Esas No
E. 2022/4594
Karar No
K. 2023/5851
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2022/4594 E.  ,  2023/5851 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2012/1187 E., 2013/994 K.
SUÇ: Özel belgede sahtecilik

İNCELEME KONUSU

KARAR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı

KANUN YARARINA

BOZMA YOLUNA

BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2012/1187 Esas, 2013/994 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.05.2022 tarihli ve 2021/23430 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/80917 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/80917 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede,

Somut olayda, müştekinin Beypazarı Gençlik Hareketi Kültür ve Dayanışma Derneğine üye olduğu, dernek bünyesinde hiçbir seçime katılmadığı, oy kullanmadığı, yönetim kuruluna seçilmemesine rağmen, olay tarihinde Türkiye Gençlik Konfederasyonu başkanı olan sanığın müşteki yerine imza atarak ve müştekiyi başkan olarak göstererek müştekinin hakkında idari para cezası düzenlenmesine neden olduğundan bahisle yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma sırasında alınan 24/04/2012 tarihli bilirkişi raporu ile müşteki tarafından atılmadığı iddia edilen şikayete konu imzanın müştekiye ait olmadığının tespit edilmesi üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame tanzimini müteakip, yapılan yargılama neticesinde Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesince "dosyada yer alan sahte olarak düzenlenen belge aslı ve bilirkişi raporu incelendiğinde müşteki adına atılan yönetim kurulu başkanı olarak imzalanan belgedeki ... imzalarının müşteki elinden çıkmadığı, aldatma kabiliyetine haiz olduğu, belgelerin valilik makamından da geçtiği, müştekinin idare para cezasına hükümlendirilmesi nedeniyle yapılan işlemler sonucu aldatma kabiliyetinin mevcut olduğu, sonuç olarak bilirkişi raporu ve müştekinin iddiasının doğru olduğu, sanığın savunmasını doğrulamadığı" gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği,

Sanığın mahkumiyetine gerekçe olarak gösterilen 24/04/2012 tarihli bilirkişi raporunda, tetkike konu genel kurul sonuç bildiriminde müşteki ... adına atılı bulunan imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasen, müşteki ... elinden çıkmadığı, genel kurul sonuç bildirimi üzerinde kolaylıkla anlaşılabilir mahiyette herhangi bir sahtecilik arızası ve emaresi bulunmadığı, iğfal kabiliyetini haiz olduğu şeklinde açıklamalara yer verildiği anlaşılmış ise de,

Dosya kapsamına göre, özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, bir özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi, kullanılması gerektiği, ancak dosyada mevcut bilirkişi raporunun sadece müştekinin imza ve yazı örnekleri alınmak suretiyle hazırlandığı, sadece şikayete konu imzanın müşteki tarafından atılmadığının ve müştekiye ait olmadığının tespitinin yapılması sebebiyle, anılan raporun şikayet konusu belgede yer alan imzanın sanık tarafından atıldığına ve atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin kabulü ile cezalandırılmasına dayanak olamayacağı cihetle, özel belgede sahtecilik suçunun sanık tarafından işlendiğine dair dosya kapsamında mahkumiyete yeterli ve somut delil bulunmadığı nazara alınmadan, sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2012/1187 Esas, 2013/994 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

2.Sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2019/748 Esas, 2019/1046 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.

3.Bahse konu hükmün istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 30.06.2021 tarihli ve 2021/184 Esas, 2021/963 Karar sayılı kararı ile; "...Hükmün açıklanmasına esas teşkil eden Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2017/858 Esas, 2019/649 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 15.03.2021 tarih, 2021/2814 Esas ve 2021/2581 Karar sayılı kararı ile atılı "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmünün bozularak CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca sanığın beraatine kesin olarak karar verildiği, buna göre de ihbara konu suçtan yukarıda açıklandığı şekilde sanığın kanun yararına bozma kararı ile beraat etmesi nedeniyle CMK'nın 231/11 maddesi kapsamında deneme süresinde işlenmiş suçtan verilmiş ve kesinleşmiş ceza bulunmamakla, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi, kanuna aykırı olduğundan, Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11.10.2019 gün 2019/748 Esas ve 2019/1046 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün Ceza Muhakemesi Kanununun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.09.2013 gün 2012/1187 Esas ve 2013/994 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükmünün yasal şartları oluşmadığından AÇIKLANMASINA YER OLMADIĞINA..." şeklinde karar verilmiştir.

4.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 12.07.2021 tarihli ve 2021/27 Değişik İş sayılı kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 30.06.2021 tarihli ve 2021/184 Esas, 2021/963 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/80917 sayılı Tebliğnamesi ile; "...özel belgede sahtecilik suçunun sanık tarafından işlendiğine dair dosya kapsamında mahkumiyete yeterli ve somut delil bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği..." şeklindeki gerekçe ile Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2013 tarihli ve 2012/1187 Esas, 2013/994 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanun yararına bozulması talep olunmuştur.

6.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında; "...hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487-151 sayılı kararında; ...mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak;

CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.", şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir..." denilmektedir.

7.Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi, sanık hakkında yeterli delil bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiği nedenine dayanmakta ise de isteme konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olması ve hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının olanaklı görülmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.09.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.