Esas No
E. 2023/2851
Karar No
K. 2023/3568
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2023/2851 E.  ,  2023/3568 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/43 E., 2022/1238 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabulüne

Taraflar arasında görülen hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı ... davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde 01.09.1998 tarihinden 13.01.2007 tarihine kadar kesintisiz boyacı ustası olarak çalıştığını, en son maaşının 1.500,00 TL olduğunu, davalı şirketin işe giriş bildirgesini vermediğini, ilk sigorta girişinin 2000/2 döneminde olduğunu, müvekilline haber vermeden imzasını almadan davalı şirket bünyesinde veya başka şirketler bünyesinde sürekli işe giriş çıkış gösterdiklerini, müvekkilinin fasılasız olarak 02.09.1998-13.01.2007 tarihine kadar bilfiil çalıştığını, bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin gecikmesine neden olduğunu beyanla müvekkilinin belirtilen tarihler arasında çalıştığının tepitine ve başlangıç tarihinin 02.09.1998 tarihi olarak tespitine ve bu sürelerin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili, davalı iş yerinin 05.10.2005 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığını, davacının davalıya ait iş yerinde ilk olarak çalışmaya başladığı tarihin 05.08.2006 olduunu, bu durumun kurum kayıtlarında açıkça görüldüğünü, davacının imzasının da bulunduğu işe giriş bildirgesi ile sabit olduğunu, zaten 05.08.2006 tarihli davacının da imzasının bulunduğu işe giriş bildirgesi nedeni ile bu tarihten önceki tespiti isteminin reddi gerektiğini, tanık beyanları değerlendirilirken iş yerinde yürütülen işin niteliği tanıkların iş ve iş yeri hakkındaki bilgileri, tanıklık edilen dönemin üzerinden geçen sürenin uzunduğu, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olmasının dikkate alınması gerektiğini beyanla davanın reddini ileri sürmüştür.

Davalı işveren vekili, davacının müvekkil şirket bünyesinde sürekli bir iş akdi ile çalışmadığını, davacının boyacı olup günlük ücret karşılığında çalıştığını, şirketin tadilat işlerini aldığında davacının da bu tadilat işleri bitinceye kadar müvekkili şirkette günlük ücret kaşılığında çalıştığını, bu çalışmaların devam ettiği sürece de sigortasının müvekkil tarafından yapıldığını, müvekkil şirkette 1998 tarihinde kadar fasılasız olarak çalıştığı iddiasının doğru olmadığını beyanla açılan davanın reddini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2014 tarihli ve 2011/543 E. 2014/433 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1.Mahkeme kararına karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 19.03.2015 tarihli ve 2014/28314 E. 2015/5305 K. sayılı ilamında; Davalı işyerinin kapsamı, davacının davalı işyerinde hangi işlerde çalıştığı, bu çalışmalarının ne kadar süreyle yapılabileceği, buna göre çalışmasının tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği, çalışmanın varlığı ve süresi yöntemince araştırılmalı, işe başlama ve işten ayrılma tarihi şüpheye mahal vermeyecek şekilde tespit edilmeli, davacının çalışmış olduğu dava dışı işyerleri ile davalı işyeri arasında organik bağ bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmalı, organik bağ bulunmadığı tespit edilecek olursa, davacının davalı işyerinde ki ilk çalışmasının 12.11.2004 tarihi olduğu nazara alınarak hak düşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenmeli, dosyada mevcut dönem bordrolarında ismi bulunan ve mahkemece re'sen seçilecek tanıkların davaya konu uyuşmazlık ile ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı, tespit edilen bordro tanıklarının hangi dönemlerde davalı işyerinde çalıştıkları tespit edilmeli, mahkemece dinlenen bordro tanıkların beyanları arasında çelişki olursa bu çelişki usulünce giderilmeli, aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler, komşu işyeri tanıkları re’sen saptanarak dinlenilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İkinci Bozma Kararı

