Esas No
E. 2023/1826
Karar No
K. 2023/1632
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/1826 Esas

KARAR NO: 2023/1632 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI: 2019/646 Esas - 2020/671 Karar

TARİH: 16/12/2020

DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/10/2023

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin; uzun yıllardır tekstil sektöründe halı ve kilim üzerine üretim ve satış yapan köklü bir firma olduğunu, davalı şirket i1e 11.03.2015 tarihinde anlaşarak, davalının örnek dairesinde kullanılmak amacıyla 6 adet el dokuması halıyı kendilerine sattığını, satış bedeli olarak da her metrekaresinin 500,00- TL olarak belirlendiğini, yapılan satış için 11.03.2015 tarihli toplam 15.646,00- TL bedelli fatura düzenlendiğini, fatura ile birlikte halıların davalı şirkete derhal teslim edildiğini ve davalı şirketin örnek dairesinde kullanılmaya başlandığını, fatura üzerinde bulunan imza ve kaşeden de bu durumun sabit olduğunu, davalı şirketçe fatura ve cari hesap bedelinin müvekkili şirkete ödenmediğini, bunun üzerine davalı şirket yetkililerine ulaşılmaya çalışıldığını, mailler gönderildiğini ancak herhangi bir sonuç alınamadığını, son çare olarak İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketçe yapılan icra takibine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini belirterek, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyaya yapılan itirazın iptaline, davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafın, dava dilekçesinde davalıyı ... Tic. Ltd. Şti. olarak gösterdiğini ve faturanın da yine aynı şirket adına düzenlendiğini, davanın ise ... adına ikame edildiğini, bu hususlar gözetildiğinde, davanın müvekkili şirket açısından husumetten reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin, 20 Haziran 2013 tarihli Ticaret sicil gazetesinde de görüleceği üzere "... Ticaret Limited Şirketi" iken tür değiştirerek "... Anonim Şirketi ... Anonim Şirketi" olduğunu, davacının, dava dilekçesine dayanak belge olarak gösterdiği 11.03.2015 tarihli faturanın ise "... Tic. Ltd. Şti" şirketi adına tanzim edildiğini, faturanın düzenlendiği tarihte ise müvekkili şirket "..." olarak faaliyetinde devam ettiğini, gerek dava dilekçesinde husumetin yanlış yöneltilmesi, gerekse de faturanın müvekkil adına düzenlenmemiş olması sebebiyle iş bu davanın husumetten reddinin gerektiğini, davacı tarafın, müvekkili şirketin borcu olduğunu, fatura alacağına dayanarak müvekkili şirket aleyhine takip başlatıldığını beyan etmişse de, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını, davacı yanın, her ne kadar faturanın konusunu oluşturan halıları müvekkiline teslim ettiğini beyan etmişse de; müvekkilce davacıdan halı alınmadığını, yani müvekkilinin, davaya konu edilen fatura ve muhteviyatından haberdar olmadığını, zira davacının söz konusu faturaları müvekkili şirket çalışanlarına teslim edildiğini, şirket çalışanlarının imzası ile alındığını ispat etmesi gerektiğini, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla;

HMK. 200 ve İİK. madde 67 hükümleri gereğince, davacı, varlığını iddia ettiği alacağını hukuken muteber şekilde ispat etmekle yükümlü olduğunu, müvekkiline söz konusu malların teslim edilip edilmediğinin davacı tarafça somut delillerle ispatlanmasının gerektiğini, davaya konu malların teslim edildiğine ilişkin sevk sevk irsaliyesi de düzenlenmediğini, müvekkili şirkete fatura gönderilmediği ve fatura ile birlikte söz konusu malların teslim edilmediğinin açık olduğunu, aksi halde davacı yan davaya konu alacak ve buna bağlı fatura ve malları müvekkili şirkete teslim ettiğini ispat edemeyeceğinden, huzurdaki davanın reddinin gerektiğini müvekkilinin, davacıya hiçbir borcu bulunmadığından; davacının faiz isteminin de haksız olduğunu, takip talebinde belirtilen faiz oranını, faiz başlangıç tarihini ve borcun tümünü kabul etmediklerini, davacının, şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin de haksız olduğunu, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, bu aşamada müvekkili şirkete tebliğ edilen bir ihtarname bulunmadığına göre, likit bir alacağı da bulunmadığının sabit olduğunu, likit olmayan ve muhakemeyi gerektiren alacaklarda, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi, gerek yasaların emredici hükümlerine, gerekse Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, sonuç olarak; haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, davacı yan aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 16/12/2020 tarih 2019/646 Esas 2020/671 Karar sayılı kararında; "...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; dava, davacı tarafından davalıya satılan halıların bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin olup, davacı tarafça bedeli talep edilen satışa konu halılara ilişkin fatura ve irsaliye sunulamamış olup, her iki tarafın ticari defter ve belgelerinden borç ve alacak kaydının bulunmadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının başlattığı icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, Davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkili şirket; uzun yıllardır tekstil sektöründe halı ve kilim üzerine üretim ve satış yapan köklü bir firma olduğunu, davalı şirket ile 11.03.2015 tarihinde anlaşarak davalının örnek dairesinde kullanılmak amacıyla 15 adet el dokuması halıyı kendilerine sattığını, satış bedeli olarak da her metrekaresi 500,00 TL olarak belirlendiğini, halılarIN davalı şirkete teslim edildiğini ve 11.03.2015 tarihli toplam 15.646,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, Davalı şirketçe fatura ve cari hesap bedeli müvekkili şirkete ödenmediğini, bunun üzerine davalı şirket yetkililerine ulaşılmaya çalışıldığını, mailler gönderildiğini ancak herhangi bir sonuç alınamadığını, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ...

