10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/5773 E. , 2023/7554 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen sigortalılığının ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin kurum işlemlerinin iptali, borçlu olmadığının tespiti ve kesilen yaşlılık aylığının bağlanarak ödenmesi istemli davada verilen karar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddi üzerine davalı Kurumun temyiz talebi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... 3. İş Mahkemesi’nin 2013/172 Esas ve 2015/196 Karar sayılı kesinleşmiş kararı ile bağlanan aylığın, Kurum tarafından sahte sigortalılık olduğundan bahisle kesilmesi işleminin iyiniyet kurallarına uymadığından, yargı kararının icra edilmesi hakkının adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olduğundan, iptale konu sigortalılık dönemi olan 2010 yılında denetim ve gözetim görevini Kurumun bazı beyanlara istinaden davacının çalışmasının olmadığının sigortalılığının iptalinin hukuksuz olduğunu, sahte sigortalılık geçtiği iddia edilen 3 işyerine ilişkin açılan ceza dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğinden, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesi işleminin iptaline, davacının 01.09.2013 tahsis tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen aylıkların ödenmesi gereken aylardan itibaren yasal faizi ile ödenmesine, ödenen aylıkların iadesine ilişkin borç tahakkuku işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili, davacının sigortalı olarak gözüktüğü işyeri hakkında soruşturma yapıldığını, işyeri sahiplerinin gerçek işyeri sahipleri olmadığını, fiili olarak çalışmadığı halde kuruma çalışıyor bildirilen kişilerin yüksek prime esas kazanç bildirdiklerini, bu nedenle yüksek miktarda iş göremezlik ödenekleri alarak Kurumu zarara uğrattıklarını, sahte işyerlerinin tespiti ile Kurumca resen tescil yapıldığını, sahte sigortalılıkların iptal edildiğini, Kurum zararı nedeniyle borç çıkarıldığını, davacının çalışmalarının da gerçek çalışmaya dayanmadığından iptal edildiğini, Kurum işleminin yasaya uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2016 tarih ve 2014/1071 Esas 2016/234 Karar sayılı sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davacının ...ün sahibi oldukları ...Tekstil şirketinde geçen hizmetlerinin gerçek ve fiili çalışma niteliğinde olduğunun tespiti ile davacının 01.09.2013 tarihi itibarıyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve ödenmeyen her bir aylığın ödenmesi gereken aylardan itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespitine, davalı kurumun davacının yaşlılık aylılığının kesilmesine ve kesilen yaşlılık aylıkları yönünden 55.329.02 TL borç tahakkuk ettirilmesine ilişkin (08.09.2017 itibarıyle ) aksine kurum işlemlerinin iptaline, karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde davalı Kurum vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 10.03.2021 tarihli ve 2020/7735 E. 2021/3051 K. sayılı bozma ilamında, "...davacının iptale konu sigortalılık dönemine ilişkin işyeri dosyası ile dönem bordroları ve davalının çalışmaları ile ilgili tüm bilgi, belge ve kayıtlar davalı kurumdan ve işverenden istenilmeli, Kurum müfettiş raporu de irdelenmek suretiyle bu işyerinden sigortalılık bildirimleri iptal edilenler ile iptal edilmeyen sigortalılar ayrıştırılıp sigortalılığı iptal edilmeyenler mevcutsa bunların bordro ve çalışma kayıtlarındaki bildirim dönemleri ile davacının iptal edilen dönemi örtüşenler tanık olarak dinlenmeli, şayet tüm sigortalıların bildirimlerinin iptal edildiğinin anlaşılması halinde komşu işyeri bordro tanıkları ve işverenleri, işyeri kayıt ve bordroları da celbedilmek suretiyle tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanları arasında çelişki oluşursa giderilmeli, davalının ilgili dönemler itibariyle işyerindeki çalışmasının gerçek/fiili olup olmadığı ve niteliği yöntemince araştırılmalı ve uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. ... Denilmek suretiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Dava konusu döneme ilişkin olarak işyerinden sigorta bildirimleri içerisinde davacı ve bir kısım çalışanların hizmet bildirimlerinin iptal edildiği, diğer çalışanlarının ise sigorta bildirimlerinin iptal edilmediği görülmektedir. Bu durumda öncelikle dava konusu döneme ilişkin olarak sigorta bildirimleri iptal edilmemiş bordro tanıklarının dinlenilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda 1100245 sicil numaralı işyerinden 08.06.2009-32.22.2009 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’ın alınan ifadesinde işyerinde gündüz çalıştığını, davacıyı tanımadığını beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 08.06.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’nın alınan ifadesinde işyerinde gündüz çalıştığını, davacıyı tanımadığını beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 15.09.2009-31.12.2009 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’in alınan ifadesinde davacının işyerinde bekçilik yaptığını, gece mesailerine kaldıkları zamanlarda davacıyı gördüğünü beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 08.06.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’ın alınan ifadesinde davacının işyerinde gece bekçiliği yaptığını, gece mesailerine kaldıkları zamanlarda davacıyı gördüğünü beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 08.06.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’ın alınan ifadesinde davacının işyerinde gece bekçiliği yaptığını, gece mesailerine kaldıkları zamanlarda davacıyı gördüğünü beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 08.06.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’in alınan ifadesinde davacının işyerinde gece bekçiliği yaptığını, geceleri davacıyı işyerinde gördüğünü beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 08.06.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’ın alınan ifadesinde davacıyı tanımadığını, işyerinde gece bekçilik yapan birisinin olduğunu ancak kim olduğunu bilmediğini, davacıyı işyerinden çıkarken bir kez gördüğünü beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 10.07.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’ın alınan ifadesinde davacının işyerinde gece bekçiliği yaptığını, gece mesailerine kaldıkları zamanlarda davacıyı gördüğünü beyan etmiştir.
Ayrıca 02.05.2014 tarih 121007/SRŞ/09 sayılı müfettiş raporunda davacı hakkında beyanları alınan ...’ın tanık olarak beyanlarının alınması amacıyla usulüne uygun olarak davetiye gönderilmiş, duruşmaya mazeretsiz olarak gelmemesi nedeniyle hakkında ihzar müzekkeresi yazılmış ise ... hazır edilememesi nedeniyle dinlenememiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 27.08.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’nin alınan ifadesinde davacıyı tanımadığını, kendisinin gündüzleri terzi olarak çalıştığını, davacının gece bekçilik yapmış olması halinde kendisini göremeyeceğini, davacıyı gündüzleri işyerinde görmediğini, davacı gece çalışmış ise buna ilişkin bir bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. 1100245 sicil numaralı işyerinden 27.08.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimi olan bordro tanığı ...’nın alınan ifadesinde davacının işyerinde gece bekçiliği yaptığını, gece mesailerine kaldıkları zamanlarda davacıyı gördüğünü beyan etmiştir.
Öncelikle her ne kadar dinlenilen bordro tanıkları ..., ... ve ...’nın ifadelerinde davacıyı tanımadıklarını beyan etmiş iseler de, dinlenen diğer bordro tanıklarının ifadelerinde davacının işyerinde gece bekçilik yaptığını beyan ettikleri, buna göre işyerinde gündüz çalışan kişilerin gece çalışan bir kişiyi görmemelerinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu hali ile bordro tanıklarının beyanları arasında bir çelişkinin bulunmadığı, anılan tanıkların ifadeleri doğrultusunda davacının işyerindeki çalışmasının fiili olmadığına delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmelidir.
Görüldüğü üzere yukarıda belirtilen tanıklar dışında, bildirimleri iptal edilmemiş adı geçen bordro tanıklarının ve müfettiş raporunda adı geçen ve davacı hakkında beyanı alınan bordro tanığının ifadelerinde davacının, dava konusu işyerinde gece bekçilik yaptığını beyan ettikleri, buna göre davacının 1100245 sicil numaralı işyerindeki 01.08.2009-01.02.2010 tarihleri arasındaki hizmet akdine tabi çalışmasının gerçek ve fiili olduğu kanaatine varılarak, bu yöndeki Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının yaşlılık aylığı bağlanması talebi yönünden yapılan incelemede; Mahkememizin 18.06.2015 tarih 2013/172 Esas 2015/196 Karar sayılı ilamı ile tutuklulukta geçen süreye ilişkin borçlanmanın geçerli olduğunun tespitine, davacının 02.08.2013 tarihli yaşlılık aylığı talebi gereği askerlik borçlanmasının ödendiği tarihi takip eden 01.09.2013 tarihi itibarıyla 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a sigortalılık kolundan yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.02.2016 tarih 2015/18950 Esas 2016/2166 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verildiği, anılan ilam doğrultusunda davacıya 55 yaş, 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 hizmet günü koşullarının karşılanması nedeniyle 506 sayılı Kanun’un geçici 81/a maddesine göre 01.09.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı görülmektedir. Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Mahkeme ilamında davacının tahsis talebi olan 02.08.2013 tarihi itibarıyla, “Taraflar arasında ihtilafsız bulunan 07/08/1986-30/07/2013 tarihleri arası 3078 gün, 5110 sayılı yasanın 41-f bendi kapsamında tutuklulukta geçen 08/12/1992-17/09/1993 tarihleri arası 281 gün ve 330 gün askerlik borçlanması ve 21/02/1990-14/08/1991 arası ...
23.İş mahkemesinin 2013/415-2014/351 E.K sayılı ilamına istinaden 463 gün hizmeti toplamı 4152 gün sigortalılık süresi vardır.” şeklinde hesaplama yapıldığı, bu tarih sonrasında davacının 1100245 sicil numaralı işyerinden 181 gün, 1105236 sicil numaralı işyerinden 267 gün ve 1110712 sicil numaralı işyerinden 115 gün sigortalılık sürelerinin iptal edildiği, bu şekilde geriye 3589 gün sigortalılık süresinin kaldığı, ancak yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda davacının 1100245 sicil numaralı işyerinden 181 günlük çalışmasının gerçek olduğu kanaatine varıldığından, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Mahkememizin 18.06.2015 tarih 2013/172 Esas 2015/196 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacının tahsis talebi olan 02.08.2013 tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanun’un geçici 81/a maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazandığı, Kurum tarafından yaşlılık aylığının kesilmesi ve ödenen aylıkların borç olarak tahakkuk ettirilmesi işleminin yerinde olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ..." gerekçesiyle davanın kabulüne,
1.Davacının 1100245 sicil numaralı işyerinde 01.08.2009-01.02.2010 tarihleri arasında hizmet akdine tabi çalışmasının gerçek ve fiili olduğunun tespitine,
2.02.05.2014 tarih 121007/SRŞ/09 sayılı rapora istinaden davacıya bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesine ve ödenen aylıkların borç olarak tahakkuk ettirilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline,
3.02.05.2014 tarih 121007/SRŞ/09 sayılı rapora istinaden davacıya ödenmeyen yaşlılık aylıklarının, hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, mahkemenin beyanlarını esas aldığı tanıklar ... ve ...’ın davacı ile menfaat birliği bulunduğu, komşu işyeri tanıklarının davacının fiili çalışmasına ilişkin görgülerinin bulunmadığını, müfettiş raporunun aksinin ispat edilemediğini beyan ederek; İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalılığının ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin kurum işlemlerinin iptali, borçlu olmadığının tespiti ve kesilen yaşlılık aylığının bağlanarak ödenmesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2.506 saylı Kanun'un geçici 81 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunu'nun 86/9 uncu maddesi, hükümleridir.
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır.
Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3.Değerlendirme
1.Eldeki davada, davacının 1100245 sicil numaralı işyerindeki 01.08.2009-01.02.2010 tarihleri arasındaki hizmet akdine tabi çalışmasının gerçek ve fiili olduğu yönündeki mahkeme kararı yerinde ise de, yaşlılık aylığının bağlanması yönünden verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacıya ...
3.İş Mahkemesinin E.2013/172 esasa kayden açmiş olduğu dava neticesinde verilen ve Dairemizce onanmak suretiyle kesinleşen 18.06.2015 tarihli ve K.2015/196 sayılı karar ile 08.12.1992-17.09.1993 arası tutuklukta geçen süreyi 5510 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi kapsamında borçlanma işlemini geçersiz sayan kurum işleminin iptali ile borçlanmanın geçerli sayılmasının tespitine, davacının 02.08.2013 tarihli tahsis talebi gereği, askerlik borçlanmasını ödediği tarihi takip eden 01.09.2013 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a sigortalılığı kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ödenmesi gereken aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiş, bu defa dava dışı 245 sicil no.lu ...Tekstil-... unvanlı işyerinden davacı adına yapılan bildirimlerin 02.05.2014 tarihli müfettiş raporu gereği 01.08.2009-01.02.2010 tarihleri arasında 107 gün süreli sigortalılığının iptal edilmesi üzerine Kurum tarafından davacıya 01.09.2013 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının kesilerek 01.09.2013- 08.09.2017 tarihleri arasında yersiz ödeme olarak 55.329,02 TL borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmıştır.
Buna göre, işbu davaya konu edilen dava dışı işyerinden yapılan ve müfettiş raporu gereği iptal edildiği belirtilen sigortalılık süreleri ile dosya kapsamında yer alan ve davacıya 01.09.2013 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin mukteza tablosunda, anılan işyerinden bildirilip de iptal edilen dolayısıyla yaşlılık aylığı hesabında dikkate alınmadığı belirtilen sigortalılık süreleri arasında farklılık olduğu anlaşılmakla, davalı Kurumdan 01.09.2013 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığının bağlanmasında, yıllar itibariyle hangi sigortalılık sürelerinin esas alındığı, davacının hangi dönemler arasındaki hangi sigortalılık sürelerinin iptal edildiği ve aylığa esas alınmadığı sorularak net bir şekilde belirlenmeli, öte yandan yukarıda anılan ve kesinleşen mahkeme kararı ile hangi dönemde ne kadar sigortalılık süresinin tahsise esas alındığı da Kurumdan sorularak açıkça ortaya konulmalı, böylelikle tahsis koşullları buna göre belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.