Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/227
Karar No
K. 2023/696
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2018/227
KARAR NO: 2023/696
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/04/2017
KARAR TARİHİ: 19/07/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 15/08/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

TALEP

Davacılar vekili dava dilekçesi ile müvekkil davacı tarafından davalı borçlu şahıslar aleyhinde Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şahıslar dosya borcunun tamamına itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu, davalı şahısların itirazlarının haksız olduğunu, müvekkile olan borcunun devam ettiğini beyanla davalı tarafların itirazlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesi ile müvekkilleri ile davacılar arasında fırın işletme devri konusunda 245.000 TL'lik bir anlaşma olmadığını, müvekkillerinin davacılara hiçbir borcu bulunmadığını, davacı tarafın müvekkillerinin kendilerinden tehditle ve zorla senetleri geri aldıklarına ilişkin iddianın yalan beyandan ibaret olduğunu, iftiradan öte geçmeyen kötü niyetli olarak sorguladıkları soyut ve mesnetsiz bir senaryo olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.

İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ... Bankası, EyüpSultan İlçe Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır.

Dosyada mevcut 02/06/2022 tarihli Bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan raporda Davacı tarafın 2016 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222 / TTK 64 m) sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, Davacı Tarafından Sunulan İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Bayrampaşa Uygulama Grup Müdürlüğü Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünün Düzenlediği 04.10.2016 Tarihli Tutanakta, davacı tarafın 30.09.2016 tarihinde mükellefiyetinin sonlandırıldığı, Davalı ...'ın 2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222/TTK 64 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, Dava dışı ... İNŞ. TAAH. GAYRİMENKUL OTOM. DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.'nin 2016-2017 yıllarına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222/ TTK 64 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, 2018 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının (HMK md.222/TTK 64 m.) sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin Mahkemede olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarda taraflar arasında borç alacak ilişkinin, borç veya alacak bakiye durumunun bulunmadığı, Davalının 60.000,00 TL + 32.000,00 TL + 5.000,00 TL + 8.000,00 TL + 16.140,03 TL =121.140,03 TL ödeme yaptığının tespit edildiği; dosyada taraflar arasında işletmenin devir bedeli konusunda uyuşmazlık mevcut olduğu,

Davacı taraf 245.000,00 TL bedel üzerinde anlaştıklarını iddia ettiği, bu iddia bakımından Tanık ...'nun 08.09.2021 tarihli beyanında tarafların 245.000,00 TL bedel üzerinden anlaştıklarını mahkeme nezdinde yemin altında sözlü olarak ifade ettiği, Bu konuda sözlü beyan haricinde herhangi bir yazılı delil dosyada görülmediği, taraflar arasındaki işletme devrinin 245.000,00 TL olarak kararlaştırıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir.

Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının işletme devri nedeni ile davalılardan alacaklı olup olmadığı, takibe itirazın haksız olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle taraflar arasında işletme( fırının devri) devri sözlü olarak yapıldığı iddia edilmekte olup davalı da işletmenin devrinin olduğu konusunda cevap dilekçesinde işletmenin devrinin olduğunu ancak şartlarının davacının iddia ettiği gibi olmadığı yönünde savunma yapmıştır. Sözlü işletme devir sözleşmesi dava ve cevap dilekçesinde, dinlenen tanık beyanlarından bu sözleşmenin taraflarının davacılar ile ... olduğu, her iki tarafından bunu kabul ettiği, ...'ın dosya kapsamında yalnızca borcun ödeneceğine dair bir beyanını olduğu bu nedenle borç-alacak ilişkisinin olmadığı, her ne kadar davacı bu davalıya yemin yöneltmiş ise de bu davalının husumetinin olmadığı anlaşıldığından buna dair ara karardan rücu edilerek husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davalı bakımından ise esasa girildiğinde; fırın devrinde ( işletme devrinin) sözlü olarak yapılması teamül olmadığı gibi TTK m. 11 anlamında ticari işletme niteliğine sahip olduğu tespit edilecek bir işletmenin devrinin kural olarak yazılı şekilde devri gereklidir (TTK m. 11, Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 133, TBK m. 12). Bu nedenle sözleşme geçersizdir. İrade bozukluğu ve senedin zorlayıcı nedenle kaybolduğu iddiaları bakımından cezai yargılama sonucunda tehdit iddiaları reddedilmiştir. Dolayısıyla da ispat yükü üzerinde olan davacının taraflar arasındaki devir işleminin 245.000 TL bedel üzerinden yapıldığını ispat etmesi gerekmektedir. Bu hususun ispatı ise HMK madde 200 uyarınca yazılı delil dair dosyada yazılı bir belge veya bilgi de sunulmadığı, tarafların tanıklarının alacak miktarına değil ancak irade fesadına ilişkin beyanlarının dikkate alınabileceği, taraflar arasında bir kambiyo ilişkisi olduğu ve bu bakımdan tarafların emre muharrer senet düzenleme iradesinin olduğu, senetlerin imzaları tam olsa idi bono niteliğinde alacağı kanaatine varılmaktadır. Taraflar işletme devrinin devir işleminin gerçekleştiği tarih hakkında herhangi bir bilgi sunulmamıştır. Taraflar arasında, bahsi geçen borca ilişkin olarak 15 adet senedin düzenlendiği ise çekişmesizdir. Söz konusu senetler ödemenin yapılıp yapılmadığı hususunda önem arz etmektedir. Bu bakımdan dosyaya

