4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2021/15843 E. , 2022/12005 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; başvurunun usulden reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davacı tarafın itirazının kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin yolcu olarak seyahat ettiği esnada, 16.02.2020 tarihinde davalı ... nezdinde ... poliçesi ile sigortalı olan aracın kırmızı ışıkta durur vaziyette bekleyen dava dışı diğer araca sol arka kısımlarından çarpmasına bağlı gerçekleşen trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.200,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini ıslah ile toplam 186.774,14 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın usulden reddine karar verilmiş; ... kararına karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazın kabulüne, başvurunun kabulü ile 2.825,90 TL geçici bakıcı gideri tazminatı, 8.447,70 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 175.470,54 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 186.774,14 TL tazminatın 17.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiş; ... kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, Sigorta ... kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de bunun gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Somut olayda; davacı, temyiz eden davalıya sigortalı araçta yolcu konumundadır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde olayda hatır taşıması olduğunu savunmuş, İtiraz Hakem Heyetince, başvuru sahibinin hatır için taşındığına ilişkin hiçbir bilgi belgeye rastlanmadığı, hatır taşımasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının itirazının reddine karar verilmiştir. Soruşturma aşamasındaki ifadelerden davacı ile dava dışı araç sürücüsünün arkadaş oldukları ve gezdikleri sırada kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinden, somut olayda davacının davalı sigortalı araçta hatır için taşındığının kabulü gerekir. Aksi husus da ispat edilmiş değildir. Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince karar verilirken, somut olayda hatır taşıması bulunduğu kabul edilerek tazminattan Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde ve hatalı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Davaya konu kazanın meydana geldiği 16.02.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin Kas iskelet sistemi bölümü, “omurgaya ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 1 inci maddesi birinci grubu olan yaralanma modeli veya tanı ilişkili değerlendirme modelinde "...bu değerlendirme için engel kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır." düzenlemesine, ikinci grubu olan eklem hareket açıklığı modelinde ise “... Patoloji stabil ve kalıcı olmalı, yetersizlik en az bir yıldır devam ediyor olmalıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; yaralanma omurgaya ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında on iki aylık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son on iki ayda herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
4.Davacı vekili talep ettiği tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiş, hakem heyetince de davacının bu talebi kabul edilerek avans faizine hükmedilmiştir. Dosya içerisinde kazaya neden olan aracın ticari ya da hususi olup olmadığı ve ticari kullanım sırasında kaza gerçekleştiğine dair bilgi bulunmamaktadır. Hakem heyetince gerekli araştırma yapılarak sonucuna göre faiz bakımından hüküm kurulmalıdır.
5.Kabule göre de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.