Esas No
E. 2011/17260
Karar No
K. 2012/2042
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Adam Öldürme

12. Ceza Dairesi         2011/17260 E.  ,  2012/2042 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Taksirle öldürme

Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 53/1, 63 maddeleri gereğince mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle,dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunduğu, Adli Tıp Kurumu raporundaki tespitlerin de dosya içeriği ile uyumlu olmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin her türlü kuşkudan uzak bir şekilde belirlenmesi ve bu kapsamda kusur durumu itibariyle doğan tereddüdün de giderilmesi için mahkemece Teknik Üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya Karayolları Fen heyetinden rapor alınmak suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre de; Taksirli suçtan mahkum olan sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinde yer alan hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.02.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY:

Şehir içi dolmuş kullanan sanık ...'in kendisine kırmızı ışık yanması nedeniyle olay yerinde durduğu ve yeşil ışık yayalara yandığı için maktül karşıya geçerken yolun büyük bölümünü katedip, diğer araçlardan kurtulup, çok az mesafe kaldığında yayalara kırmızı, araçlara yeşil ışık yanmak üzere dönüşüm esnasında, sanık gerekli özen ve tedbiri göstermeksizin, aracın ön ve yanlarını azami şekilde kontrol etmemesi sonucunda maktüle çarparak taksirle ölümüne neden olan temyize konu olayımızda; Dosya içerisinde beyanları alınan olayı bizzat gören tanıklar ...ve ...'nın, yine olayı kısmen gören diğer tanık beyanları, inceleme tutanakları, expertiz raporları, soruşturma aşamasında 2 kişilik bilirkişiden alınan ve yine kovuşturma aşamasında

Ankara Adli Tıp Kurum Başkanlığının 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan kusur raporu; ki bu raporda sanık 1. inci maktül 2. inci derecede kusurlu olarak belirtilmesi ile dosya kapsamındaki olayı gören tanık beyanları ve diğer delillerle bu kusur raporunun uyumlu olması karşısında hükme esas alınarak verilen mahkûmiyet kararı yerindedir. 765 sayılı TCK taksirli suçlarla ilgili yasal düzenlemede 8 üzerinden kusur ve indirim belirlemesi yapılırken, 5237 sayılı Kanundaki taksirli suçlarla ilgili maddelerde bu oran düzenlemede yer almadığı sadece asli-tali kusur, birinci veya ikinci derecede kusur gibi ölçütlere yer verildiği bilirkişinin raporlarını bu değerlendirmelere göre hazırladığı uygulayıcı hakimin de dosyadaki tüm deliller ve kusur raporlarını değerlendirerek takdir hakkını kullandığı, olayımızda uygulanan 5237 sayılı Kanunun 85/1 maddesi taksirle bir insanın ölümü ile ilgili olup cezanın alt ve üst sınırı ( 31.03.2005 tarih ve 5328 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 85 maddenin 1 ve 2 inci fıkralarında yer alan 3 yıldan ibareleri 2 yıldan şeklinde değiştirilmiş ve takdire ölçü olan makas genişletilerek ) 2 yıldan 6 yıla kadar şeklinde takdir hakkı genişletilmiş, olayımızda ceza belirlemesinde Adli Tıp Kurumu kusur raporu hükme esas alınırken delillere ve oluşa göre takdir hakkı kullanılıp teşdiden 3 yıl hapis cezasına karar verilmesi ( 4 yıl ve ya 5 yıl gibi karar verme yetkisi olduğu düşünülürse karar yerinde ve adil olduğunda tereddüt yoktur. ) yerindedir.

İncelenen dosya kapsamında soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan kusur raporları dışında daha sonra taraflarca ibraz edilen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2009 tarihli 2007/306 esas ve 2009/99 karar, ile bu karara esas olmak üzere alınan 28.05.2008 tarihli üç kişilik Trafik fen heyetinden oluşan bilirkişilerin sanığın tam kusurlu olduğuna dair, ayrıca 01.08.2008 tarihli sanığın birinci derecede maktülün ikinci derecede kusurlu olduğuna ilişkin 3 kişilik Adli Tıp Kurumu raporu bulunduğu ve tazminat kararında da bu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu ( Yüksek Yargıtay 12. Ceza Dairemizin sayın çoğunluğun 2011-17753 esas 2012/1665 karar sayılı 01.02.2012 tarihli kararımızda kusurlu olduğu bilirkişi raporunda belirtilen sanıkla ilgili yapılan değerlendirme sonucu yeniden rapor alınmaksızın mahal mahkemenin mahkûmiyet kararının sanığın beraat etmesi gerektiği yönünde bozulmasına karar verilmiş olup emsal kararda olduğu gibi ) olayımızda da sanığın gerekli özen ve dikkati göstermediği, taksirli eylemi sonucu maktüle çarptıktan sonra durmadığı, aracının arka dingil altında maktülün saç ve kan izlerinin bulunduğu sabit olup, kazanın olduğunu sanığın bilmemesi düşünülemez. Dosyamızda 2. adet Ceza Mahkemesinde alınan 2. Adet de Hukuk Mahkemesinde alınan kusur raporlarının da bulunması karşısında yeterli şekilde delillerin toplanmış olduğu olay tarihinden itibaren 5 yılı aşkın geçen zamanda nazara alınarak, toplanacak delil olmaması, mahkemenin mevcut delilleri değerlendirerek kusur belirlemesine dair esas alınan rapor ve ceza takdirinde gerekçesi de nazara alınarak, hiçbir isabetsizlik olmadığı, bu nedenle yeniden kusur raporu alınmasında zorunluluk bulunmadığı kanaatindeyim.

Mahal mahkeminin verdiği yasaya uygun temel cezadan sonra 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmaması verilen hükümde aynı Kanunun 50. maddesi gereğince para cezasına çevrilmemesi de, sanığın olaydan sonra derhal durmadığı, kaçtığı, acilen son durağa intikal ederek oradan da birkaç yolcu alıp geri döndüğü, daha sonra bu yolcuları bir arkadaşının aracına devredip derhal aracını temizlediği ve evine döndüğü; bu halin delilleri yok etme karartma olay yerinden kaçmak maktüle yardım etmemek şeklinde ve suçu da devamlı inkarı, ayrıca her ne kadar tekerrüre esas olmasa da sanığın aynı mahkemeden daha önce aldığı taksirli yaralamadan dolayı mahkûmiyeti ayrıca 765 sayılı TCK'nın 491/2. maddesine muhalefetten dolayı mahkûmiyeti olmak üzere iki ayrı Adli sicil kaydının bulunması da nazara alınarak, mahal mahkemenin uygulamaları yerinde olup; Taksirli suçtan mahkûm olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinden,

TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanması yönündeki kısmın hükümden çıkartılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI gerekirken BOZMA yönündeki sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog