Esas No
E. 2021/22923
Karar No
K. 2023/5889
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

11. Ceza Dairesi         2021/22923 E.  ,  2023/5889 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2013/309 E., 2015/493 K.
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi Bozma, kısmi onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bafra 2. Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin, 14.09.2015 tarihli ve 2013/309 Esas, 2015/493 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 155 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci, 52 nci maddesi uyarınca, 1 yıl 15 gün hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebine yer vermediği görülmüştür.

III. OLAY VE OLGULAR

1.Katılanın yanında pazarlamacı olarak çalışan sanığın, dosyada tanık olarak beyanlarına başvurulan bir kısım borçlulardan tahsil ettiği satış bedellerini katılana vermemesi, yine tanık İ.K. adına düzenlenmiş tanzim tarihleri aynı olan 6 adet bonoda borçlu adına sahte imza atması biçimindeki eylemleri nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

2.Sanığın, paraları katılanın bilgisi dahilinde topladığını ve katılandan olan alacağından mahsup edildiğini, yine sahte bono düzenlemediğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği görülmüştür.

3.Katılanın ve dinlenen tanıkların oluşu doğruladığı, alınan bilirkişi raporunda 6 adet bono üzerindeki imzaların sanığa ait olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.

4.Mahkeme tarafından sanık savunması, katılan ve tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkûmiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE

A. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden

24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurunun ise katılan olduğu, dolayısıyla sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında subut konusunda ulaşılan sonuçta hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan "sahtecilik" suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılmasının gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak; somut olayda, suça konu bonoların farklı tarihlerde düzenlendiklerine ilişkin delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında tek bir belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerektiği ve birden çok sahte belgenin düzenlenmesi olgusunun 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilmeden, delillerin takdirinde hataya düşülerek sanık hakkında belirlenen cezadan, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca arttırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,

2.Kabule göre

a)Sanığın hükümlerde tekerrüre esas alınan Bafra(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/1010 Esas, 2012/546 Karar sayılı ilamına konu güveni kötüye kullanma suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılarak, 14.01.2022 tarihli ek karar ile uzlaşmanın sağlanması nedeni ile davanın düşmesine karar verildiği anlaşıldığından belirtilen hükümlülüğün tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydında sözü edilen ilamı dışında tekerrüre esas alınabilecek kayıt bulunmadığı halde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması,

b)5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bafra 2. Asliye Ceza Ceza Mahkemesinin, 14.09.2015 tarihli ve 2013/309 Esas, 2015/493 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden güveni kötüye kullanma suçu yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.09.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog