Esas No
E. 2021/21851
Karar No
K. 2023/5883
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2021/21851 E.  ,  2023/5883 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/117 E., 2015/216 K.
SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli ve 2015/117 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında

1.Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrası (f) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2.Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafinin temyiz istemi; sanığın savunmaları nazara alınmadan eksik araştırma ile verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.Sanık ...'in katılan ...'dan almış olduğu mal karşılığında vermiş olduğu çeklerden Kuveyt Türk Bankası'na ait 7.000,00 TL bedelli çekin çalıntı olduğu ve çekin sanık tarafından doldurulup kullanılmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla dava açılmıştır

2.Sanık aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, soruşturma aşamasında katılandan aldığı laminant parke karşılığı suça konu çeki verdiğini, kendisinin de alacağına karşılık İstanbul Hilaller isimli şirketten Y. Ç.'den çeki aldığını, çalıntı olduğunu bilmediğini beyan ederken kovuşturma aşamasındaki savunmasında dayısı olan M. A.'nın kendisini Uşak'ta faaliyet gösteren İstanbul Hilaller isimli firmaya ortak ettiğini bu ortaklıktan sonradan haberi olduğunu, şirketten ayrılmak istediğinde şirket ortaklarından Y. Ç.'un alacağına karşılık suça konu çeki verdiğini, bu çekin laminant alımında dayısı tarafından kullanıldığını kendisinin laminant alışverişinin tarafı olmadığını beyan etmiş, soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadelerindeki çelişki nedeniyle sorulduğunda dayısının resmiyette bu işlerle ilgisi olmadığından soruşturma aşamasında onun adını söylemediğini çekin ön yüzündeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını sadece arka yüzdeki cironun kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.

3.Katılan ... mahkemedeki beyanında, sanığın yanında bir kişiyle iş yerine geldiğini çek karşılığında laminant parke almak istediklerini, çekleri bankaya sorduğunda sağlam olduğunun söylenmesi üzerine çekleri alıp malı teslim ettiğini, suça konu çeki takasa koyduğunda sahte olduğunun anlaşıldığını, zararının giderilmediğini, bu olaydan sonra başka şahısların da aynı şekilde hilaller firmasının çekiyle alışveriş yapmak için geldiğini ancak bu olay nedeniyle onlara mal satmayıp polise haber verip yakalattığını beyan etmiştir.

4.Mahkemesince sanığın çalıntı olduğunu bildiği çeki piyasaya sürmek ve alışveriş karşılığı kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği kabul edilerek mahkumiyet kararları verilmiştir.

5.Katılan vekilinin hüküm tarihinden sonra 23.10.2015 tarihli dilekçesinde katılanın zararı kısmen giderilmiş olduğundan şikayetlerinden vazgeçtiklerini, şartların varlığı halinde 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına muvafakat ettiklerini beyan etmiştir.

IV. GEREKÇE

1.Gerekçeli karar başlığında 20.05.2014 olarak gösterilen suç tarihinin suça konu çekin katılana verildiği tarih olan 26.12.2013 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

2.Sanığın, suça konu çalıntı çeki, bir şekilde ele geçirdikten sonra katılandan almış olduğu mallara karşılık olarak vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında; sanığın savunmalarında çekin sahte olduğunu bilmediğini, çeki kendisine getiren ve alışverişte kullanan kişinin dayısı olan M. A. olduğunu, çekleri İstanbul Hilaller isimli şirket yetkilisi Y. Ç.'nin verdiğini savunması ve bu kişilere ait adres bilgilerini mahkemeye sunmuş olması ve katılan vekilinin 23.10.2015 tarihinde şikayetten vazgeçme dilekçesi vermiş olması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, çekin ön ve arka yüzündeki yazı ve imzaların çekte keşideci olarak görünen ... İnşaat....Ltd.Şti yetkilileri, sanık ve tanıklara aidiyetinin tespiti için yetkin bir kurum veya kuruluştan uzmanlık raporu alınıp, sanığın savunmasında belirttiği kişilerin çekinme hakları hatırlatılmak suretiyle tanık olarak ifadelerine başvurulup, katılan ve sanık aynı celsede dinlenip, yüzleştirilerek çekleri katılana getiren kişinin sanık olup olmadığı tespit edilip, şikayetten vazgeçen ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakatleri olduğunu beyan eden katılan vekilinin dosya arasında vekalet örneğinin bulunmaması nedeniyle şikayetten vazgeçme yetkisinin olup olmadığının tespit edilemediği de gözetilerek bu husustaki eksikliklerin giderilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,

3.Kabule göre de:

a)Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu yönünden, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle teşdiden hüküm verildiği belirtilmesine karşın temel cezanın, atılı suçun hüküm tarihindeki alt sınırı olan 3 yıl hapis olarak belirlenmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

b)5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarihli ve 2015/117 Esas, 2015/216 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.09.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.