4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2013/9558 E. , 2013/22068 K.SAVUNMA ALINMADAN MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULMASI
SAVUNMA ALINMADAN HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASINA KARAR VERİLMESİ
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASINA İTİRAZ
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 52
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 125
TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 191
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 191
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 193
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 195
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 231
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 267
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 270
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 271
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 309
"İçtihat Metni"Hakaret suçundan sanık Z.. B..'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-4, 62 ve 52/2 maddeleri uyarınca 1.740,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Kocaeli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/12/2008 tarih ve 2008/655-1054 sayılı kararına sanık tarafından yapılan itirazın kabulüne ilişkin, (KOCAELİ 4. ASLİYE CEZA) Mahkemesinin 04/02/2009 tarih ve 2009/11 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/02/2013 gün ve 32706 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesince, sanığın savunması alınmadan hüküm kurulduğundan bahisle itirazın kabulüne karar verilerek, Kocaeli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/12/2008 tarihli ve 2008/655-1054 sayılı kararında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazı incelemekle görevli mahkeme tarafından sadece, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi şartlarının olup olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden sınırlı olarak inceleme yapabileceği, şartların varlığı halinde itirazın reddine karar vermesi gerektiği, esastan inceleme yapamayacağı cihetle, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. I-Olay:
Hakaret suçundan sanık Z.. B.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Kocaeli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.12.2008 tarihli kararı ile, 1.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın savunması alınmadan ceza verildiğine yönelik itirazı üzerine, merci Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2009 tarihli kararı ile itirazın kabulüne karar verilerek hükmün açıklandığı, kesin olan bu karara yönelik Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyen merciin, hükmü usul ve esas yönünden denetleme yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III- Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesinde; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir. CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK'nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık Z.. B..’un hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik mahkeme kararına, savunması alınmadan ceza verilmesi nedeniyle itirazda bulunması üzerine, itirazı inceleyen Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesince savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle itiraz yerinde görülerek, itirazın kabulüne karar verilmiştir.
Savunma alınmadan mahkumiyet hükmü kurulması CMK’nın 191, 193, 195. maddelerine aykırılık oluşturmaktadır. Bu bağlamda itirazı inceleyen merciin savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik bu eksikliği tespit etmesi doğru olmakla birlikte, itirazın kabulüne karar vererek gereği için dosyayı mahkemesine iade etmesi gerekirken, hükmün açıklanmasına şeklinde karar vermesi hukuka uygun olmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “….Dolayısıyla, kanunda yer alan "İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir" hükmü, itirazı kabul eden merciin sadece "itiraz konusu" hakkında karar vermesi şeklinde anlaşılmalıdır. Buna karşın bu hüküm itiraz konusu dışında dosyanın esası hakkında da yargılamayı sonuçlandıracak (örneğin görevsizlik kararını kaldıran merciin dosyanın esası hakkında karar vermesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararı kaldıran merciin hükmü açıklaması gibi) bir karar vermesi gerektiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 gün ve 182-209 sayılı kararında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazı inceleyen merciin, itirazı yerinde görmesi halinde dosyayı hükmün açıklanması için yargılamayı yapan asıl mahkemesine göndermesi gerektiği kabul edilmiştir.” Şeklindeki gerekçe ile itirazı kabul eden merciin dosyayı gereği için mahkemesine iade etmesi gerektiği vurgulanmıştır. IV- Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1.(KOCAELİ ) 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2009 tarihli ve 2009/11 Değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2.Aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 12.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.