11. Asliye Ceza Mahkemesi
- Mahkeme
- ilişkin Samsun 11. Asliye Ceza Mahkemesi
- Daire
- 11. Asliye Ceza Mahkemesi
- Esas No
- 2020/487
- Karar No
- 2020/487
- Karar Tarihi
- 26.09.2022
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/487 Esas - 2022/941
/// TÜRK MİLLETİ ADINA ///
T.C.
SAMSUN
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili tarihli DAVA dilekçesi ile özetle: Davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı ... plakalı araç ile davacıların oğlu ...'ın sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması şeklinde gerçekleşen 18.10.2019 tarihli trafik kazasında ...'ın vefat ettiğini ve davacıların onun vefatı ile destekten yoksun kaldıklarını, kazanın sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleştiğini ve zararın tazmini için sigorta şirketine müracaat edildiğini ancak sonuç alınamadığını, davadan önceki zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını beyanla, talep miktarını artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için şimdilik 250-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: Davacıların davadan önceki müracaatlarının kendilerinden kaynaklı sebeplerle neticelendirilemediğini ve davanın bu sebeple reddi gerektiğini, davalının merkez adresine göre davanın İstanbul Anadolu Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine 18.10.2019-2020 vade tarihli zmms ile sigortalandığını ancak sorumluluğun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazanın desteğin kusuru ile gerçekleştiğini, ayrıca desteğin ehliyetsiz olduğunu ve tescilsiz motosiklete kasksız bindiğini, buna göre müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini beyanla, davanın reddini dilemiştir. Hasar dosyası davalı sigorta şirketinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Davaya konu kaza sebebiyle davacılara rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı SGK'dan sorulmuş olup, 06.08.2020 tarihli cevabi yazı ile ödeme yapılmadığı bildirilmiştir.
Davaya konu kazaya ilişkin Samsun 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/502 Esas sayılı dosyası celp edilmiş olup incelenmesinden: (destek) ...'ın maktul, (davacı) ...'ın müşteki ve (sigortalı araç sürücüsü) ...'nun sanık sıfatıyla yer aldığı davada, İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 26.07.2021 tarihli rapordaki kazanın münhasıran (destek) ...'ın kusuru ile gerçekleştiği, (sigortalı araç sürücüsü) ...'nun kusurunun bulunmadığı tespitlerine istinaden sonuca gidildiği ve (sigortalı araç sürücüsü) ...'nun beraatine karar verildiği, (davacı) ...'ın istinaf talebinin katılan sıfatı olmadığı gerekçesiyle reddedildiği ve kararın 14.12.2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce aktüerya alanında uzman bilirkişiden kök ve ek raporlar alınmış olup, 22.07.2022 tarihli son ek raporda özetle: TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant hesaplama yöntemine göre belirlenen destek zararlarının (desteğin ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı nazara alınmaksızın) davacı ... yönünden 438.647,69-TL ve ... yönünden 264.841,47-TL olduğu mütala edilmiştir.
Mahkememizce İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 21.09.2021 tarihli raporda, özetle:
A-Sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile yerleşim yeri içerisindeki aydınlatmanın, mevcut olmadığı yol kesiminden seyir halinde ışık kontrollü yaya geçidine yaklaşırken istikametine yönelik yanan yeşil ışık sebebiyle seyrini sürdürdüğü sırada yolun sağından soluna manevra yaparak kısa mesafeden istikamet alanına giren motosiklet ile karıştığı kazada olayın oluş şekli itibariyle atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır.
B-Müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalli yol kesiminde sağ şeridi takiben seyir halindeyken söz konusu trafik ışıklı yaya geçidi mahalline geldiğinde gidiş istikametine göre sol tarafında, yayalar için mevcut bulunan orta refüj aralığına nizamlara aykırı olacak şekilde girmek niyetiyle yolun sağından soluna manevra yaptığı, bu manevrası sırasında sol gerisinden gelen araç trafiğine dair gerekli-yeterli kontrolleri yapmadığı ve sol gerisinden gelen otomobilin istikamet alanını kapatarak kazaya sebebiyet verdiği olayda kusurludur. Şeklinde ifade edilmekle, kazanın münhasıran destek ...'ın kusuru ile gerçekleştiği mütala edilmiştir.