1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 21.11.2018 tarihli ve 2015/281 E. 2018/708 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Dairemizin 15.10.2019 tarihli, 2019/773 E. 2019/7444 K. sayılı ilamında; somut dosyada öncelikle hizmet cetvelinde bildirim yapan işverenler tek tek belirlenerek davacının bu iş yerlerinde çalışıp çalışmadığı, çalışmasının nasıl olduğu, davalı işveren tarafından bu iş yerlerine çalışmak üzere gönderilip gönderilmediği hususlarında davacının beyanı alınmalı, davalı iş yeri ile bu iş yerleri arasında organik bağ olup olmadığı araştırılarak tespit edilmeli, farklı iş yerleri olduğunun tespit edilmesi halinde hak düşürücü süre değerlendirilmeli, davacının farklı iş yerlerinde çalışmadığı iddiası varsa bu hizmetlerin iptali sağlanmadan hizmet tespiti yapılamayacağından, bu durumda dava dışı diğer işverenler HMK 124 üncü madde gereğince davaya dahil edilmeli, toplanacak bütün bütün deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir. gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının hizmet dökümünde 1065485 olarak görülen ve Küçükçekmece SGM nin 11.05.2012 tarihli yazısında ... olarak bildirilen işveren ile ilgili olarak 20.01.2014 tarihli Kadıköy SGM cevabı ekindeki işveren bilgisine göre işveren davalı ... İnşaat olup yapılan iş tadilat ve dekorasyon işi olduğu, işyerinin kanun kapsamında çıkış tarihinin davacının işten çıkışının yapıldığı 27.07.2006 tarihi olduğu anlaşılmış, bu sebeple davacının 16.06.2006-27.07.2006 arası çalışmalarının da davalı işveren nezdinde gerçekleştiği kabul edilmiştir. Prime esas gün sayıları ve prime esas günlük kazanç tutarları bakımından bozma gerekçesi oluşturmadığından bozma öncesi rapordaki gibi dönemler için davacının PEK ve çalışma günleri aynen kabul edilmiş, 06.01.2001 sonrası çalışmalarının tamamının davalı işveren nezdinde geçtiği kabul edilerek bu dönem çalışmaları kesintisiz olduğundan hak düşürücü süre, hizmetin sonlandırıldığı 01.01.2007 tarihinden itibaren dava tarihi olan 26.12.2011 tarihinde 2017 yılı sonuna göre hesaplama yapılmıştır, hak düşürücü sürenin oluşmadığı, ancak 15.12.2000 öncesi çalışmalarının ise hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilmiş dava dışı ... işyeri ile ilgili olarak yukarıda açıklandığı şekilde bu işyerinin davalı şirket işyeri olduğu tespit edilmiştir. davacının çalışmasındaki kesinti 16.06.2006 tarihinde gerçekleşeceğinden, davacının ... 27.07.2006 öncesi çalışmalar hak düşürücü süreye uğramış olup, davanın kısmen kabulüne, davacının 06.01.2001-12.11.2004, 30.11.2004-16.06.2006, 27.07.2006-05.08.2006, 04.12.2006 12.12.2006, 01.01.2007-13.01.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ...

davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, kararda gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu, davalı Kurum vekili ise eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, çalışmanın ispatlanamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 02.09.1998-13.01.2007 tarihleri arasında çalıştığının ve prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesidir.

3.Değerlendirme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesi uyarınca; "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun'un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun'un 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.

Somut olayda; davacı 02.09.1998-13.01.2007 tarihleri arasında çalıştığının ve prime esas kazancının tespitini talep etmiştir.

Mahkemece, hükmün gerekçesinde; davacının hizmet dökümünde 1065485 sicil nolu ... ünvanlı iş yerinin davalı ... İnşaat ...Ltd.Şti.'ne ait iş yeri olduğu bildirildiğinden 16.06.2006-27.07.2006 arası çalışmalarının da davalı işveren nezdinde gerçekleştiği kabul edilmiş, 06.01.2001 sonrası çalışmalarının tamamının davalı işveren nezdinde geçtiği kabul edilerek bu dönem çalışmaları kesintisiz olduğundan dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçmediği, ancak 15.12.2000 öncesi çalışmalarının ise hak düşürücü süreye uğradığı, davacının çalışmasındaki kesinti 16.06.2006 tarihinde gerçekleşeceğinden, davacının ... 27.07.2006 öncesi çalışmalar hak düşürücü süreye uğradığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne, davacının 06.01.2001-12.11.2004, 30.11.2004-16.06.2006, 27.07.2006-05.08.2006, 04.12.2006-12.12.2006, 01.01.2007-13.01.2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

Hükmün gerekçesinde önce 15.12.2000 öncesi çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığının, devamında 27.07.2006 öncesi çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığının belirtilmesi ve bu şekilde birbiriyle çelişen ifadelerle gerekçe oluşturulmak suretiyle karar verildiği gözetildiğinde hüküm ile gerekçe arasında da çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

03.04.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 506 sayılı Kanun HMK md.124
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.