Esas No
E. 2021/12900
Karar No
K. 2023/5028
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

9. Ceza Dairesi         2021/12900 E.  ,  2023/5028 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/386 E., 2015/472 K.
SUÇ: Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2015 tarihli ve 2014/386 Esas, 2015/472 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz isteği; beraat kararını temyizine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

Katılan ... ile sanık ... olay tarihinden önceden tanıştıkları ve olay tarihi olduğu belirtilen 10.01.2014 tarihinden 1 hafta önce katılan ...'ın sanığın şoförlüğünü yaptığı, katılanın zaman zaman sanığın evinde kaldığı, sanığın katılanın cinsel organına parmak sokmak suretiyle birkaç kez cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılması istemiyle Mahkememize kamu davası açıldığı, katılanın sanık kendisine tacizde bulunduktan sonra sanığın "bağırırsan seni hırsızlıkla itham ederim" dediği için bağırmadığını, olay sırasında evde alt katta sanığın yeğeninin bulunduğunu beyan ettiği, katılan ve sanık tarafın talepleri doğrultusunda tanıkların dinlendiği, sanığın evinde daimi olarak 7 yıldır çalışan tanık Gülseren'in "Katılanın sanığın şoförlüğünü yapma gibi bir durumu olmadığını, katılanın kendiliğinden misafir olarak sanığın evine gelip gittiğini ve bazen akşamları misafir odasında kaldığını, sanığın katılana yönelik cinsel bir hareketi olmadığını, olay günü kendisine sorulduğu şekilde herhangi bir bağırma ve çığlık sesi duymadığını, sanığın diyabet hastası olup düzenli ilaç kullandığını ve merdivenleri inip çıkarken kendisine yardımcı olduklarını" beyan ettiği, dosyada mevcut nüfus kaydına göre sanık ...'un 21.01.1932 doğumlu olup olay tarihinde 82 yaşında olduğu, sanığın aşamalardan itibaren üzerine atılı suçu kabul etmediği, katılanla 4-5 yıldır tanıştığını ve katılanın yaklaşık 10 kez evine geldiğini, bu zaman içerisinde katılanla herhangi bir cinsel yakınlaşmaları ve cinsel davranışı olmadığını, katılanın kendisinden durumunun sıkışık olduğunu söyleyerek 40.000 TL para talep ettiğini, bu parayı vermeyi kabul etmediğini, katılana daha önce 10.000 TL yardımda bulunduğunu bunu da geri vermediğini, katılanın 1-2 kez evinde misafir odasında kaldığını ancak olaydan önce gelip 3 gün evde kalmadığını beyan ettiği, sanığın aşamalardan itibaren atılı suçu kabul etmediği, sanığın inkara yönelik savunma anlatımlarının aksini ispatlar her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı maddi bir delil elde edilemediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun pek çok kararında belirtildiği üzere ceza yargılamasında amaç maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olup, ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden birisi de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk ya da masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan "in dubio, pro reo" olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir şüphenin sanık lehine değerlendirilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak suç vasfının tespitiyle buna dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Bu durum karşısında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair savunma anlatımlarının aksini ispatlar kuşku sınırlarını aşan, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V.KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2015 tarihli ve 2014/386 Esas, 2015/472 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog