Aramaya Dön

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/205
Karar No
K. 2023/711
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/205 Esas
KARAR NO: 2023/711 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 24/03/2021
KARAR TARİHİ: 19/09/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davacı, 04.02.2020 tarihinde meydana gelen kazada yaya olarak bulunduğu iddia edilen ...’in malul kaldığı iddiasıyla, ... plakalı 22.11.2019-22.11.2020 vadeli ... poliçe numaralı araca ait KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine istinaden şimdilik asgari 3.000,00-TL sürekli iş göremezlik, asgari 1.000,00-TL geçici iş göremezlik, asgari 100,00-TL tedavi ve bakıcı gideri zararını kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini ve 50.000,00 TL manevi tazminat araç sürücüsü ... ve bağlı bulunduğu kurum olan ... ... Daire Başkanlığı tarafından ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara müteselsilen ve müştereken yüklenmesini talep ve dava etmektedir.

Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; İşbu davada davalı İdare yönünden görevsiz olmasından kaynaklı görev yönünden usulden reddini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, söz konusu davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini, dava konusu olayda müvekkilinin kusursuz olduğunu, belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmamasından kaynaklı hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddini, aksi düşünülmesi ihtimaline binaen davanın davalı müvekkilim yönünden husumetten reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...'ın Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Dava konusu kazada şahsının bir kusuru bulunmadığını, kazada davacının tam kusurlu olduğunu, davacı taraf haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olarak açmış olduğundan dolayı, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; İbrazı zorunlu belgelerin sunulmamasından dolayı geçerli bir başvuru olmadığı dikkate alınarak HMK 115 maddesi gereği dava şartı yokluğu nedeniyle huzurdaki davanın usulden reddini, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri bakıcı gideri talepleri trafik poliçesi teminatı dışında olduğundan reddini, manevi tazminat talebi trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığından müvekkil şirket yönünden bu yöndeki taleplerin reddini, muaccel bir alacağın doğmadığı dikkate alınarak müvekkil şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını, talep etmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.

Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı) Sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla, bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. ... Adli Tıp Kurumu Başkanlığınını ... tarihli ... sayılı raporunda 04.02.2020 tarihinde yangına müdahale için gelen ... aracının kayması sonucu diğer 2 kişi ile birlikte araçla duvar arasına sıkışma sonucu yaralandığı, 01.03.2022 tarihinde öldüğü bildirilen ... ve ... oğlu 01.01.1984 doğumlu ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bulunan veriler değerlendirildiğinde, tıbbi belgelerinde zehirlenme bulgusu tanımlanmadığına göre; kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, adli dosyada kayıtlı bilgilerde, kişinin 04.02.2020 tarihinde yangına müdahale için gelen ... aracının kayması sonucu diğer 2 kişi ile birlikte araçla duvar arasına sıkışma sonucu yaralanma ifadesiyle götürüldüğü hastanelerde yapılan muayene ve tetkikler sonrasında; sağ el bileğinde parçalı kırık,sol bacakta (femur-tibia-fibula) kırık tanıları ile yatırıldığı,ameliyat edildiği, kan kanseri(Akut Miyeloid Lösemi) tanısı bulunduğu,28.02.2022 tarihinde kan kanseri(Akut Miyeloid Lösemi) nedeniyle kemik iliği nakli yapıldığı,sonrasında akciğer enfeksiyonu ve kemik iliği nakline red reaksiyonu geliştiği,tedaviye rağmen klinik durumunda iyileşme olmaksızın giderek kötüleşerek 01.03.2022 tarihinde öldüğü dikkate alındığında; kişinin ölümünün kan kanseri(Akut Miyeloid Lösemi) sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, kişinin 04/02/2020 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasının bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığının kabulü gerektiği oy birliği ile rapor sunulmuştur. ... Adli Tıp Kurumu Başkanlığınını ... tarihli ... sayılı raporunda 01.03.2022 tarihinde vefat ettiği bildirilen ... ve ... oğlu, 01.01.1984 doğumlu ...’in 04.02.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirildiğinde; Kas - İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Yürüyüş bozukluğu, Tablo 3.4 Orta-e’ye göre kişinin engel oranı %24 olduğu; kişinin Tüm Vücut Özürlülük Oranının %24 (yüzdeyirmidört) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin kabulü gerektiği oy birliğiyle rapor sunulmuştur.

