12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2021/10842 E. , 2023/3150 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/120 E. 2016/134 K. sayılı kararı ile sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 6.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; temyiz dışı sanıklar ...ve ... hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilmiştir.
2.Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/120 E. 2016/134 K. sayılı kararının sanık ... müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli, 2019/7080 Esas 2020/5415 Karar sayılı kararı ile; sanıklar ...ve ... hakkında verilmiş olan beraat kararlarının onama ilamı ile kesinleştiği, sanık ... hakkında ise; "... kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında,
TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
3.Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2021 tarihli ve 2020/617 Esas 2021/83 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmekle, taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince 4.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4.Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2021 tarihli ve 2020/617 Esas 2021/83 Karar sayılı kararına katılan vekilinin itiraz etmesi üzerine, genel yargılama usulüne göre yargılama yapılıp Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/127 E. 2021/739 K. sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası gereğince 4.860,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.12.2021 tarihli ve 2021/142224 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
Bilirkişi raporlarında sanık ...'ın asli kusurlu olduğu tüm bilirkişi raporlarında da sabit olmasına rağmen, Yerel mahkemece hüküm kurulurken üst sınırdan hüküm tesis edilmesi gerekiyorken, alt sınırdan hüküm tesis edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1.Müvekkil ... HAGB kararı verilebilmesi için tüm koşulları sağlarken müvekkilin tutum ve davranışlarının pişmanlığını yansıtmadığı ve suç işlemeye meyilli olduğu gibi somut hiçbir veriye dayanmayan gerekçelerle HAGB kararı verilmesine yer olmadığı kararı verildiğine,
2.HAGB şartlarına yer olmadığı yönündeki kararın hukuka ve hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğuna, kararın usul ve esasa aykırı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Katılan ...‘un Aydınlar Yedek Parça Anonim Şirketinde kaza tarihinden 6 gün önce pres işçisi olarak çalışmaya başladığı, iş yerindeki pres makinelerinden birinin arızalanması üzerine ustabaşı sanık ...’ın ...’un kullandığı pres makinesinin pedalını arızalanın presin pedalı ile değiştirdiği, arızayı giderememesi üzerine bakım onarım şefi olan temyiz dışı sanık ...‘ın da arızayı gidermeye yönelik işlemler yaptığı, olay günü, saat 10:15 sıralarında ...‘un değiştirilen pedalla pres makinesinde çalışmaya devam ettiği, çay molasının dönüşünde işe devam edip eksantrik pres makinesi kalıbına malzeme yerleştirdiği sırada pres başlığının aşağı inmesi ve parmaklarının sıkışması sonucu ...‘un vücudunda orta derece kemik kırığı ve uzuv zayıflaması oluşacak şekilde yaralandığı, sanık ...’ın bölüm sorumlusu usta başı olarak çalıştığı, hakkında verilen beraat kararları kesinleşmiş olan sanık ...’in Aydınlar Yedek Parça Anonim Şirket’inde iş güvenliği uzmanı, sanık ...’ın bakım ve onarım şefi olarak çalıştığı anlaşılmıştır.
2.Adli Tıp Kurumu Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğünden aldırılan 25/03/2014 tarihli adli tıp raporundan, dava konusu olay nedeniyle katılan ...'ta sağ el ikinci parmakta ve sol el ikinci parmakta oluşan yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek nitelikte olduğu, hayati tehlike geçirmesine neden olmadığı, oluşan kemik kırığının hayati fonksiyonlarına etkisinin orta (2/6) derecede olduğu, yaralanmanın vücuduna acı veren veya sağlığına ya da algılama yeteneğini bozcak nitelikte olduğu, yaralanmanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğu bildirilmiştir.
3.Olay yerini görgü tespit tutanağı, olay yeri inceleme fotoğrafları, iş kazasına ilişkin tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır.
4.Soruşturma aşamasında makine mühendisi A sınıfı iş güvenliği uzmanından alınan 28/07/2013 tarihli raporda; meydana gelen iş kazasında sanıklardan ...'ın asli kusurlu, sanıklardan ...'ın tali kusurlu olduğu, katılan ...'un da tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
5.Yargılama aşamasında alınan 25/04/2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda; sanıklardan ... ve ...'ın birinci derecede asli kusurlu oldukları, ...'in ikinci derecede tali kusurlu olduğu, katılan ...'un ikinci derecede tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
6.Yargılama aşamasında 06/03/2015 tarihinde yapılan keşfe dayalı makine mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda; suça konu pres makinesinin çalışma konumları tetkik edilmiş, yapılan keşiften ve bilirkişi...'ın raporundan suça konu pres makinesinin 4 farklı konumda çalıştığının belirtildiği, bu rapordan sonra önceden rapor sunan bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı ve 25/06/2015 tarihli ek raporda, önceki raporlarının doğru olduğunu belirtmişler, sanıklar ... ve ...'ın asli kusurlu oldukları, sanık...in ikinci derecede tali kusurlu olduğu, katılan ...'in de ikinci derecede tali kusurlu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
7.Mahkemece hükme esas alınan 31/12/2015 tarihli bilirkişi raporda; meydana gelen iş kazasında sanıklardan ...'ın ve...in herhangi bir kusurlu davranışlarının olmadığı, sanık ...'ın asli kusurlu olduğu, katılan ...'un tali kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür.
8.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 24/12/2013 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, duruşmadaki beyanında; "Ben sanıklardan şikayetçiyim, kamu davasına katılmak istiyorum, ben suça konu işyerinde saç bölümünde pres makinesinde çalışıyordum, bu amaçla da suç tarihinde çalışmak amacıyla işyerine gittim, çalıştığım preste çalışmaya başladım, benim kullandığım pres makinesinin yanındaki preste arıza olmuş, bölümün sorumlusu sanık ... bu arızayı gidermek için benim çalıştığım pres makinesindeki pedalla arızalı presteki pedalı değiştirdi, bu işlemi 3-4 defa tekrarladı, arızayı gideremedi, en son benim çalıştığım pres makinesinin pedalına arızalı pres makinesinin pedalı takılı vaziyette kalmıştı, ...'ın talebiyle diğer sanık ... geldi, ... benim çalıştığım pres makinesinde ...'ın yönlendirmesiyle pedala geçti, hatta elektrik panosunda da sanıklar birtakım işlemler yaptılar, ben bu esnada pres makinesinde işlerimi devam ettirdiğimden pek ilgilenmedim, sanıklar ... ve ... pres makinesinin yanında oldukları halde ben çay molası saati geldiğinden makinenin düğmesini kapatıp çay molası için dışarıya çıktım, geri geldiğimde sanıklar ayrılmıştı, sanık ...'ın savunmasında geçtiği şekilde makineyi bana kontrol edip teslim etmesi sözkonusu değildir, ben çalışmak için pres makinesini açıp parçaları yerleştirirken benim elime pres kendiliğinden indi, bu şekilde sağ ikinci parmağım koptu, sol el ikinci parmağımdan da yaralandım" şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır.
9.Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, duruşmada alınan savunmasında, "Ben isnat edilen suçu kabul etmem, olayda benim kusurum yoktur ben işyerinde, ustabaşı olarak çalışırım, huzurdaki müştekinin çalıştığı pres makinesinin yanındaki birebir aynı olan pres makinesinde arıza olduğu bana bildirilince ben önce kendim arızayı gidermeye çalıştım, müşteki ...'in çalıştığı pres makinesinin pedalını arızalı olan pres makinesine taktım, arızayı gidermeye çalıştım, gideremedim, daha sonra ...'a durumu haber verdim, diğer hususlar sanık ...'ın savunmasında geçtiği şekilde olmuştur, ... gelip arızalı presteki arızayı tespit etmek için bana müşteki ...'in çalıştığı prese geçmemi ve pedalı çevirmemi istedi, ben ...'ın söylediklerini yaptım, ancak arızalı presteki arızayı tespit edemedik, sonra ben ...'a çalışması için presi teslim ettim, ...'da olay yerinden ayrıldı, müşteki ... preste bir saat kadar çalışıp çay molasından sonra kaza oldu, ben kaza anında orada değildim, ben yukarıda belirttiğim gibi yan taraftaki presteki arıza için ...'in çalıştığı presteki pedalı değiştirmiştim, ...'la birlikte olduktan sonra yaklaşık bir saat kadar müşteki çalışmaya devam etti, benim pedal değiştirmemle kaza arasında illiyet bağı yoktur, ben presi sağlam olarak müştekiye teslim ettim, öncelikle beraatime karar verilmesini, ceza verilmesi halinde hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederim" şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür.
10.Sanık ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
11.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanarak karar verildiği, ancak katılan vekilinin bu karara itiraz etmesi üzerine, genel hükümlere göre yargılama yapılıp karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A. Tebliğname Yönünden;
Tebliğnamede, "...Sabıka kaydı bulunmayan sanık hakkında 'Sanığın yargılama aşamasında gözlenen haliyle suç işlemeye meyilli kişilerden olduğu, işlediği suçtan inandırıcı şekilde pişmanlık göstermediği, bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat gelmediğinden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine YER OLMADIĞINA, aynı gerekçeyle ve adli para cezasının ertelenmesi yasal olarak mümkün olmadığından ertelenmesine YER OLMADIĞINA' şeklinde karar verilerek lehine hükümlerin uygulanmamasına karar verirken 'Sanığın cezasının geleceği üzerindeki etkileri" lehine indirim sebep gösterilerek TCK 62. maddesinin uygulanması..." gerekçesi ile bozma öneren görüşe; katılanın zararının giderilmediğini belirttiği, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesi hususunda, mahkemenin takdirinde çelişki bulunmadığı değerlendirildiğinden iştirak edilmemiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden: Temel Ceza Miktarının Az Olduğu Yönünden;
Katılan ...‘un Aydınlar Yedek Parça Anonim Şirketinde kaza tarihinden 6 gün önce pres işçisi olarak çalışmaya başladığı, iş yerindeki pres makinelerinden birinin arızalanması üzerine ustabaşı sanık ...’ın ...’un kullandığı pres makinesinin pedalını arızalanın presin pedalı ile değiştirdiği, arızayı giderememesi üzerine bakım onarım şefi olan temyiz dışı sanık ...‘ın da arızayı gidermeye yönelik işlemler yaptığı, olay günü, saat 10:15 sıralarında ...‘un değiştirilen pedalla pres makinesinde çalışmaya devam ettiği, çay molasının dönüşünde işe devam edip eksantrik pres makinesi kalıbına malzeme yerleştirdiği sırada pres başlığının aşağı inmesi ve parmaklarının sıkışması sonucu ...‘un nitelikli şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, tam kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde tayin edildiği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
C. Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilmemesi Yönünden
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ''...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi...” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği ancak katılanın zararının giderilmediğini belirttiği, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde, Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafiinin bu konudaki temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
D. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Konya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/127 Esas, 2021/739 Karar sayılı kararında, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.09.2023 tarihinde karar verildi.