "Vücutta bir şeye tabi olan hükümde dahi ona tabi olur" şeklinde ifade edilen ve Mecelle'de yer alan mantık kaidesi gereği usule uygun ve pratik olan da budur. Buna göre tüketici durumundaki ... açısından görevli mahkeme yönünden hukuki statü ne ise ...'e bağlı olarak bu davayı açan diğer davacılar yönünden görevli mahkeme dahi aynıdır.

Kaldı ki açıklandığı üzere davaya esas olan temel uyuşmazlık tüketici işlemi sayılan taşıma ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle diğer davacıların anılan davalılar hakkında açıkmış olduğu davanın da ticaret ve asliye hukuk mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. (Yargıtay HGK'nın 14.02.2019 tarih, 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamı) Bir başka deyişle muris ... mirasçılarının birden fazla davalı aleyhine açmış olduğu davada zorunlu sigorta şirketi yönünden ticaret mahkemesinin görevli olduğu ilk bakışta düşünülebilir ise de 01/07/2012 tarihinden sonra yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunun m.73 hükmü uyarınca uyuşmazlık başka bir mahkemenin görev alanında kalmış olsa dahi 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra tüketici ilişkisi nedeniyle açılacak davalar yönünden tüketici mahkemesinin daha özel görevli konumunda bulunduğu, bu yönden gerek murisin mirasçılarının, aleyhine dava açtıkları davalılar yönünden tüketici mahkemesinin en özel görevli olduğu kabul edilmelidir.

Esasen gerek doktrin gerek yargısal uygulamada da sonraki kanun ile yeni ve daha özel görevli mahkemenin kurulması durumunda bu mahkemenin görevli olması gerektiği yönünde ön kabul mevcuttur. Sonraki kanun ile önceki kanun ilişkisinde genel yorum kuralları uyarınca, sonraki kanundaki özel düzenleme, daha önceki kanunda yer alan hükme göre tercih edilmelidir. Zira normlar hiyerarşisinde aynı konuya ilişkin aynı düzeyde bulunan normların çatışması durumunda aynı düzeydeki en son tarihli özel düzenleme, daha eski olan önceki düzenlemeyi bir anlamda ilga eder. (Lex Posterior)

Nitekim yargısal uygulamada tüketici konumundaki olan murisin mirasçılarının muris ile davalı otobüs şirketi arasındaki taşıma sözleşmesine dayanarak davalılar aleyhine açmış olduğu davada da, uyuşmazlık ile ilgili 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesi gereğince tüketici mahkemelerinin görevli olduğu yönünde uygulamalar 2020 yılından itibaren artarak devam etmektedir. (Ankara BAM 26. HD 2022/682E. 2022/1235K.sayılı, İzmir BAM 20. HD 2021/1696E. 2022/104K.sayılı, Gaziantep BAM 11.HD 2018/1848E. 2020/610K.sayılı ilamlarından kısmen hareket edilmiştir.)

Yapılan açıklamalar karşısında davacıların davalılar aleyhine açmış olduğu davada Mahkememizin görevsizliği sebebiyle davacıların davasının dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,

Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine, yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine dair karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacıların davalılar aleyhine açmış olduğu davada Mahkememizin görevsizliği sebebiyle davacıların davasının dava şartı yokluğundan ve usulden reddine,

2.Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,

3.Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraf vekillerine bildirilmesine,

4.Yargılama, harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,

Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda, hazır olmayan vekillerin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.14/09/2023

Başkan

Üye

Üye

Katip

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.