Kusur ve aktüerya bilirkişilerinin düzenlediği 23/06/2023 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; trafik kazasına karışan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın olayda % 100 (yüzde yüz) oranında kusuru olduğu, davalı ...'nın ... plakalı aracın tescil sahibi ve işleteni olduğu, davalı ...Ş.'nin ... plakalı aracın sigorta edeni olduğu, trafik kazasına karışan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın olayda % 100 (yüzde yüz) oranında kusuru olduğu, davalı ...'nın ... plakalı aracın tescil sahibi ve işleteni olduğu, davalı ...Ş.'nin ... plakalı aracın sigorta edeni olduğu, belirlenen zarar tutarlarının kaza tarihinde geçerli olan zorunlu trafik sigorta poliçesindeki limitler içinde kaldığı, Sayın Mahkemece takdir edilecek manevi tazminat tutarından sigorta şirketi dışındaki araç sürücüsü ve işletenin sorumlu olacağı, başvuru tarihine göre Sigorta Şirketi bakımından temerrüt tarihi 29.09.2020 olarak belirlenmiş olup, araç sürücüsü ve işleten bakımından temerrüdün 04.02.2020 olay tarihinde gerçekleşmiş olacağı, sigortalı aracın kullanın şeklinin resmi olması nedeniyle avans faizi talebine ilişkin takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, görüş ve kanaatinde rapor sunulmuştur.

Davacı vekilinin 19/07/2023 tarihli ıslah dilekçesi özetle; Maddi tazminat talebi ile ilgili olarak ıslah talebinin kabulü ile; dava dilekçesinde maddi tazminat olarak belirtilen geçici iş görememezlik tazminatı için 1.000 TL ' den 20.922,30 TL ye, sürekli iş görememezlik tazminatı için 3.000 TL' den 11.223,55 TL ye ıslah ettiğini, kaza tarihi olan 04.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan faiz oranı üzerinden hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesini, dava dilekçesinde talep etmiş olduğu 50.000-TL manevi tazminata ıslah talebi doğrultusunda kaza tarihi olan 04.02.2020 tarihinden itibaren davalılar ..., ... tarafından müşterken yasal faiz ile ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesini talep etmiştir.

Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, 04/02/2020 tarihinde trafik kazası meydana geldiği, yaya olan davacının malul kaldığı, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı, mahkememizce tarafların tüm delilleri toplandığı, yargılama devam ederken davacının vefat ettiği, mirasçılık belgesinin dosyaya sunulduğu, mirasçıların yargılamaya devam ettikleri, maluliyetin tespiti amacıyla alınan maluliyet raporunun kaza tarihine göre yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, davacının tüm vücut engelliklik oranının %24 olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, dosyanın kusur ve aktüerya raporu alınmak üzere bilirkişilere tevdii edildiği, davalı ...'ın %100 kusurlu olduğu, davalı ...'nin kazaya neden olan ... plakalı aracın işleteni sıfatıyla sorumlu olduğu, davalı ... şirketinin sigorta ettiren sıfatıyla sorumlu olduğu, bilirkişi raporunun kaza tarihi esas alınarak TRH-2010 yaşam tablosuna göre düzenlendiği, buna göre geçici iş göremezlik zararının 22.922,30 TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararının 11.223,55 TL olduğu, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açtığından temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş, davalı işleten ve şoför yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı ... yönünden başvuru tarihine göre 29/09/2020 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.

Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede; Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370). Bunun yanında ağır yaralanma ve ölüm halinde zarar görenin yakınları tarafından da manevi tazminat talep edilebilecektir.

Kazanının oluş şekli, kazanın oluşumunda tarafların kusur oranı, davacının kaza sonrası duyduğu acı, elem ve üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, meydana gelen zarar ve kusur durumu, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hakkaniyet ilkeleri,

TBK'nun 56. maddesinin hükmü ve yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı bir arada değerlendirildiğinde davacının manevi tazminat talebinde haklı olduğu değerlendirildiğinden, davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının maddi tazminat isteminin Kabulü ile 22.922,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 11.223,55 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, davalı ... yönünden 29/09/2020 ve diğer davalılar ... ve ... yönünden 04/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacının yargılama sırasında vefat ettiği anlaşıldığından dosya arasında bulunan ... Noterliğinin 10/03/2022 tarih, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde belirtilen paylar oranında davacı mirasçılarına verilmesine,

2.Davacının manevi tazminat talebinin Kabulü ile 50.000,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 04/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak, davacının yargılama sırasında vefat ettiği anlaşıldığından dosya arasında bulunan ... Noterliğinin 10/03/2022 tarih, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde belirtilen paylar oranında davacı mirasçılarına verilmesine,

3.Karar ve ilam harcı 5.748,00-TL nin peşin ve ıslahla alınan 270,77-TL den düşümü ile kalan 5.477,23-TL bakiye ilam harcının davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,

4.Davacılar tarafından yatırılan 330,07-TL peşin, başvuru ve ıslah harcının davalılardan alınarak davacılara verilmesine,

5.Davacılar tarafından yapılan 2.810-TL adli tıp faturası ve 4.000,00 TL yargılama gideri toplam 6.810,00- TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6.Maddi Tazminat yönünden; Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7.Kabul edilen Manevi Tazminat yönünden; Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine,

8.Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.