3. Hukuk Dairesi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2794 - 2023/1872
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/09/2021
NUMARASI : 2017/... Esas, 2021/... Karar
GEREKÇELİ KARARIN
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve 2017/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/11/2016 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyon ile seyir halinde iken sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... Sigorta A.Ş.tarafından ZMMS poliçesi ile ... plakalı aracın ise davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, her iki davalı şirkete başvuruda bulunduklarını ancak yapılan ödemelerin gerçek zararın çok altında olduğunu belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli iş gücü kaybından dolayı 100 TL, geçici iş gücü kaybından dolayı ise 100 TL olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatın başvuru tarihini takip eden 15.iş gününün bitimi tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının başvurusu üzerine 17/05/2017 tarihinde müvekkili şirket tarafından 33.122,67TL ödeme yapıldığını, davacı gerekli emniyet tedbirlerini almadığından dolayı müterafik kusurunun bulunduğunu bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, olayın hatır taşıması olduğunun tespit edilerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının maluliyeti tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının ticari faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş. (... Sigorta A.Ş.) vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirkete yapılan başvuru sonucunda 26/05/2017 tarihinde 29.476,12TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin başkaca sorumluluğunun bulunmadığını, davacının maluliyetinin ve tarafların kusur oranlarının uzman kişiler tarafından tespitinin gerektiğini, davacı gerekli emniyet tedbirlerini almadığından dolayı müterafik kusurlu olduğunu, olayın hatır taşıması olduğunun tespit edilerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Dava öncesinde Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesinden verilen 13/04/2017 tarihli rapora göre davacıda en az % 10 oranında kalıcı maluliyetin tespit edildiğini, yargılama aşamasında ise İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davacıda % 5 oranında maluliyet olduğunun ve iyileşme süresinin 4 ay olduğunun belirtildiğini, mevcut raporlar arasında yarı yarıya fahiş farkın ve çelişkinin bulunduğunu, ayrıca ATK raporda özürlülük ölçütü sınıflandırmasına göre rapor düzenlendiğini, Anayasa Mahkemesinin buna ilişkin iptal kararı verdiğini ve yargılaması devam eden dosyalarda Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği 'nin uygulanacağı karara bağlandığını, raporda daha önce dosyada mevcut bulunan Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi raporu tartışılmadığını, aradaki farkın neye göre oluştuğunun belirtilmediğini ve yine davacının çalıştığı iş kolunun belirtilmeden rapor düzenlendiğini, hesap raporunun da gerçeği yansıtmadığını, hesap raporunda davacının ücreti ve emeklilik yaşıyla ilgili hataların yapıldığını, davacının aktif yaşam süresi sonunun 46 yaş olarak alındığını, oysa dosyada mevcut bulunan hizmet belgesi incelendiğinde 60 yaşa tabi olduğunun ancak 2046 yılına kadar çalışabileceği dolayısı ile 65 yaşına kadar aktif çalışma yaşı olduğunun görüldüğünü, hesap raporunda ayrıca pasif dönem geliri 2020 yılı indirimsiz asgari ücret baz alınarak yapıldığını, ancak yapılan hesaplamanın 2017 senesi verileri kullanılarak düzenlendiğini, pasif dönem gelirinin eksik bırakıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde;
Davacı vekili maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğunu belirtmiştir. Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden alınacak rapora göre belirlenmesi gerekmektedir. 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının yaralanmasına neden olan kaza 18.11.2016 gününde meydana gelmiş olup buna göre davacının maluliyet raporunun 01/06/2015 gününde yürürlüğe giren ZMMS genel şartlarında belirtilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelik hükümlerine uygun olarak alınması usul yasa ve içtihatlara uygundur.
Daha önce Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13.04.2017 tarihli genel sağlık kurulu raporunda davacının maluliyetinin %10 oranında olduğu, yargılama sırasında alınan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30.09.2019 tarihli maluliyet raporunda ise davacının maluliyetinin %5 oranında olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğunun belirtildiği görülmekle, her iki rapor arasında çelişki bulunduğu, yine hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu raporunun Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 13.04.2017 tarihli genel sağlık kurulu raporu irdelenmeksizin düzenlendiği, hükme esas maluliyet raporu düzenlenirken davacının ast subay kıdemli üst çavuş olarak görev yaptığı hususunun değerlendirilmediği, tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında, raporlar arasındaki çelişkinin, davacının mesleği de ele alınarak ATK Üst Kurulu tarafından giderilmesi gerektiği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur
Davacı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Yerel Mahkemece yukarıda belirtilen maluliyet raporunun alınmasının ardından davacı vekilinin istinaf dilekçesi içeriğinde ve hesap raporuna itiraz dilekçesi içeriğinde belirttiği itirazlarının da değerlendirilmek üzere ek hesap raporu alınması gerektiği anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu bu aşamada inceleme konusu yapılmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Mahkemece maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davacı vekilinin rapora itirazları değerlendirilmek üzere ek hesap raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davacı vekilinin istinaf taleplerinin,
HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE, Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve 2017/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
4.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,
5.İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.HMK'nın 359/3. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
7.Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, İstinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.17/10/2023 Başkan- Üye- Üye- Katip- İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.