Mahkememizin 2020/488 Esas sayılı dava dosyası celp edilmiş olup incelenmesinden: (destek) ...'ın kullandığı motosiklette yolcu olarak bulunan ...'ın, maluliyetine bağlı olarak oluşan zararının tazmini talebiyle ...ye karşı dava açtığı ve kusura ilişkin İTÜ Trafik Kürsüsünden alınan heyet raporunda ...'ın %75 ve ...'nun %25 kusurlu olduğunun belirtildiği, davanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan destekten yoksunluk hukuki sebebine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Burada öncelikle, davalı vekilinin dava şartı itirazı ile yetki ilk itirazı irdelenecek, akabinde davanın esasına yönelik değerlendirmelerde bulunulacaktır.
Davacıların davanın ikamesinden evvel 13.01.2020 tarihinde davalıya ulaşan dilekçeleri zararın tazmin edilmesini talep ettikleri, ancak bir kısım eksiklikler gerekçe gösterilerek ödeme yapılmadığı ve zararın 15 günlük yasal süre içinde karşılanmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı sigorta şirketinin isteminin davacının haklarının sürüncemede kalmasına yol açacak nitelikte olduğu ve bu sebeple başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerektiği açıktır (Bkz: İzmir BAM 11. HD.nin 04/05/2017 tarih ve 645/464 sayılı kararı). Bu halde, davalı vekilinin 2918 s. KTK m. 97 kapsamında ileri sürdüğü dava şartı itirazı yerinde değildir ve bu sebeple reddedilmiştir. 6100 sayılı HMK'nin haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesine göre; "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Eldeki davada, hem davacıların yerleşim yeri hem de davaya konu kazanın gerçekleştiği yer Samsun olduğuna göre davanın mahkememizde ikame edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davanın esassına gelince; 2918 s. KTK'nın 85. maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı vazedilmiştir. Somut olayda; davaya konu kazanın, davacıların oğlu ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile ... plakalı otomobilin çarpışması şeklinde gerçekleştiği, davalı sigorta şirketine otomobilin zorunlu trafik sigortacısı olması hasebiyle husumet yöneltildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlığın, 2918 sayılı KTK ve 6098 sayılı TBK hükümleri ile ZMMS Genel Şartları'nın Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı uyarınca TBK'ya aykırı olmayan hükümlerine uygun şekilde çözüme kavuşturulması gereklidir. 2918 sayılı KTK'nın 85/1.maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı", aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu" olduğu öngörülmüş, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğunun azaltılmasına ilişkin 86. maddede ise, "işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, zararın doğumunda işletenin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusurunun bulunmadığı ve araçtaki bir bozukluğun kazanın gerçekleşmesine etkili olmadığı halde kazanın zarar görenin ağır kusurundan meydana geldiği ispatlanır ise illiyet bağının kesildiği kabul edilmelidir. 2918 sayılı KTK'nın poliçe tarihi itibariyle yürürlükte bulunan "zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. maddesinin 1-h bendinde, ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin de sorumluluk sigortası dışında kaldığı vazedilmiş, poliçe tarihi itibariyle yürürlükteki Genel Şartlar'ın "A.6. Teminat dışında kalan haller" başlıklı maddesinin (d) bendinde, destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat dışında kaldığı belirtilmiştir.
Eldeki davada; polis bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ...'ın asli ve ...'nun tali kusurlu olduğu belirtilmiş, ancak kovuşturma aşamasında İstanbul ATK'dan alınan 26.07.2021 tarihli rapor ile Mahkememizce İstanbul ATK'dan alınan 21.09.2021 tarihli raporda ise kazanın münhasıran ...'ın kusuru ile gerçekleştiği ifade edilmiştir. Yine, yukarıda işaret edildiği üzere Mahkememizin 2020/488 Esas sayılı dava dosyasından alınan İTÜ Trafik Kürsüsüne ait heyet raporunda ...'ın %75 ve ...'nun %25 kusurlu olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Anlaşıldığı üzere; soruşturma evresinde polis bilirkişi tarafından düzenlenen rapordaki kusur oranı ile Mahkememizin 2020/488 Esas sayılı dava dosyasından alınan İTÜ Trafik Kürsüsüne ait heyet raporundaki kusur oranları birbiriyle örtüşmekte, ancak bu raporlardaki kusur oranları ile hem ceza mahkemesi hem de mahkememizce İstanbul ATK Trafik Kürsüsü'nden alınan raporlardaki kusur oranları arasında farklılık meydana gelmiştir. Davaya konu trafik kazasının oluş şekli mezkur raporların tamamında aynı şekilde ifade edilmiş, raporlar arasında olayın ne şekilde cereyan ettiğine dair çelişki oluşmamıştır. Oluş aynı olduğuna göre, tarafların kusur oranları konusunda değerlendirme yapma yetkisi münhasıran mahkememize aittir.