E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Davalı şirketçe yapılan icra takibine itiraz edildiğini, yapılan itiraz neticesinde müvekkili şirket tarafından dava şartı zorunlu arabuluculuk kapsamında İstanbul Arabuluculuk Bürosundan başvuru yapıldığını ve arabuluculuk süreci anlaşmama olarak sona erdiğini, işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu ancak yerel mahkemece eksik inceleme yapılarak davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin eksik inceleme yaptığı ilk husus bildirilen tanığın dinlenmesi talebine ilişkin red/kabul herhangi bir karar verilmemesi olduğunu, yargılamada dayanılan delilin dosya kapsamına alınmayarak eksikinceleme yapıldığını, hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulduğunu, Yapılan yargılamada ticari teamüller, uygulamada - özellikle Kapalı Çarşı piyasasındaki- güven ilişkisi vs. Dikkate alınmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...

E. Sayılı dosyaya yapılan itirazın iptaline, davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedimesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki açık hesap ticari ilişki nedeniyle cari hesap ekstresine dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya kapsamından taraflar arasında TTK. 94 Madde kapsamında cari hesap sözleşmesi olmadığı anlaşılmıştır.

Davalı taraf, davacı ile arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını, davacı yanın, her ne kadar faturanın konusunu oluşturan halıları davalı tarafa teslim ettiğini beyan etmişse de; davacıdan halı almadığını, yani davaya konu edilen fatura ve muhteviyatından haberdar olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi ve HMK. 190 Maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Mahkemece 06/03/2020 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca, davacı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiş olup davacı vekilinin tanık dinletme talebi konusunda mahkemece karar verilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemece tarafların ticari defterleri inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, alınan bilirkişi raporunda;'' Davacı tarafın dava dilekçesi ekinde 11/03/2015 tarihli belge ibraz ettiği, ibraz ettiği belgenin fatura olduğunu olduğunu ifade ettiği, ibraz edilen belgenin VUK hükümlerine göre fatura şartlarını taşımadığı, ayrıca ibraz edilen belgenin davacı ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı gibi belge içeriği malların davalı tarafından teslim alındığına yönelik somut ve kanaat verici delil olmadığı, davacı tarafın ibraz edilen ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı, davalının ibraz edilen ticari defterlerine göre de davacıya herhangi bir borcunun olmadığı,'' belirtilmiştir.

HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte bilirkişi raporundaki tesbitler ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Somut olaya döndüğümüzde; davacı ve davalının ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde, davaya konu alacağın dayanağı olan VUK. göre fatura özelliği taşımayan belgenin davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafça belge içeriği malların davalıya teslim edildiğine yönelik delil ibraz edilmediği gibi davacı tarafın ibraz edilen ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı, davalının ibraz edilen ticari defterlerine göre de davacıya herhangi bir borcunun olmadığı tesbit edilmiş olup 6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhine delil sayıldığı, bu durumda ispat külfeti davacı tarafta olup tüm bu değerlendirmeler ışığında, ibraz edilen belge içeriği malların davalıya teslim edildiği ve davalıdan alacaklı olduğunun davacı tarafça kanıtlanması gerekmektedir.

Davacı tarafından belge içeriği malların davalıya teslim edildiği ve takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğunun isbat edilemediği ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden İlk Derece Mahkemesinin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/10/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog