3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hitaben yazmış olduğu 16/11/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının avukatı özetle, davalının müvekkil kurumla reklam sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye istinaden reklam hizmeti aldığını, bu hizmetlerden Ocak, Şubat, Mart ve Nisan 2022 dönemlerine ait reklam borcunu vadesi geçtiği halde ödemediğini, bunun üzerine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı tarafından yapılan itiraz sonunda takibin durmasına karar verildiği ,bunun üzerine müvekkil firmanın alacağının tahsili için iş bu itirazın iptali davasını açtığını, reklam yayınlama bedeli olarak tahakkuk ettirilen takip ve dava konusu faturalara davalı tarafından yasal süresinde herhangi bir itiraz yapılmadığını beyan ederek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Dava dilekçesi ile eklerinin davalıya usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde;Davacı ... tarafından 20.06.2022 tarihinde Küçükçekmece ... İcra Müd. .... Esas Sayılı dosyası ile davalı ....’e ödeme emri gönderilmiş, Ocak, Şubat, Mart, Nisan 2022 dönemi faturalarından kaynaklı 1.409.607,57 TL asıl alacak + 28.089,65 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.437.697,22 TL’nin temerrüt faizi ile tahsili,
TBK 100 mad. gereği kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve ferilerine mahsubu talep edilmiştir. Davalı ödeme emrini bila tarihinde tebliğ almış, davalı vekilinin aynı tarihte 14.09.2022 tarihinde takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde takip durmuştur. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi .... tarafından sunulan 24/03/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının 2022 takvim yılı defterlerinin tasdikleri zamanında yapıldığı, muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulduğu ve delil olma niteliğini taşıdığı, davacı kurum davalının hazırladığı reklam filmlerini kendi televizyonlarında Ocak, Şubat, Mart, Nisan 2022 aylarında göstermiş ve reklam gösterim bedeli olarak tanzim ettiği 15 adet fatura ile 1.494.603,37 TL davalıyı borçlandırmış ve davalının ödediği 84.995,80 TL. sının bu tutardan tenzili neticesinde davalının ödemediği borcu 1.409.607,57 TL. kaldığı, davacının asıl alacak ve ferileri için icra takibi başlattığını ancak davalının borca itirazı üzerine takibin durduğunu, davacının itirazın iptali için dava açtığını, faturaların hizmet faturası olarak tanzim edildiğinden irsaliye düzenlenmediği, ancak gerek davalıya ait reklam filmlerinin oynatma talebi tanzim etmesi gerekse reklam filmlerinin televizyonlarda gösterilmesi ile faturada yazılı hizmetin yapıldığı ve faturanın davalıya tebliğ edilmiş sayılacağı, faturaların vade tarihi davalının tanzim edip imzalayarak davacıya verdiği reklam oynatma talepnamesinde (bu talepnameler davacının tanzim ettiği her faturanın ekinde mevcut) fatura tarihinden itibaren 30 gün olarak tespit edildiği, davacı kurumun hesaplayıp icra takibine verdiği 28.089,65 TL yıllık adi kanuni faizin mevzuata uyun olduğu, davacı tanzim ettiği faturaları Bs formu ile vergi dairesine bildirdiğine dair görüş bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 07/07/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... arasında davacı kurum tarafından davalıya reklam hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğu, davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 1.409.607,57 TL alacaklı olduğu,
davalı tarafından incelemeye herhangi bir ticari defter ve belge ibraz edilmediği, davalı vergi dairesinden celp edilen Ba formlarının incelenmesinde ise 2022 yılında davalının davacıdan alım olarak 10 adet 1.192.545,76 TL (KDV dahil) beyan ettiği, davalının davacının 5 adet 302.056,70 TL’lik faturasını beyan etmediği, dosya münderecatında davacının alacağına dayanak sadece Ocak/2022 dönemi faturalarının olduğu, davalının kayıtlarına almadığı veya beyan etmediği faturaların ise Şubat, Mart, Nisan 2022 dönemlerine ait olduğu, bu nedenle tarafımdan davalının beyan etmediği faturalar yönünden, fatura içerikleri ile hizmetin verilip verilmediği yönünden bir değerlendirme yapılamadığı, hal böyle olmakla birlikte davacı ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin alınan bilirkişi raporunda, davacının her bir faturasının dayanağı reklam yayın talebinin fatura ekinde bulunduğunun ifade edildiği,
Mahkememizce davacı alacağının kabulü halinde, takip öncesinde 28.089,65 TL işlemiş faiz talep edildiği, dosya münderecatında davacının takip öncesinde davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir delil vasıtasına rastlanmadığı, ancak yanlar arasındaki sözleşmede ödeme vadesinin 30 gün olarak belirlendiği,
Mahkememizce davacının takip öncesi işlemiş faiz talep edebileceğine kanaat edilmesi halinde 24.521,42 TL takip öncesi işlemiş faiz hesaplandığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Dava itirazın iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir.
Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.”Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. "
Örneğin faturalara dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.Tek taraflı düzenlenen faturalar hiçbir zaman bir akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp , akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir.Bu nedenle faturanın geçerli olabilmesi için mal ve hizmetin verildiğine dair belge sunulamaması durumunda faturaların karşı tarafın defterlerinde de kayıtlı olması gerekir. Davacı ... icra takibinde ödenmediğini iddia ettiği alacak için takibe girişmiştir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olduğu anlaşılmıştır.Kendisi lehine bir olaydan hak çıkaran taraf ispat külfeti altındadır.Davacı ... tek taraflı olarak tanzim ettiği faturalara davalı ... itiraza uğramıştır.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır.
HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir.
HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
İcra takibine konu borcu kabul etmeyen davalı yargılamaya katılmadığı ve uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerini ibrazı hususunda kendisine usulüne uygun şekilde muhtıra gönderilmesine ve verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkememize sunmamış olup alınan bilirkişi raporundan davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 1.409.607,57.-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğinden davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında, davacı tarafından davalıya reklam hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişkinin olduğu, davacının cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine davalı aleyhine icra takibine geçtiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı ... tanzim etmiş olduğu faturaları yasal ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği, davacının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 1.409.607,57-TL alacağının olduğu,davalının ticari defterlerini kendisine yapılan usulüne uygun ihtarata rağmen ibraz etmediği,söz konusu reklam hizmetinin,davalı tarafından verilen reklam yayın talep formlarından ve faturalar gözönüne alındığında yapıldığı ve HMK'nın 222/3.maddesi uyarınca,davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacının usulüne uygun tuttuğu ve kendi lehine delil teşkil eden ticari defterlere göre iddiasını ispat ettiğinden davanın kısmen kabulü ile davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 1.409.607,57-TL asıl alacak ve 24.521,42-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 1.434.128,99-TL üzerinden kısmen iptali ile takibin devamına ,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olması gerekli olup davacı alacağının likit olduğu anlaşıldığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen miktarın %20'si üzerinden davacı yararına icra inkâr tazminatı verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 1.409.607,57.-TL asıl alacak ve 24.521,42.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.434.128,99.-TL yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/1.maddesi uyarıca değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
2.Davacının,fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3.Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 286.825,79.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4.Alınması gerekli 97.965,35 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 17.363,79 TL harç ile 7.188,49 TL icra veznesine yatan harcın mahsubu ile bakiye 73.413,07 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
5.Davacı tarafından ödenen 80,70 TL Başvurma Harcı, 17.363,79 TL Peşin harç, 7.188,49 TL icra veznesine yatırılan harç ile 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 24.632,98 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6.Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 186.730,32 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7.Davacı tarafından yapılan 9 tebligat + posta ücreti 462,50.-TL bir bilirkişi ücreti 8.000,00 TL olmak üzere toplam 8.462,50 TL olan yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranı gözönüne alınarak 8.441,50.-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
8.6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 390,00 TL x 2 saat= 780,00 TL) X 2 = 1.560,00 TL arabulucuk ücretinden,1.556,13.-TL'sinin davalıdan,3,87.-TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
9.Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 550,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı,davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 21/09/2023 Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .. ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