Mü rez senetlerin niteliklerinin belirlenmesi gereklidir. Doktrinde kabul gören en genel tanımda kıymetli evrak, hakkın senede bağlı olduğu, senet ibraz edilmeksizin hakkın talep edilemeyeceği, borcun da ödenemeyeceği, sıkı şekil şartlarına tabi senetler olarak tanımlanır. Kıymetli evrakın pek çok türü olmakla birlikte kambiyo senetleri başlığı altında sayılan bono, poliçe ve çek TTK'da özel olarak düzenlenmiş, kamu güvenine mazar senetler olarak özel bir takip usulüne de bağlanmıştır. Kambiyo senetleri kanunda sınırlı Say da sayılmış olup, bono, bir diğer adıyla emre muharrer veya emre yazılı senet nitelikli ve saf Bir ödeme vaadi iken, poliçe ve çek ise çifte yetki veren nitelikli birer havaledir (Kendigelen /

Kıra, 2020 s. 123 vd) Bilirkişi raporundaki TTK m. 665'e göre borçlu ancak senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan veya onun hukuki halefi olduğunu ispat eden kişilere ödemek zorundadır. Dolayısıyla lehdar senette adı yazılı kişi olarak senedi ibraz etmek, devralan cirantalar ise düzgün bir ciro zinciri göstermek suretiyle yetkili ve meşru hamil olduklarını ispat ederler. Bonolar hakkında da uygulama bulacak TTK m. 709 uyarınca ödeyen borçlu ibra şerhi karşılığında senedin kendisine verilmesini isteyebilir. Bir diğer ifade ile bonoyu elinde bulunduran yetkili ve meşru hamil bonoyu keşideciye ibraz ettiğinde keşideci ödemeyi yaparken bononun da kendisine verilmesini isteyebilir, alacağını tahsil eden alacaklı bundan kaçınamayacağı, bu sebeple huzurdaki olay bakımından da borçlusu elinde olan bonolara ilişkin olarak, aksi ispat edilinceye kadar ödendiği yönünde kuvvetli kanaat oluşmuştur. Öte yandan 60.000 TL'nin bonolara istinaden değil de taraflar arasındaki anlaşmanın 245.000 TL olması sebebiyle yapıldığına dair yazılı bir belge veya somut delil görülemediği yönündeki tespitler ve davalını asilin yemin tahtında alınan beyanı da dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davalılardan ...'a karşı açılan davanın esastan reddine,

2.Davalılardan ...'a karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,

3.Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 269,85 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.687,86 TL harçtan mahsubu ile Hazine'ye irat kaydına, bakiye 1.418,01 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 23.950,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a verilmesine,

6.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a verilmesine,

6.Davalı tarafça sarf olunan 147 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7.Sarf edilmeyen gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/07/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸ Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.