Kazanın, sigortalı araç sürücüsü ...'nun sevk ve idaresindeki otomobili ile yerleşim yeri içerisindeki aydınlatmanın mevcut olmadığı yol kesiminden seyir halinde ışık kontrollü yaya geçidine yaklaşırken istikametine yönelik yanan yeşil ışık sebebiyle seyrini sürdürdüğü sırada yolun sağından soluna manevra yaparak kısa mesafeden istikamet alanına giren destek ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklet ile çarpışması şeklinde gerçekleştiği, otomobil sürücüsünün şerit değiştirmeyi yasaklayan devamlı düz çizgi bulunan yolda sağ şeritte seyir halinde iken sola manevra yapan ve istikametini kısa mesafeden kapatan motosiklete ceza yargılaması sırasında dinlenen tanık beyanlarına göre almış olduğu fren tedbirine rağmen çarpışmayı önleyemeyerek çarptığı, motosiklet sürücüsü ...'ın ise sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalli yol kesiminde sağ şeridi takiben seyir halindeyken söz konusu trafik ışıklı yaya geçidi mahalline geldiğinde gidiş istikametine göre sol tarafında yayalar için mevcut bulunan orta refüj aralığına girmek niyetiyle aniden yolun sağından soluna manevra yaparak ve bu manevrası sırasında sol gerisinden gelen araç trafiğine dair gerekli-yeterli kontrolleri almayıp sol gerisinden gelen sigortalı aracın istikamet alanını kapatarak kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır.
Soruşturma aşamasında polis bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, sigortalı araç sürücüsünün hız sınırlarına riayet etmediği ve kontrolsüz araç kullandığı belirtilmiş ise de, ne ceza dosyasında ne de dava dosyamızda araç sürücüsünün hız sınırlarını aştığına dair bir delil vardır. Yine, aynı raporda ve Mahkememizin 2020/488 Esas sayılı dava dosyasından alınan İTÜ Trafik Kürsüsüne ait heyet raporunda, araç sürücüsünün yaya geçidine yaklaşırken hızını azaltmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmış ise de, dava dosyalarında araç sürücüsünün hızını azaltmadığı yönünde bir tespit yapıldığına dair kayıt / delil yoktur. Aksine, ceza yargılaması sırasında dinlenen tanıklar, sigortalı araçta yolcu olarak bulunduklarını, olayın az gerisinde bulunan başka bir trafik ışığından çıkıp olay mahalline vardıklarını ve aracın hızlı olamayacağını, olayın aniden geliştiğini beyan etmişlerdir.
Bu halde, kazanın motosiklet sürücüsü ...'ın kusuru ile gerçekleştiğinin ve sigortalı araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Nitekim, mahkememiz, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve beraat kararıyla, ceza hakiminin kusur değerlendirmesiyle bağlı değil ise de (TBK m. 74), sigortalı araç sürücüsü hakkındaki ceza davası, onun taksir düzeyinde dahi kusurunun bulunmadığı kabul edilerek beraat ile sonuçlanmış ve karar kesinleşmiştir.
Bu sebeplerle, kazanın münhasıran desteğin kusuru ile gerçekleştiği değerlendirilmiş, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin sorumluluk kapsamında olmadığı kabul edilerek, tazminat talepleri reddedilmiştir. Davacılar arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı gözetilerek, her bir davacı aleyhine vakalet ücretine hükmedilmiş, yargılama giderleri davacılara tahmil edilmiştir.
1.Davanın reddine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli (her bir davacı yönünden 80,70-TL) 161,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 52,60-TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4.Davalı, davayı vekil marifetiyle takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 250-TL vekalet ücretinin davacı ...'tan ve 250-TL vekalet ücretinin ...'tan alınarak davalıya verilmesine,
5.Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.360-TL arabulucuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
6.Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair; davacı ... ve vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi, anlatıldı. 26/09/2022 Katip ... Hakim ... 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.