3. Ceza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2009/24348 E. , 2012/6611 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1.Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'e karşı işlemiş olduğu yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükümlerin temyizen incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı işlemiş olduğu yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyizen incelenmesinde,
Sanıgın müştekiyi silahtan sayılan sopa ile hayati tehlike geçirecek şekilde ve vücutta kemik kırılmasına yol açacak şekilde yaralaması şeklindeki eyleminden dolayı 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son maddeleri gereğince ceza tayini yerine yazılı şekilde sopanın silah niteliğinde olduğu gözetilmeksizin 86/1, 87/1-d-son maddeleri gereğince uygulama yapıldıktan sonra ayrıca 87/3. maddesi ile artırıma gidildiği, TCK'nin 29. tatbiki ile 2 yıl hapis cezası verildiği anlaşılmıştır. Ancak doğru uygulama yapılacak olsa idi, 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son maddeleri gereğince tayin olunacak 5 yıl hapis cezasından TCK'nun 29 maddeleri gereğince yapılacak indirimlerden sonra sonuç ceza 2 yıl 6 ay hapis cezası olacaktı. Doğru uygulama yapılması halinde olayda 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Konuya ilişkin olarak Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 ... ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 sayılı kararındaki “ sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacaktır. Benzer konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.11.1988 ... ve 282-348 sayılı kararı ile 23.03.2004 ... ve 41-70 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır” şeklindeki açıklamalar ışığında somut olayımıza ilişkin olarak değerlendirme yapıldığında sanık hakkında 5728 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanma imkan ve kabiliyeti bulunmadığından bozma yoluna gidilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3.Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı işlemiş olduğu yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyizen incelenmesinde,
Sanığın mağduru silahtan sayılacak sopa ile yaşamını tehlikeye sokacak ayrıca sağ frontal kemikte ikinci derecede kırık meydana gelecek şekilde yaraladığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Yasanın 44. maddesi gereğince aynı eylem nedeniyle oluşan birden fazla neticesi sebebiyle ağırlaşan yaralamada sanığın en ağır netice doğuran arttırım nedeninden sorumlu tutulması gerektiği dolayısıyla sanık hakkında TCK'nin 86/1, 86/3-e ,87/1-d son maddeleri gereğince, hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. ve 326. maddesi gereğince kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 23/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi